17 Nisan Köy Enstitüleri Bayramının 86.yıldönümünü idrak ederken anımsanması gerekenler

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

17 Nisan Köy Enstitüleri Bayramının 86.yıldönümü kutlu olsun!

Bayramdır

Çünkü: Türk milletinin efendisine uygarlık taşıyacak

Birazın çok üstünde buruk bir bayram.

Çünkü: 7 Nisan 1940 tarihinde kabul edilen 3803 Sayılı Köy Enstitüleri yasası TBMM’ce kabul edilmişti.

* Büyük bir devrimi hamlenden geri kalan öretmen ve usta öğreticilerin rehberliğinde öğrencilerin alın teriyle inşa edilmiş olan Köy Enstitüleri yerleşkelerdeki yapılar ören yerine dönüştüler.

* Daha nitelikli eğitim vaadiyle  “Taşımalı Eğitim” sistemi ilk kez ANAP (Anavatan Partisi) iktidarı döneminde, 1989-1990 eğitim yılında başlatılmış yılların köy okulları katılmaya başlar.

* 2002 yılında 32.401 olan köy okulu sayısı, günümüzde 13 binler seviyesine geriledi

* O mübarek ellerin yaptığı yapılarda okutup, okuyup bilgi taşıyan ebediyete intikal eden Saffet Arıkan, H. Ali Yücel, İ.H. Tonguç ve onun sağ kolu F.O. Bayır  olmak üzere  öğretmenlerin, sağlık dağıtan sağlık memuru/ebeleri saygı ve  sevgiyle anıyorum. Yaşamda olanlara sağlıklı esin ve esenlikler içinde olanları temennimdir. 17.04.2026 Cuma

BAZI ANIMSATMALAR:

· Yasanın görüşülmesi sürecinde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içinden toprak ağaları, gericiler, cumhuriyet düşmanları ve farklı çıkar grupları karşı çıktılar.

· Köy Enstitüsü yasasının görüşülmesi sırasında, yoğun tepkilerle karşılaşıldı.

· Bu yasaya karşı çıkan, muhalefet edenlerin önde gelenleri Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü, Yahya Kemal Beyatlı ve Kazım Karabekir gibi daha sonra Demokrat Parti’nin kurucularıdır.

· Yasa, oturumda bulunan 426 milletvekilinden 148’inin meclisi terk etmesiyle, 278 milletvekilinin oyu 3803 sayılı yasa kabul edildi.

· Köy çocukları bu okullarda iş içinde yüksek nitelikli eğitimle donatan bu model, cumhuriyetin fırsat eşitliği projesinin zirve noktasıydı.

· Enstitülerde haftalık “eleştiri günleri” yapılırdı. Öğrenciler okul müdürünü bile tüm okulun önünde yapıcı bir şekilde eleştirebilir, demokratik katılımı yaşayarak öğrenirlerdi.

· Köy Enstitülü öğretmen sadece bir “ders anlatıcı” değil; köyün ziraatçısı, sağlıkçısı, marangozu ve kültürel lideriydi. Köylüye modern hayatın her alanında rehberlik ederdi.

· Her enstitü bulunduğu bölgenin iklimine ve ekonomik yapısına göre şekillenirdi. Ege’deki okul bağcılık üzerine uzmanlaşırken, Doğu Anadolu’daki hayvancılık üzerine yoğunlaşmıştı.

· Karma eğitime bugün de karşı çıkan zihniyet, o günün koşullarında bu enstitüler üzerinden ağır iftira kampanyaları yürüttü.

· CHP İdaresi 1946 seçimlerinde Hasan Ali Yücel ve ilerici kadroları büyük ölçüde tasfiye etti. Partiye sağın hâkim olmasına İnönü sessiz kaldı.

· 1946 seçimlerinden sonra da Köy Enstitülerinde bilinçli bir yozlaştırma süreci başlatıldı.

· Köy Enstitüleri kapatıldıkları 1954 tarihine kadar 1400’ü kadın, 18 bin 600’ü erkek toplamda 20 bin öğretmen, yaklaşık 1600 sağlık memuru yetiştirdi. Daha önce kapatılan Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü’nden ise 213 öğrenci mezun oldu.

· Köy Enstitüleri kapatıldıkları 1954 tarihine kadar 1400’ü kadın, 18 bin 600’ü erkek toplamda 20 bin öğretmen, yaklaşık 1600 sağlık memuru yetiştirdi. Daha önce kapatılan Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü’nden ise 213 öğrenci mezun oldu.

· Yazar Fakir Baykurt, 1999’da şöyle diyordu:

–  Köy Enstitüleri olmasa birçok arkadaşım gibi ben de okuyamaz, öğretmen olamazdım.

–   Bunun yerine çok adanmış bir tarikatçı olurdum.

–  Enstitüler ağır karalama kampanyalarının altıda ezildiği halde, oralarda yetişip fire olan köy çocuğu sayısı azdır.

–   Sert yellerin önünde bükülmeden görev başında kalmayı, Türkiye’nin esenliği için çalışmayı sürdüren bu insanların değerini, yerli yabancı birçok kimse kavramıştır.

–  Bunu bizim yöneticilere kavratmak hala zordur nedense..



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. mahmut demirkol avatarı
    mahmut demirkol

    köy enstitüsü okulları kapanalı uzun yıllar oldu.defteri kapandı.artıları vardı eksileri vardı..geleceğe bakalım.bu okulla ilgili hep olumlu tarafı reklam ediliyor.olumsuz tarafı neden saklanıyor.olumsuz tarafını yazsam birileri ya kafasını duvara vurur.yada beni yalanlamaya kalkar..Özellikle yeni nesil gerçekleri bilmiyor.okuda din bilgisi ahlak bilgisi dersi varmıydı?mezunlardan kaç kişi namazkılar ver oruçtutar yada haca giden kaç kişi. zamanın bakanı ve orta öğretim genel müdürü nelerden suçlanmıştırkapatılma sebeplerin başında öğrenciler marksit maocu leninci gibi sınıflara ayrılmıştı.bayramlarda kızlar şortlarla tören yapıyordu.okulda 3 kişye namaz kılma izni verilmişti……………….itiraz edenler araştırsın ama kızmasın

    1. Alihan Şen avatarı
      Alihan Şen

      Mahmut bey, size katılmıyorum. Köy enstitüleri komünist yuva olmadı. Köy enstitülerinde din düşmanlığı olmadı. Din ve ahlak dersini öğrenmek isteyen insan annesinden ve babasından öğrenir. Önemli olan halkın bilinçlenmesiydi. Biz İsviçre’de yaşamıyoruz. Etrafımız ateş çemberi. NATO ezberlerinden çıkın.

  2. Hürriyet Öztürk avatarı
    Hürriyet Öztürk

    Mahmut Demirkol ne demek istiyorsun?

    Ahlak ve din dersinin okullarda işi yok, onu Anandan, babandan öğrenirsin.

    30 gün veya 60 oruç tutmak herkesin kendi sağlığı için önemli, din ile hiçbir ilgisi yok. 11 ay, adamın yemediği bok kalmaz; 1 ay oruç tutar, Kabeye şeytan taşlamaya, oraya gelen kadınlara tecavüz etmeye gittikten sonra, neymiş Haccı Baba, namuslu, dinli imanlı olurmuş.

    Kız çocuklarının, genç kızların şort giymesi veya kısa etek giymesi, gayet normaldir.Daha doğrusu hem kadının, hemde erkeğin şort giymesi normaldir.
    Kadın ve erkeğin bacağında hiç bir fark yok.

    Ana problem Mahmut Demirkol senin kafanda. Sen evindeki, eşine kız çocuklarına ne gözle bakıyorsun.? Bu piskolojik sapıklık tedavi edilmesi gerekiyor.Tedavi edilecek kişide sen ve senin gibiler, sokaktaki kadının,kız çocuklarının arkasına bakmak, göüsüne bakmak senin gibi sapıkların işi.

    Seni; ne 30 gün tuttuğun oruç, nede Namaz nede Makke ziyareti temizler.
    Evindeki kız çocuğuna şort giydi diye kötü gözle bakan, beyni sulanmış kişilerden Türkiyemin kurtulması lağzım.

    Bir insanın ailesi cahil ise, çocuklarıda cahildir.

    Mahmut Demirkol, sen bu kafayla cevreye çok mikrop saçarsın. Önce kendini, nefsini terbiye et, Ahlak ve insan piskolojisi üzerine kitaplar yazılmış al oku?

    Hayatında bu güne kadar kaçtane kitap okudun? Kaçtane yavancı dil konuşuyorsun?

    Beyni sulanmış 80 yaşındaki, gidip kendine 10 yaşındaki, ekonomik gücü olmayan, fakir, bir çocuğu, çocuk hakklarını çiğneyerek eş olarak nikahlanması normal mi? Bunu , namaz kılan, oruç tutan, hacca giden İslam dini adı altında yapıyor, senin müslüman kardeşlerin.

    1. Alihan Şen avatarı
      Alihan Şen

      Aynen katılıyorum, Mahmut Demirkol gibiler NATO ezberlerinde takılı kalmış. Din ile gelişen ülke yok. Eğer din ile gelişseydi Suriye, Irak, Afganistan, Yemen vb. ülkeler Danimarka, İsveç, Finlandiya, Almanya vb. ülkelerden çok daha gelişmiş olurdu. Din ve ahlak dersini öğrenmek isteyen insan annesinden ve babasından öğrenir. IŞİD, El Kaide, Taliban, Hamas, FETÖ vb. cihatçı terör örgütlerini yaratan Köy Enstitüleri değildi. PKK, DHKP-C, TİKKO, THKP-C vb. Marksist/Leninist terör örgütlerini yaratan Köy Enstitüleri değildi.

  3. Erdoğan Özgenç avatarı
    Erdoğan Özgenç

    Köleye özgürlüğün, birey olmanın önemini anlatamazsınız…
    Yobaza insan haklarını ve laik düzeni anlatamazsınız…
    ***
    Ha birde aklı beyni bacaklarının arasında olana kadının çocuk makinesi olmadığını, kadın erkek eşitliğinin tanrının bir lütfu olduğunu anlatamazsınız…
    ***
    Neyse…
    ***
    Buraları yobazların kusmalarını temizleme yeri değildir…
    Ancak;
    Herkeste bizim gibi düşünmek zorunda da değildir…
    ***
    Gelelim Köy Enstitülerine…
    ***
    1940 yılında kurulan Köy Enstitüleri, sadece bir eğitim kurumu değil, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin kültürel, ekonomik ve toplumsal bağımsızlığının en temel taşlarından biriydi…
    ***
    Devlet bu temeller üzerinde yükseldi, bugüne kadar da her türlü saldırıya rağmen dimdik ayakta…
    Vatan hainleri saldırdı, yıkılmadı..
    Yobazlar..
    Din tüccarları, ajanlar saldırdı yıkılmadı…
    ***
    Dediğim gibi bu vizyoner proje, şu özellikleriyle devletin köklerini sağlamlaştırdı:
    -Öze Dönüş:
    Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç öncülüğünde, Anadolu’nun kendi dinamiklerine uygun ve tamamen özgün bir model olarak tasarlandı…
    -Aydınlanma Hareketi:
    Köylüyü sadece okuryazar yapmakla kalmadı; tarımdan sağlığa, sanattan inşaata kadar her alanda donanımlı aydınlar yetiştirdi…
    -Üretim ve Eğitim Birlikteliği:
    İş için, iş içinde eğitim, ilkesiyle, öğrencilerin hem zihinsel hem de fiziksel olarak üretime bizzat ve yenilenerek katılmalarını sağladı…
    ***
    Bugün aynı şeyleri yapan bir eğitim sistemi var mı?
    ***
    Bir yanlışlığı düzeltelim; din dersleri cinsel davranış ve ahlak dersleri değildir…
    Kılık kıyafet uzmanı…
    Moda tasarımcısı değildir. Günah savar ise hiç değildir…
    Suç aklama makinesi de…
    ***
    Din dersi alanlar hırsızlık yapmazlar, taciz ve tecavüz etmezler, değiller…
    İlim İrfan dersi alanlar gibi…
    Suç işlemek, günaha girmek insanın aile yapısı, terbiyesi ve yaşam koşulları ile ilgilidir…
    Kişilik DNA yapısıyla alakalıdır..
    ***
    Erik dalından limon ya da portakal meyvesi düşmez…
    Düşmedi…
    Düşmeyecek…
    ***
    Köy Enstitüleri devletin temellerini attı, öğretmenleri ise devleti ayakta tutan Türk kültürünü ve aile bağlarını inşa etti…
    İnsanı ne bacağı…
    Ne eli kolu…
    Ne göğüsleri…
    Ne cinsel organları yüceltmez…
    ***
    Aynı şekilde bunlar göründüğü için de özellikle kadınları, kız çocuklarını ahlaksız yapmaz…
    Küçültmez ..
    Görünen ulusların kadınları dünyayı mutlulukla yönetiyor, insanlığa yön veriyor…
    Görünmeyen ulusların mutsuz kadınlarını erkekler yönetiyor..
    ***
    Son söz; dönemin en zor şartlarıyla en güzel en iyi olanları yapıldı…
    Ülke coğrafyanın yıldızı ve örnek ülke oldu…
    Bu süreçte herkes üzerine düşen ne varsa yaptı…
    Hiçkimse sorumluluk almaktan kaçmadı…
    ***
    Bugünün en gelişmiş ve zengin şartlarında yapılan okullardaki eğitimin kalitesi Köy Enstitülerinden daha düşük seviyede ise-ki öyle- azıcık aklı beyni vicdanı olanın bu denli küçümsememesi gerekir…
    ***
    Geçmişi kötüleyerek gelecek inşa edilemez..
    Yağlayıp yıkayarak da değil…
    Daha iyisi, daha güzeli için ders dersler alınır…
    Geleceğin asıl sahiplerine bırakılır…
    ***
    Cumhuriyeti kuranlar kolayca kurmadılar ki, dinci gerici yobazların kolayca yıkmalarına izin verelim…

    Hoşçakalın…

    1. Alihan Şen avatarı
      Alihan Şen

      Erdoğan bey, aynen katılıyorum. Biz İsviçre coğrafyasında yaşamıyoruz. Bizim etrafımız ateş çemberi. Rusya-Ukrayna savaşı, İran-İsrail savaşı, Ortadoğu’da cihatçı terör örgütlerinin cirit atması, Balkanlarda çatışma, Kafkasyada çatışma, Afganistan’da Taliban’ın güçlenmesi bizzat Türkiye’yi etkiliyor. Biz çiçek bahçesinde yaşayan millet değiliz. Ülkemizde PKK, FETÖ, DHKP-C vb. belalarla uğraşıyoruz. Türkiye’de din çok hassas konudur. CIA, MI6, BND, Mossad vb. istihbarat servisleri Türkiye’yi etnik, din, mezhep üzerinden kışkırtıyor. O yüzden Türkiye’yi İsviçre zannetmeyi bırakıp gerçeklerle yüzleşmeliyiz. Siyasi ve ideoloji kavgalarını bırakmanın zamanı geldi. Din ve ahlak dersini öğrenmek isteyen insan annesinden ve babasından öğrenir. Yatıp kalkıp Atatürk’e ve arkadaşlarına teşekkür etmeliyiz. Atatürk ve arkadaşları olmasaydı Türkiye ve Türk milleti Filistin’den, Lübnan’dan, Yemen’den, Afganistan’dan beter olurdu. Cumhuriyet’te bizim, Osmanlı’da bizim, Selçuklu’da bizim, Göktürk’te bizim.

  4. […] 17 Nisan Köy Enstitüleri Bayramının 86.yıldönümünü idrak ederken anımsanması gerekenler […]

  5. MEHMET BOZ avatarı
    MEHMET BOZ

    Sn. Demirkol’un çok sayıda savı(iddia) var!
    Ancak savlarının dayanağı olan bir belgeye gönderme(atıf) yapmamış.
    Din ve ahlak meselesi Köy Enstitülerine karşı olan feodal ve tarikatçıların en güçlü argümanlarından biridir.
    Köy Enstitüleri, cumhuriyetin ilanı ile birlikte ülke kırsalındaki eğitim sorununu çözmek ve kalkınmayı sağlamak amacıyla akılcı ve laik bir eğitim modeliydi.
    Enstitülerde yalnızca teorik dersler alan öğretmenler yerine köylünün gerek duyabileceği her alanda donanımlı( tarım, hayvancılık, arıcılık, madencilik, sebze ve meyve yetiştiriciliği, dikiş nakış, sağlık, ebelik, ayakkabıcılık gibi) pek çok konuda bilgili öğretmenler yetiştirilmek amaçlanmıştır
    1946 seçimleriyle çok partili (sözde) demokrasiye geçilince iktidarını koruyan CHP döneminde başlayan Köy Enstitülerine yönelik olumsuz tutum 1950’de DP iktidarında da artarak sürmüş ve kapatmasıyla sonuçlanmıştır. CHP ve DP’lilerin çoğunluğu , enstitülerdeki bütün uygulamaları dinî ve millî değerlere aykırı görülmüş ve ağır ithamlarda bulunmuşlardır.
    Ancak ciddi kaynaklara göre Köy Enstitülerinde ibadet ve oruç uygulamalarında, doğrudan resmi bir yasaklama olmadığı gibi öğrencilerin bireysel ibadet özgürlüklerine ve oruç tutma gibi dini vecibelerini yapabilecekleri ortam oluşturulmuştur.
    “Bir kişinin atacağı dev adımları değil, bin kişinin atacağı insan adımlarını özlüyorum.” diyen bilge adam Mili Eğitim Bakanı H.Ali Yücel, Köy Enstitüleri kuruluş gerekçesini şöyle açıklar:
    “ Biz Kurtuluş Savaşı’ndan sonra, sosyal hayatımızda yaptığımız büyük devrimleri köylere götürecek adam(insan) yetiştirmek istedik.
    Çünkü: Ümmet devrinin böyle bir adamı vardı. Bu imamdır. İmam, insan doğduğu vakit kulağına ezan okuyarak, vefat ettiği vakit mezarının başında telkin vererek, doğumundan ölümüne kadar manen köylünün hâkimidir.
    Bu manevi hâkimiyet, maddi tarafa da intikal eder. Çünkü: Köylü hasta olduğu vakit de sual mercii imam olur. Biz imamın yerine, devrimci düşüncenin adamını göndermek istedik. İşte Köy Enstitüleri fikri böyle doğdu.” (İmece, Ocak 2011)

    Ve Köy Enstitüleri Yasasının (17.4.1940- sayı: 3803 ) mimarı İ. Hakkı Tonguç ise demokrasi hakkında
    * 1947 yılında toplumsal yaşama ait şunları yazmış
    -Köy güzelleştirilmedikçe bütün memleket güzelleştirilemeyecek; köy canlanmadıkça umumi hayat canlanamayacak; köylü gülmedikçe şehirli de gülemeyecektir.( Canlandırılacak Köy kitabından/ İlk baskı:1947)
    * 1954 yılında şunları yazmış.
    – Demokrasinin iki çeşidi vardır.
    – Biri zor ve gerçek olanı, öbürü de kolayı, oyun olanı…
    -Topraksızı topraklandırmadan, işçinin durumunu sağlama bağlamadan, halkı esaslı bir eğitimden geçirmeden olmaz birincisi, köklü değişiklikler ister.
    – Bu zor demokrasidir ama gerçek demokrasidir.
    -İkincisi kâğıt ve sandık demokrasisidir.
    -Okuma yazma bilsin bilmesin; toprağı, işi olsun olmasın, demagojiyle serseme çevrilen halk, bir sandığa elindeki kâğıdı atar. Böylece kendi kendini yönetmiş sayılır. Bu oyundur, kolaydır.
    -Amerika bu demokrasiyi yayıyor işte.
    -Biz demokrasinin kolayını seçtik, çok şeyler göreceğiz daha…
    ***
    Yorum hanesinde yazılanları okuyunca tartışma kültürüne ilişkin temel prensiplerin sarfı nazar eylendiğini gördüm. Herkesin aynı düşüncede olmasını beklemek eşyanın tabiatına aykırı bir haldir.Ancak değerli çok sayıda üyesi olan Türkiye Biz’e saygı gereği uygun bir biçemle( üslup ) yazmak yelerin sorumluluğu olmalıdır.
    Geçmişte olup bitenleri doğru anlama konusunda Değerli felsefeci ve şair Afşar Timuçin aşağıdaki düşüncesini değerli bulmaktayım.
    TARİH NEDİR SORUSUNA İLİŞKİN:
    · Bilinç yetkinliği ölçüsünde geçmişi kavrama ve geleceği kurma gücü taşır.
    · Geçmişi anlamak da geleceği tasarlamak da usun ayrıştırıcı ve bileştirici gücünü gerektirir.
    · İnsan daha çok geçmişe eğilimlidir. Bu eğilim yetersiz bilinçte artar ve duygusallıkla sarılır.
    · Sağlıklı bilinç geçmişe takılıp kalmaz: o her zaman her yerde gereklinin izini sürer, özel olarak geleceğe bağlanır, olması gerekeni kollar.
    · Sağlıklı bilincin geçmişe yönelişi daha çok güçlü bir geleceğe adanmışlık adınadır.
    · Geçmişte geleceği kurmaya yarayacak veriler vardır. Amaç geçmişte yitip gitmek değil geçmişin deneyimlerini yeni bir bakışla gelecek için işe yaratmaktır.
    · Bilinçli kişinin işi dünden çok yarın ile ilgilidir.
    · Bilinçli insanın işi olabilecek olanın gerçekleşebilir olanın peşindedir.
    · Bir çağı bir dönemi bir olayı temel özellikleriyle kavramaya çalışmak, bunun için belgeler ve daha başka dayanaklar aramak ileriye dönük bilinçlerin işidir.
    · Demokrat insan ahlakı öncelikle başkalarına saygıyı temel alan, geçmişi ve geleceği bir bütün olarak gören, insanlığın geleceğini dert edinen ve kendini insanlığın geleceğine adamış insanın ahlakıdır.
    · Hepimiz geleceğe dünden ve bugünden değerler taşımak zorundayız dediğine göre yıldönümleri yalnızca sulu sepken anılıp geçiştirilecek günler hiç değildir.” demekte.

    Sonuç olarak:
    Köylerin boşaltılıp kentlere boca edildiği,
    Devletin ve halkın borçlarının ödenemez mertebeler çıktığı,
    Diplomalı işsizliğin ve ev gençlerinin sayısının ürkütücü saylara ulaştığı,
    Emeklilerin günlük yaşam gereksinmelerini karşılamaktan ırak aylık gelire mahkum edilmesi Köy Enstitülerinin kapatılmış olmasının acı sonuçların faturası olduğunu düşündürmekte.
    ( BU YAZI DERLEMEDİR)

  6. […] 17 Nisan Köy Enstitüleri Bayramının 86.yıldönümünü idrak ederken anımsanması gerekenler […]

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar

  • PENELOPE  Πηνελόπη Başkentimiz ANKARA’da , geçtiğimiz hafta, NATO ‘ya üye ülkelerin yöneticilerinin mutat toplantılarını…

  • 1971-73 yıllarında Erzincan’da, 3. Ordu Komutanlığı Karargahı Sağlık Başkanlığı’nda çalıştım.…

  • Yıllar önce Akdeniz Üniversitesinden gelen bir bayan doçent, Heilbron’da Türkiye’nin…

  • Sn. Çelik’in, kendi yaşamı üzerinden yapılan devrimlerle Cumhuriyet bireyinin kazanımlarından…

  • Küresel Finans Krizi: Lehman Brothers İflas Başvurusunda Bulundu. 15.09.2008 Küresel…

  • YENİ PARTİ… Bugünlerin en çok konuşulan konularından birisi; seçilmiş CHP…

  • KOLAYI VAR… Ne uğraşıyorsunuz?.. Niye zaman kaybediyorsunuz?.. Niye; vatandaşı aptal…