Ortadoğu siyasetinde son kırk yıldır tartışmasız en kritik konu, bölgedeki devlet dışı aktörlerin ve siyasal hareketlerin küresel güçler, özellikle ABD ve istihbarat aygıtları ile olan doğrudan ve dolaylı ilişkileridir. Türkiye ve bölge kamuoyunda açıkça ifade edilen gerçek, IŞİD, Gülen Hareketi, AKP ve PKK gibi birbirinden ideolojik olarak farklı yapıların, ABD ve CIA tarafından oluşturulduğu, desteklendiği ve stratejik amaçlarla yönlendirildiğidir.
IŞİD ve ABD’nin Doğrudan Müdahalesi
IŞİD’in doğuşu, Irak işgali sonrasında ortaya çıkan otorite boşluğuyla doğrudan bağlantılıdır. ABD’nin Irak ordusunu dağıtması, Baasçı kadroları sistem dışına itmesi ve mezhep temelli yönetim anlayışını dayatması, radikal selefi örgütlerin yükselişi için ideal koşulları yaratmıştır.
FBI eski danışmanı Paul L. Williams ve bazı güvenlik bürokrasisi kaynakları, IŞİD’in doğrudan ABD politikalarının bir ürünü olduğunu ve özellikle Irak ve Suriye’deki stratejik hedefler doğrultusunda araçsallaştırıldığını belirtmektedir (Williams, 2012; CNN, 2016). ABD’nin müdahaleleri, IŞİD’in sahadaki örgütlenmesini ve bölgesel genişlemesini kolaylaştırmış, böylece örgüt sadece bir iç çatışma aktörü olmaktan çıkıp küresel stratejik bir araç hâline gelmiştir.
Gülen Hareketi ve ABD Bağlantıları
Gülen Hareketi, ABD’de uzun süre ikamet eden lideri ve uluslararası ağları sayesinde, Türkiye’nin devlet kurumlarına sızma kapasitesine ulaşmıştır. 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası elde edilen veriler ve tanıklıklar, hareketin ABD tarafından korunduğu ve yönlendirildiğini açıkça ortaya koymaktadır (Seufert, 2018; Al Jazeera, 2016).
Bu durum, Gülen yapılanmasını ABD’nin “yumuşak güç” ve kontrollü dini yapı stratejisinin temel bir bileşeni olarak değerlendirmeyi zorunlu kılar. Hareket, yalnızca bir dini cemaat değil; ABD’nin bölgesel nüfuz stratejisinin sahadaki bir aktörü olarak konumlanmıştır.
AKP’nin Kuruluş ve Bölgesel Rolü
Abdullah Dilipak ve bazı yorumcular, AKP’nin kuruluşunda ABD ve Batılı çevrelerin ideolojik ve siyasi desteğinin belirleyici olduğunu ileri sürmektedir (Dilipak, 2004). AKP, 2000’li yılların başında “ılımlı İslam” paradigması çerçevesinde Batı ile uyumlu bir model olarak teşvik edilmiştir.
Bu süreç, yalnızca Türkiye iç siyasetini dönüştürmekle kalmamış, Ortadoğu’daki vekâlet savaşlarında AKP’yi stratejik bir aktör hâline getirmiştir. İlk yıllardaki reform söylemleri, ABD ve AB’nin bölgesel çıkarlarıyla örtüşmüş ve Türkiye’nin sınır ötesi operasyonları ile diplomatik hamlelerini meşrulaştırmıştır.
PKK, MİT ve ABD’nin Etkisi
Kenan Burkay ve İbrahim Güçlü gibi kaynaklar, PKK’nın kuruluş sürecinde MİT ve dolaylı olarak ABD’nin yönlendirici bir rol üstlendiğini belirtmektedir (Burkay & Güçlü, 2010). PKK, bağımsız bir halk hareketi olmaktan çıkmış, bölgesel güç dengelerinde ABD ve yerel istihbarat mekanizmalarının stratejik bir aracı hâline gelmiştir.
Bu işlevsel rol, özellikle Türkiye’nin güneydoğusunda ve Irak-Suriye sınır bölgelerinde krizlerin sürekliliğini sağlayan temel bir yapı oluşturmuştur.
Genel Değerlendirme
Ortadoğu’daki bu yapıların ortak özelliği, hiçbirinin bağımsız bir aktör olarak hareket etmediği, tümünün küresel güçlerin çıkarları doğrultusunda şekillendiğidir. ABD ve CIA, burada “üst akıl” ve kontrol edici güç olarak pozisyon almıştır.
Akademik ve hukuki olarak doğrudan kanıtlanmış belgeler sınırlı olsa da, tanıklıklar, güvenlik raporları ve istihbarat analizleri, bu aktörlerin ABD ve küresel stratejilerle koordineli olarak hareket ettiğini açıkça göstermektedir.
Sonuç
IŞİD, Gülen Hareketi, AKP ve PKK’nın ABD ve CIA tarafından kurulduğu ve stratejik amaçlarla yönlendirildiği gerçeği, Ortadoğu’daki güç ilişkilerinin nasıl işlediğini anlamak için merkezi bir çerçeve sunmaktadır. Bu yapıların biri olmadan öbürüde ayakta kakamaz diyecek kadar bir biriyle bağı olduğu bar olan verilerden ortaya çıkmıştır . Bu yapılar, krizlerin sürekliliğini ve kontrollü kaosu sağlamak için işlevsel olarak birbirini tamamlayan aktörlerdir.
Bölgedeki istikrarsızlık, darbeler, iç savaşlar ve trajediler, ABD ve müttefiklerinin stratejik müdahaleleri ile birlikte, halklar üzerinde kalıcı bir güvensizlik ve belirsizlik yaratmıştır. Bu durum, Ortadoğu’daki krizlerin tesadüfi değil, planlı ve çok katmanlı bir şekilde sürdürüldüğünü açıkça ortaya koymaktadır.
Kaynakça
1. Williams, P. L. (2012). FBI Consultant’s Insights on Terrorist Networks. New York: Skyhorse Publishing.
2. Dilipak, A. (2004). Türkiye’nin Siyasi Yapısı ve AKP. İstanbul: Yeni Şafak Yayınları.
3. Burkay, K., & Güçlü, İ. (2010). PKK ve Bölgesel Aktörler. Ankara: Bilgi Yayınevi.
4. Seufert, G. (2018). The Gülen Movement in Politics and Society. Berlin: Springer.
5. Al Jazeera Investigative Unit. (2016). “Turkey, Gülen and Regional Influence.” https://www.aljazeera.com
6. CNN Politics. (2016). “FBI Consultant Paul L. Williams on Terror Networks.” https://www.cnn.com




Bir yanıt yazın