KUR’AN’da; kandil de yok,
kutlaması da yok!
Mevlid, regaib, miraç, berat;
farklı isimlerle, sürekli
camilerde mevlütlü,
televizyonlarda, sosyal medyada
bir kandil kutlamasıdır gidiyor!
Üstelik hepsine sayfalar dolusu
dinin sahibi ya da ortağı peygambermiş gibi
rivayetler hikayeler uydurulmuş.
DİN’in tek sahibi TANRI’nın Kitabı,
DİN’in tüm kurallarının-hukukunun
tek kaynağı KUR’AN’da
bunların hiçbiri yok!
Üstelik bütün bunlar
KUR’AN’da var mı diye
KUR’AN’a bakan,
bu konuda
açık, net hüküm içeren AYET,
TANRI SÖZÜ arayan, soran, araştıran da yok! Yok!!!
Kutsal geceler-kandiller hakkında uydurmaların sınırsızlığına
en kötü örnek olan miraç kandili;
TANRI elçisi-peygamberimizi
ata bindirip(?) göklere uçurup
astrofizik yasalarına, akla aykırı,
TANRI ile namaz(?) pazarlığı(!) yaptıracak kadar,
insanın TANRI karşısında
had-sınır bilmezliğini, saygısızlığını ortaya koyan korkunç,
ürpertici uydurma bir rivayet!
KUR’AN’da önemle anılan
tek gece var; o da Kadr gecesi ve
geceye önemini veren,
geceyi anlamlı kılan;
TANRI Sözü olması nedeniyle
asıl KUR’AN’ın önemi, değeri!
Yani kutsal olan gece değil KUR’AN.
KUR’AN;
TANRI Vahyinin
ışık-nûr-aydınlatıcı bilgi olarak;
insanlığa barış, güvenlik, selamet, kurtuluş, esenlik getirmek için
bir GECE
insanlık aleminine ilk inişini
(Kadr sûresi,1-5)Ayetlerde anlatır.
TANRI’nın Vahyini,
elçisine aracısız, direkt indirdiği
bu GECEde,
TANRI’nın Vahyi nasıl bildirdiği,
olayın nasıl gerçekleştiği de;
(Necm,4-10)Ayetlerde anlatılır.
(Necm,4-10)”O parça parça gelen
Kur’an ayetlerini Muhammed uydurmadı. Onlar, Allah tarafından bildirilen Vahiydir. O Kur’an ayetlerini elçisine, en büyük güç sahibi olan Allah şöyle öğretti.
Üstün güç ve otoritenin sahibi,
en yüksek ufukta dikildi-
görkemi her yanı kapladı.
Sonra inip iyice yaklaştı. Araları iki yay aralığı kadar, belki de daha yakın oldu.
O anda, Allah vahyedeceğini
kuluna vahyetti-bildirdi.”
İşte hepsi bu;
sayfalar dolusu, kutsallaştırılmış(!)
sayısız hikaye, rivayet, iftira yerine;
açık, net TANRI SÖZÜ,
KUR’AN BİLGİSİ.
Tam,
KUR’AN’a aykırı kandilleri yazarken;
yine hiçbir açıdan
KUR’AN’sal dayanağı olmayan
yeni bir tartışma gördüm;
cenazeye, kutsal camiye(!),
başörtüsüz gelinmez tartışması!
Üstelik tartışmayı başlatanlar
akademik eğitimli ünlüler!
Gelenek haline gelmiş,
bu bitmez tükenmez
sapmalardan, tartışmalardan
tek bir Kitapla, KUR’AN’la
kurtulmak mümkün!
Geleneğini yaşamak isteyen yaşasın ama başkasına bunu,
KUR’AN – TANRI isteğiymiş gibi
dayatmasın, zorlamasın,
baskı uygulamasın!
DİN’de,
dinin tek kaynağı KUR’AN’da
olmayan bir kuralı
varmış gibi dayatıp
TANRI’nın koymadığı
hükmü koyarak
TANRI’ya hüküm ortaklığı yapmasın!
(Yusuf,40)”Hüküm, ancak-yalnızca Allah’ındır(hüküm koyma yetkisi sadece O’nundur).”
(Bakara,170)”Ortak koşanlara:
‘Allah’ın indirdiği Kur’an’a uyun!’ denilince: ‘Hayır, biz, atalarımızı
neyin üzerinde bulduysak ona-
geleneğe uyarız.’ derler.
Peki, ya ataları akıllarını kullanmayan ve
kılavuzlandıkları doğru yolu bulamamış kimseler olsalar da mı?”
Kutsal gecelerle(!?)
uğraşan insanlık;
gecelerini, karanlığını aydınlatacak
tek bir ışık, tek bir Kitap,
hayatın GERÇEĞİ KUR’AN ile;
TANRI-ALLAH Sözleri ile
aydınlığa, doğruya,
dosdoğru yola gideceğine;
kul sözleri ile şirk bataklığına,
zifiri karanlığa doğru yol alıyor!
(A’raf,174)”Doğruya-doğru yola-hakka-gerçeğe dönmeleri için ayetleri-ilkeleri ayrıntılı-uzun uzun anlatıyoruz-
işte ayetlerimizi ayrıntılı olarak açıklıyoruz ki aklınızı başınıza toplayıp, Allah’a ortak koşmadan-
şirkten dönebilesiniz.”




Bir yanıt yazın