İRAN TÜRKLERİ – 117

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

Hikâyelerindeki siyasî yorum onun muhaliflerini ve Tahran yönetimini harekete geçirir. Yazılarına ağır sansür uygulanır. Bu da yetmezmiş gibi 29 yaşını doldurmadan 30 Ağustos 1968 günü Humarlı yakınlarında Aras nehrinde esrarengiz bir şekilde boğulur (Ehmedov 1995: 435).

Samet Behrengi, kısa ömrüne çok önemli hikâyeleri sığdırmıştır. “Balaca Ġara Balıġ”, “Bir Hulu, Min Hulu”, “Ulduz ve Ġarğalar”, “24 Saat Yu{uda ve Ayıġlıġda”, “Çuğundur Satan Oğlan”, “Ġar Denesinin Sergüzeşti” önemli eserlerinden bazılarıdır (Kafkasyalı 2002: VI/551).

Daha şairliğinin ve öğretmenliğinin ilk yıllarında diktatör Pehlevî yönetiminin zulmüne uğrayan Merziye Ahmedî Üskülü Dalga65 da bu dönemin şairlerindendir.

Habip Sahir66, İran Türklerinin siyasî ve sosyal meselelirini işleyen, Pehlevî yönetiminin baskı, takip ve sürgünlerine rağmen Türk dili ve edebiyatı sahasında sürekli çalışmalar yapan üstad şairlerdendir. Türkiye’de tahsil aldığı için şiirlerinde Türkiye Türkçesinin etkileri görülür. İran Türk edebiyatında serbest şiirin öncüleri arasında yer alır.

Azerbaycan ve İran Türklerinin, hatta Türk Dünyası’nın büyük şairlerinden biri olan Muhammet Hüseyin Şehriyâr67, uzun süre Farsça yazmıştır. Ancak annesinin ikazı üzerine çok sonraları Türkçe yazmaya başlamıştır. Şehriyâr, doğum tarihi itibari ile pek çok Türk şairinden kıdemli ise de İran Türk edebiyatına hizmet etmeye çok sonraları katılmıştır. Şehriyâr, Türkçe şiir yazmaya
çok geç başlasa da yazdığı güçlü şiirler ile İran Türk dili ve edebiyatını ve İran Türklerinin varlığını dünyaya duyurmuştur. Onun eserleri dünyanın birçok ülkesinde yayımlanmıştır.

Farsça şiirlerinden ötürü “Devrin Hafızı” kabul edilen Şehriyâr, Türkçe yazdığı “Haydar Baba” şiiri ile de Türkçe yazan şairler arasında büyük bir üne kavuşmuştur. Şehriyâr’ın “Haydar Baba’ya Selam” adlı manzumesinde sergilediği tabiat tasvirleri, lirizm,
düşünce derinliği ve ufuk genişliği onun yüksek sanat seviyesini göstermektedir. Onun şiirlerinde İran Türklerinin sevincini, kederini, vuslat arzusunu, hasretliğini görmek mümkündür.

Türkiye’de Muhammet Hüseyin Şehriyâr ve onun eserleri üzerine Prof. Dr. Ahmet Ateş, Prof. Dr. Muharrem Ergin, Dr. Yusuf Gedikli, Araştırmacı Yazarlardan Selahattin Kılıç, İlhan Şimşek ve Bakü’de Gulam Hüseyin Begdili, Hamit Memmedzâde, Esfer Ferdi, İran Azerbaycanı’nda Yahya Şeyda gibi isimler önemli çalışmalar yapmışlardır.

Nizamî Medresesi ve Tahran Harp Akademisi mezunu olan Gulam Hüseyin Begdili (1918-1994), 2. Dünya Savaşı ile birlikte Rus ve İngiliz güçleri ülkeyi işgal edrince, onların güdümünde olan Muhammet Rıza Şah tarafından, Tahran Harp Akademisinden uzaklaştırılıp, Şiraz ve Kirman’a Türk asıllı subaylarla birlikte
sürgüne gönderilir. Begdili, bir fırsatını bularak Tebriz’e gelir ve İran Türkleri bağımsızlık hareketine katılır.

Azerbaycan Muhtar Hükûmeti yıkılınca o da Bakü’ye sığınır. Stalin onun Bakü’de kalmasına müsaade etmez ve onu Sibirya’ya sürgün ettirir. Altı yıl Sibirya’da temerküz kamplarında çalıştırıldıktan sonra Bakü’ye dönmesine izin verilir. Burada da sürekli hapislerde ve gözaltında tutulan Begdili, Stalin öldükten sonra İran’a döner (Şeyda 1987: II/357).

Gulam Hüseyin Begdili, Hindüşah Nahcivanî’nin “Siyahü’l-Acem” adlı lügâtının el yazmasını Roma’dan getirerek ilk defa İran’da yayımlar ve bu eserin Türk eseri olduğunu ispatlar. Ayrıca Osman Muhtar’ın İran-Turan Savaşları’nı konu alan Şehriyârnâmesi’ni de İran’da ilk defa o yayımlatır (Kafkasyalı 2002: V/251). Gulam
Hüseyin Begdili, ilmî çalışmalarının yanında çok mükemmel felsefî şiirlerde yazmıştır.

Prof. Dr. Ali. Kafkasyalı ”İRAN TÜRKLERİ” Kitabından alınmıştır.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar