SIĞINMACILAR NE DERECE SAKINCALI   

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

Sevgili okurlarım, çok değerli takipçilerim.

Ülkemiz, ekonomik krizin acımasız dişlileri arasında adeta ezilirken; ülkemin bir başka krizi de kontrolsüz sığınmacı sorunudur.

Ümmet kardeşliği, ensar edebiyatı ile ülkemize kabul ettiğimiz milyonlarca sığınmacı, nasıl bir tehlike içermektedir?

Bunun hesabını, kitabını, önünü arkasını hesap eden var mı?

Neden biz bu kadar kontrolsüz sığınmacıyı kabul ettik sorusuna mantıklı bir yanıt veren var mı?

Hepinizin bildiği gibi 12 gün savaşları esnasında; İran’da İsrail’in güçlü bir drone ordusu kurduğunu, suikastlarla önemli askeri tesislere saldırıları bunların gerçekleştirdiğini biliyorsunuz.

Daha da önemlisi, İsrail’in bu işler için İran’da yıllardır yaşayan Afganlıları devşirip kullandığı anlaşılmıştı.

İran uyanmış, bu sığınmacıları derhal ülkeden çıkarmıştı. Fakat sonucu çok ağır bedel olmuştu. İran önemli adamlarını ve tesislerini kaybetmişti.

Bizde de milyonlarca sığınmacı var.

Son açıklamalara bakılırsa devlet bile kesin sayıyı bilmiyor.

İran örneği ortada iken biz, bu sığınmacılara karşı neden hiçbir şey yapmadık/yapmıyoruz,

Neden?

Bir soru daha:

Bunların ne kadarının İsrail ya da bir başka Türkiye’de gözü olan devletler tarafından devşirilmiş/ satın alınmış/ görevlendirilmiş olabileceğini hiç düşündünüz mü?

Ben düşündüm ve ülkem adına uykularım kaçtı, endişelerim beni huzursuz etti.

İran örneğini düşünmek bile istemiyorum.

Örnek ortada iken biz, neden köklü önlemler düşünmüyoruz/ almıyoruz?

Sahi neden?

Adım kadar eminim ki ülkenin yaşadığı ekonomik durumdan; geçinemiyoruz diye sokaklarda feryat eden, kahvaltı yapmadan derslere giren öğrencilerin durumundan bizi yönetenlerde rahatsız ve huzursuzlar.

Bana ve pek çok ekonomiste göre bu ağır ekonomik krizin birleşenlerinden birinin; yanlış Suriye politikamız ve sayıları milyonları bulan sığınmacılar ile kaçakların olduğudur.

Bu nedenle ağır bir ekonomik yük olan sığınmacıları/mültecileri göndermek; ekonomimizi kısmet rahatlatacağı ortada iken, bırakın göndermeyi; ülkede tutmak için adeta büyük bir çabanın ve gayretin içinde gibiyiz.

Yanlış mı?

Ben ekonomist de sosyal politikalar uzmanı da değilim.

Ama görünen köy kılavuz istemez diye anlam yüklü bir sözümüz var ya!

Yakında El Şara, çıkarı ve koltuğu için tamamen İsrail ve ABD tarafına geçerse, bir de PKK/PYD ve SDG’ye destek verip; Türkiye’ye sırtını dönerse:

İşte o zaman sığınmacıları göndermek hepten olanaksız olabilir.

İnşallah beklemediğimiz/istemediğimiz senaryo ve plan bu değildir.

Bu işler seni beni aşar demeyiniz. Doğrudur. Ama ülkemizin geleceği, asil milletimizin yaşam tarzı da çok önemli değil mi?

Unutmayınız. Yaşım 80’e geldi: Türk’ün, Türk’ten başka dostunun olmadığını yaşayarak öğrendim.

Esen kalınız. 



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Mehmet Yavuz DEDEGIL avatarı
    Mehmet Yavuz DEDEGIL

    AB/D nin girişimleriyle iktidara getirilen1) ve iktidarda tutulan AKP’ye verlilen görev, BOP’ne (Büyük Ortadoğu Projesi) hizmet etmektir. Başkan RTE muhtelif beyanatlarında 30 kereden fazla, kendisinin bu projenin „Eşbaşkanı“ olduğunu açıkça ifade etmiştir. Bu projenin içeriği ise, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’daki devletleri, AB/D‘ nin yönetebileceği parçalara bölmek ve oradaki milletleri kontrol altına almaktır. Türkiye bu projeye hizmet etmekle görevlendirilmiştir ve sonunda kendisi de parçalanacaktır. RTE, Türkiye’nin bu göreve hizmet etmesi için başa getirildi ve görevini başarıyla yapabildiği sürece başta kalacaktır. Ondan sonra başa gelecek iktidar ve kişiler de hazırlanmaktadır.
    Türkiyenin bütün sorunları yanında, „mülteci sorunu“ da, bu projenin bir parçasıdır. PKK terörü nasıl Batılı ‚müttefiklerimiz‘ tarafından çıkarıllıp desteklendiyse, Suriye iç savaşı da onlar sayesinde çıkarılmış ve Türkiye buna âlet edilmiştir. Bu savaş sürecinde Türkiyemizin, eskiden mayın tarlaları ile korunan güney sınırı, fiilen ortadan kaldırılmış, silâhlı PKK askerleri ve Íşid militanları dahil, milyonlarca suriyeli arap ve kürt tamamen kontrolsüz şekilde Türkiye’ye sokulmuştur. Íş bununla da kalmayıp, Afganistan‘da Taliban’a karşı Batılı dostlarımız yanında savaşmış olan binlerce Afgan askeri de silâhları ve komutanlarıyla birlikte „mülteci“ olarak Türkiye’ye gelmiştir. Bunların Tuzla yakınlarında topluca talim yaptıkları haberleri de sonuçsuz kalmıştır.
    Bu mültecilerin, kendi emekli, emekçi ve çocuklarını doyuramaz haldeki Türkiye de kalmak yerine, daha refah içindeki AB ülkelerine geçmelerini engellemek için, 2011 yılında AB Türkiye ile bir anlaşma yaparak, bu mültecilerin Türkiye’de kalmalarını, onlara yapılacak yardımın finansmanına katkı sağlamak suretiyle garanti altına almıştır.2)
    1980-1988 Íran-Irak savaşında Irak’lı kürtler, Íran’lı kürtlerle birleşerek, Íran’ı desteklemişlerdi. Savaş bitince Saddam Hüseyin bu yüzden Kuzey Iraklı kürtlere saldırmış ve 500.000 Iraklı, Türk sınırına kaçmış fakat Demirel hükümeti onları kabul etmemişti. Bunun üzerine Alman Dışişleri Bakanı Türkiye’ye gelerek, bu mültecilerin Türkiye’ye alınmalarını rica etmiş ve şu cevabı almıştı:“ Ancak bu mültecilerin yarısını Almanya’ya kabul ederseniz, diğer yarısını biz alırız!“. Alman Dışişleri bakanı ise eli boş dönmek zorunda kaldı, çünkü mültecileri almaya yanaşmadı.
    AKP hükümeti, seçim öncelerinde birçok mülteciye Türk vatandaşlığı vererek, kendisine ek bir seçmen kitlesi de yaratmıştır. Íran’da olduğu gibi, sefalete mahkȗm olan Türk vatandaşları, karşılarında Suriye, Irak ve Afganistan kökenli yeni vatandaşlarımızı bulacaktır Kaldı ki, Türk vatandaşlar fakirlik yüzünde evlenemez ve çocuk yapamazken, destekli yaşayan yeni vatandaşlarımız yüksek bir üretgenlik sergilemektedirler; 10 sene sonra nüfusumuzun yarısından fazlasının Türkçe bilmeyen vatandaşlarımızdan olması, Türkiye’yi bölme projesinin de önemli bir kalemini teşkil etmektedir.

    1)Ahmet Arpad: Karanlıkta Gölgeler, Günizi Yayınevi 2002
    2) Bakınız internet sayfası: factsheet_eu_support_turkey_tr.pdf
    2011’den bu yana Türkiye’deki mültecilere 7.66 milyar € AB desteği
    1.8 milyonu aşkın mülteci temel ihtiyaçları için aylık nakit yardımı alır (son durum: 2021)
    2016’dan bu yana 21 milyondan fazla temel sağlık konsültasyonu hizmeti verildi
    Her ay 695,000 mülteci çocuğun örgün eğitime erişimi bulunmaktadır (son durum: 2021)

  2. G. Tunalı avatarı
    G. Tunalı

    Bu Recep Tayyin Erdoğan gibi kuş beyinli biri daha bu ülkenin başına geçmemiştir.

    Her yönü ile Ülkemize verdiği zarar ve vereceği zarar haddini aştı..
    Beraber olduğu kişiler, hem içten, hemde dışardan hepsi Türk düşmanı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar