Sn. Çelik’in yazdığına göre çeşitli illerden 27 Aralık’ta Ankara’ya gelip Tandoğan’dan Aslanlı yola kadar olan alanı dolduran binlerce duyarlı yurttaş buradan Anıtkabir’e yürümüş.
Bu tür kendiliğinden gelişen hareketler örgütlü bir yapıya dönüştürülemez ise umut besleyenlerin elleri böğürlerinde kalır.
Temennim mevcut iç siyaseti milli rotaya sokacak bir örgütlü yapıya evrilmesidir.
Konuya katkı olması için bir kısa öykü (anekdot) eklemeyi gerekli gördüm.
25 Mayıs 1919 günü Havza’ya doğru üç araba ile yola çıkan Mustafa Kemâl Paşa ve kurmayları, yolda devamlı bozulan arabaları yüzünden sıklıkla durmak zorunda kalıyorlardı.
Kavak bucağına doğru tırmanırken araba yine bozulur. Mustafa Kemâl Paşa ve arkadaşları arabadan iner ve biraz ötede tarlada çift sürmekte olan köylünün yanına giderler. Selamlaştıktan biraz sohbet ettikten sonra paşa sözü memleketin içinde bulunduğu duruma getirir ancak köylü pek oralı olmaz. Bunun üzerine paşa:
“Hemşeri… düşman Samsun’a asker çıkaracak belki buraların hepsini ele geçirecek, sense rahat rahat toprağı sürüyorsun” der.
Köylünün bu sözlere tepkisi ise (yıllardır süren savaşlar nedeniyle Türk köylüsünün durumunu özetleyecek şekilde) şöyle olur:
“Paşa, paşa, sen ne diyon. Biz, üç kardeştik iki de oğul vardı. Yemen’de, Kafkas’ta, Çanakkale’de hepsi elden gitti. Bir ben kaldım. Ben de yarım adamım. Evde sekiz öksüz ile üç dul kalmış kadın var. Hepsi benim sabanımın ucuna bakar. Şimdi, benim vatanım da, yurdum da nah şu tarlanın ucu. Düşman oraya gelinceye dek benden hayır yok.”
Mustafa Kemâl Paşa bu sözler üzerine Allahaısmarladık diyerek çalışmaya başlayan otomobile biner ve yoluna devam eder.
Konuya ilişkin bir anımsatmayla yazıma son veriyorum.
Daha önce 22 il ve 31 ilçede yapılmış olan Milli Anayasa Kurultayı’nın (benim de katıldığım ) sonuncusu 27 Mart 2016 Pazar günü Nazım hikmet Kütür Merkezi/Ankara’da yapılmış ve Sonuç Bildirgesi yayınlanmıştı. Sonuç Bildirgesi yazı ekindedir.
Katılımcılar içinde kimler yoktu ki!
Aradan neredeyse 10 yıl geçti…..




Bir yanıt yazın