Köleye özgürlüğün, birey olmanın önemini anlatamazsınız…
Yobaza insan haklarını ve laik düzeni anlatamazsınız…
***
Ha birde aklı beyni bacaklarının arasında olana kadının çocuk makinesi olmadığını, kadın erkek eşitliğinin tanrının bir lütfu olduğunu anlatamazsınız…
***
Neyse…
***
Buraları yobazların kusmalarını temizleme yeri değildir…
Ancak;
Herkeste bizim gibi düşünmek zorunda da değildir…
***
Gelelim Köy Enstitülerine…
***
1940 yılında kurulan Köy Enstitüleri, sadece bir eğitim kurumu değil, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin kültürel, ekonomik ve toplumsal bağımsızlığının en temel taşlarından biriydi…
***
Devlet bu temeller üzerinde yükseldi, bugüne kadar da her türlü saldırıya rağmen dimdik ayakta…
Vatan hainleri saldırdı, yıkılmadı..
Yobazlar..
Din tüccarları, ajanlar saldırdı yıkılmadı…
***
Dediğim gibi bu vizyoner proje, şu özellikleriyle devletin köklerini sağlamlaştırdı:
-Öze Dönüş:
Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç öncülüğünde, Anadolu’nun kendi dinamiklerine uygun ve tamamen özgün bir model olarak tasarlandı…
-Aydınlanma Hareketi:
Köylüyü sadece okuryazar yapmakla kalmadı; tarımdan sağlığa, sanattan inşaata kadar her alanda donanımlı aydınlar yetiştirdi…
-Üretim ve Eğitim Birlikteliği:
İş için, iş içinde eğitim, ilkesiyle, öğrencilerin hem zihinsel hem de fiziksel olarak üretime bizzat ve yenilenerek katılmalarını sağladı…
***
Bugün aynı şeyleri yapan bir eğitim sistemi var mı?
***
Bir yanlışlığı düzeltelim; din dersleri cinsel davranış ve ahlak dersleri değildir…
Kılık kıyafet uzmanı…
Moda tasarımcısı değildir. Günah savar ise hiç değildir…
Suç aklama makinesi de…
***
Din dersi alanlar hırsızlık yapmazlar, taciz ve tecavüz etmezler, değiller…
İlim İrfan dersi alanlar gibi…
Suç işlemek, günaha girmek insanın aile yapısı, terbiyesi ve yaşam koşulları ile ilgilidir…
Kişilik DNA yapısıyla alakalıdır..
***
Erik dalından limon ya da portakal meyvesi düşmez…
Düşmedi…
Düşmeyecek…
***
Köy Enstitüleri devletin temellerini attı, öğretmenleri ise devleti ayakta tutan Türk kültürünü ve aile bağlarını inşa etti…
İnsanı ne bacağı…
Ne eli kolu…
Ne göğüsleri…
Ne cinsel organları yüceltmez…
***
Aynı şekilde bunlar göründüğü için de özellikle kadınları, kız çocuklarını ahlaksız yapmaz…
Küçültmez ..
Görünen ulusların kadınları dünyayı mutlulukla yönetiyor, insanlığa yön veriyor…
Görünmeyen ulusların mutsuz kadınlarını erkekler yönetiyor..
***
Son söz; dönemin en zor şartlarıyla en güzel en iyi olanları yapıldı…
Ülke coğrafyanın yıldızı ve örnek ülke oldu…
Bu süreçte herkes üzerine düşen ne varsa yaptı…
Hiçkimse sorumluluk almaktan kaçmadı…
***
Bugünün en gelişmiş ve zengin şartlarında yapılan okullardaki eğitimin kalitesi Köy Enstitülerinden daha düşük seviyede ise-ki öyle- azıcık aklı beyni vicdanı olanın bu denli küçümsememesi gerekir…
***
Geçmişi kötüleyerek gelecek inşa edilemez..
Yağlayıp yıkayarak da değil…
Daha iyisi, daha güzeli için ders dersler alınır…
Geleceğin asıl sahiplerine bırakılır…
***
Cumhuriyeti kuranlar kolayca kurmadılar ki, dinci gerici yobazların kolayca yıkmalarına izin verelim…
Hoşçakalın…






Bir yanıt yazın