AB/D nin girişimleriyle iktidara getirilen1 ve iktidarda tutulan AKP’ye verlilen görev, BOP’ne (Büyük Ortadoğu Projesi) hizmet etmektir.
Başkan RTE muhtelif beyanatlarında 30 kereden fazla, kendisinin bu projenin „Eşbaşkanı“ olduğunu açıkça ifade etmiştir.
Bu projenin içeriği ise, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’daki devletleri, AB/D‘ nin yönetebileceği parçalara bölmek ve oradaki milletleri kontrol altına almaktır.
Türkiye bu projeye hizmet etmekle görevlendirilmiştir ve sonunda kendisi de parçalanacaktır. RTE, Türkiye’nin bu göreve hizmet etmesi için başa getirildi ve görevini başarıyla yapabildiği sürece başta kalacaktır. Ondan sonra başa gelecek iktidar ve kişiler de hazırlanmaktadır.
Türkiyenin bütün sorunları yanında, „mülteci sorunu“ da, bu projenin bir parçasıdır. PKK terörü nasıl Batılı ‚müttefiklerimiz‘ tarafından çıkarıllıp desteklendiyse, Suriye iç savaşı da onlar sayesinde çıkarılmış ve Türkiye buna âlet edilmiştir. Bu savaş sürecinde Türkiyemizin, eskiden mayın tarlaları ile korunan güney sınırı, fiilen ortadan kaldırılmış, silâhlı PKK askerleri ve Íşid militanları dahil, milyonlarca suriyeli arap ve kürt tamamen kontrolsüz şekilde Türkiye’ye sokulmuştur.
Íş bununla da kalmayıp, Afganistan‘da Taliban’a karşı Batılı dostlarımız yanında savaşmış olan binlerce Afgan askeri de silâhları ve komutanlarıyla birlikte „mülteci“ olarak Türkiye’ye gelmiştir. Bunların Tuzla yakınlarında topluca talim yaptıkları haberleri de sonuçsuz kalmıştır.
Bu mültecilerin, kendi emekli, emekçi ve çocuklarını doyuramaz haldeki Türkiye de kalmak yerine, daha refah içindeki AB ülkelerine geçmelerini engellemek için, 2011 yılında AB Türkiye ile bir anlaşma yaparak, bu mültecilerin Türkiye’de kalmalarını, onlara yapılacak yardımın finansmanına katkı sağlamak suretiyle garanti altına almıştır2.
1980-1988 Íran-Irak savaşında Irak’lı kürtler, Íran’lı kürtlerle birleşerek, Íran’ı desteklemişlerdi. Savaş bitince Saddam Hüseyin bu yüzden Kuzey Iraklı kürtlere saldırmış ve 500.000 Iraklı, Türk sınırına kaçmış fakat Demirel hükümeti onları kabul etmemişti.
Bunun üzerine Alman Dışişleri Bakanı Türkiye’ye gelerek, bu mültecilerin Türkiye’ye alınmalarını rica etmiş ve şu cevabı almıştı:
“Ancak bu mültecilerin yarısını Almanya’ya kabul ederseniz, diğer yarısını biz alırız!“.
Alman Dışişleri bakanı ise eli boş dönmek zorunda kaldı, çünkü mültecileri almaya yanaşmadı.
AKP hükümeti, seçim öncelerinde birçok mülteciye Türk vatandaşlığı vererek, kendisine ek bir seçmen kitlesi de yaratmıştır. Íran’da olduğu gibi, sefalete mahkȗm olan Türk vatandaşları, karşılarında Suriye, Irak ve Afganistan kökenli yeni vatandaşlarımızı bulacaktır. Kaldı ki, Türk vatandaşlar fakirlik yüzünde evlenemez ve çocuk yapamazken, destekli yaşayan yeni vatandaşlarımız yüksek bir üretgenlik sergilemektedirler; 10 sene sonra nüfusumuzun yarısından fazlasının Türkçe bilmeyen vatandaşlarımızdan olması, Türkiye’yi bölme projesinin de önemli bir kalemini teşkil etmektedir.
- Ahmet Arpad: Karanlıkta Gölgeler, Günizi Yayınevi 2002 ↩︎
- Bakınız internet sayfası: factsheet_eu_support_turkey_tr.pdf
2011’den bu yana Türkiye’deki mültecilere 7.66 milyar € AB desteği
1.8 milyonu aşkın mülteci temel ihtiyaçları için aylık nakit yardımı alır (son durum: 2021)
2016’dan bu yana 21 milyondan fazla temel sağlık konsültasyonu hizmeti verildi
Her ay 695,000 mülteci çocuğun örgün eğitime erişimi bulunmaktadır (son durum: 2021) ↩︎






Bir yanıt yazın