ABD’nin Irak İşgalinde Yapılan Stratejik Hatalar ve Türkmenlere Etkisi: Kerkük Örneği Üzerinden Bir Okuma


Okuma Süresi:

4–5 dakika
❤️

Savaşın Kazanılıp Barışın Kaybedildiği Yer: Irak 2003

2003 yılında ABD’nin Irak’a müdahalesi, askeri tarih kitaplarında başarıyla sonuçlanan bir operasyon olarak yer aldı. Ancak aynı müdahale, stratejik planlama bakımından tam bir başarısızlık örneği oldu. ABD, savaşı kazandı ama barışı kuramadı.

Bu çelişki, Amerikan askeri ve siyasi aklının “savaş planı” ile “barış planı” arasındaki derin kopukluğu gözler önüne serdi. RAND Corporation, US Army War College ve SIGIR gibi Amerikan kurumlarının raporlarında da açıkça ifade edildiği gibi: “Ertesi gün planı” yoktu.

Irak’ta Saddam rejimi birkaç hafta içinde yıkıldı; ancak onu takip eden kaos, ülkede hem güvenliği hem de toplumsal yapıyı çökertti. Bu çöküşün en çarpıcı ve kalıcı sonuçlarından biri de Türkmenlerin yaşadığı Kerkük’te görüldü.

İşgalin Başında Yapılan Yapısal Hatalar (Mart–Haziran 2003)
ABD’nin başlattığı “Operation Iraqi Freedom” askeri açıdan hızlı ve etkiliydi. Fakat operasyon sonrası dönem, felaketler zincirine dönüştü. Koalisyon Geçici Yönetimi (CPA) tarafından alınan iki tarihi karar, bugünkü pek çok sorunun temelini attı:

* CPA Emri No.1 – De-Baasifikasyon: Orta düzey bürokratlar, öğretmenler, teknokratlar ve kamu görevlileri görevlerinden uzaklaştırıldı. Devletin omurgası yerle bir edildi.
* CPA Emri No.2 – Irak Ordusunun Lağvedilmesi:400.000’e yakın asker, bir anda işsiz ve silahsız kaldı. Bu kişilerden birçoğu daha sonra silahlı direniş gruplarının ve radikal örgütlerin temel kadrosunu oluşturdu.

Bu iki karar, Amerikan belgelerinde dahi stratejik hata olarak kabul edildi. Özellikle “Hard Lessons” adlı SIGIR raporunda, bu adımların Irak’ta otorite ve güvenliğin çökmesine neden olduğu açıkça belirtilmiştir.

1 Mart Tezkeresi: Stratejik Bir Sapma ve Sahaya Yansıyan Psikoloji
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 1 Mart 2003’te Amerikan askerlerinin Türk topraklarından Irak’a girmesine izin vermemesi, sadece diplomatik bir karar değildi. Bu karar, sahadaki Amerikan askeri psikolojisini de doğrudan etkiledi.

ABD’nin 4. Piyade Tümeni, Mersin açıklarında haftalarca bekledikten sonra geri dönmek zorunda kaldı. İşgalin kuzeyden yapılması planı çöktü. Kerkük bölgesinde görevlendirilen 173. Hava İndirme Tugayı’nın komutanı Albay William C. “Bill” Mayville Jr., bu duruma oldukça tepkiliydi.

Türkmen temsilcilerle yapılan bir toplantıda Mayville’in şu ifadeyi kullandığı sıkça aktarılır:

“Sizinkiler (Türkiye) bizi 45 gün Mersin açıklarında beklettiler. 1 Mart Tezkeresi’nden sonra Basra’dan girmek zorunda kaldık.”
Bu cümle, Amerikan komuta zincirinde Türkiye’ye karşı oluşan kırgınlığı ve Kerkük’teki Türkmenlere yönelik temkinli yaklaşımın arka planını anlamak açısından önemlidir.

Kerkük’te Boşluk, Yağma ve Güç Mücadelesi (Nisan 2003)
Bağdat’ın 9 Nisan 2003’te düşmesinden sadece birkaç gün sonra Kerkük de Saddam rejiminin kontrolünden çıktı. Ancak şehir, bir anda farklı grupların kontrol mücadelesine sahne oldu.

Amerikan 173. Tugayı Kerkük’e ulaştığında şehirdeki kamu binaları, petrol tesisleri ve kültürel mekânlar büyük oranda yağmalanmıştı. Northern Oil Company’ninlaboratuvarları, arşivleri ve teknik altyapısı tamamen tahrip edilmişti.

ABD askerlerinin önceliği Kerkük’te Türk Silahlı Kuvvetleri’nin varlığını önlemek ve Peşmerge gruplarıyla uyumlu bir güvenlik planı kurmaktı. Ancak bu tercihler, Kerkük’teki güç dengesini Kürt siyasi yapıları lehine çevirdi.

Geçici Meclis: “Çok Etnikli Yönetim” mi, “Kurgulanmış Çoğunluk” mu?

Kerkük’te sivil idareyi başlatmak için oluşturulan Kerkük City Council, teorik olarak eşit temsili esas alıyordu. İlk planlama şöyleydi:

* 6 Türkmen
* 6 Kürt
* 6 Arap
* 6 Hristiyan

Ancak Albay Mayville, 6 Kürt temsilciyi daha doğrudan atayarak meclis dengesini değiştirdi. Ortaya çıkan tablo:

Topluluk Temsilci Sayısı
Kürtler 12
Türkmenler 6
Araplar 6
Hristiyanlar 6
Toplam 30

Bu müdahale, “eşit temsil” idealinin açıkça ihlal edilmesiydi. Türkmenler bu yapıyı “dayatma” olarak gördü. Human RightsWatch ve ICG gibi uluslararası raporlarda da Kerkük’te Türkmenlerin dışlandığına dair güçlü tespitler yer aldı.

Güvenlikte Etnik Asimetri: Peşmerge ve Asayiş’inÖnceliği
Kerkük’teki güvenlik birimleri büyük ölçüde Kürt partilerine bağlı Peşmerge ve Asayiş unsurlarından oluşturuldu. Türkmenler ise özellikle kırsal bölgelerde yeterli korumayı alamadı.

ABD’nin sahadaki askerî yetkililerine yapılan tüm şikayetlere rağmen, bu yapı değiştirilmedi. “İstikrar önceliği”gerekçesiyle devam ettirilen bu durum, ilerleyen yıllarda Kerkük’teki anayasal tartışmalara doğrudan etki eden kurumsal bir dengesizlik yarattı.
Anayasa, 140. Madde ve Dondurulmuş Kriz (2004–2005)
ABD gözetiminde hazırlanan 2005 Irak Anayasası’na 140. madde dâhil edildi. Buna göre Kerkük gibi tartışmalı bölgelerin geleceği şu sırayla belirlenecekti:

1. Normalleşme
2. Nüfus sayımı
3. Referandum

Ancak bu üç adımın adil yürütülmesi için gereken güvenlik ve temsil dengesi Kerkük’te 2003’ten itibaren bozulmuştu.

ürkmenlerin “eşit katılım” ve “adil sayım” talepleri karşılıksız kaldı.
140. madde, yasal süresi olan 2007 sonuna kadar uygulanamadı. Ama bu başarısızlıkla birlikte Kerkük’teki kriz de kalıcı hâle geldi.
ABD’nin Yeniden İnşa Çabaları: Beklentiler ve Hayal Kırıklıkları
ABD, Irak’ta “yeniden inşa” için milyarlarca dolar harcadı. Ancak 2009 tarihli Hard Lessons raporuna göre bu projelerin %40’ı ya başarısız oldu ya da hedeflenen etkiyi yaratamadı.

Bu durum Irak halkı arasında Amerikan varlığına dair algının değişmesine yol açtı:
Özgürlük getiren değil, kurumları çökerten bir güç.

Türkmenler için ise bu dönem, siyasi olarak dışlandıkları, kültürel olarak yalnızlaştıkları ve toplumsal olarak kırıldıkları bir dönem olarak hafızalara kazındı.

Sonuç: Kerkük’te Kurulan Dengesizlik, 20 Yıldır Süren Güvensizliğin Kaynağıdır

Kerkük’te 2003’te inşa edilen geçici yapı, kısa vadede “krizi yönetme” açısından pragmatik gibi görünse de, uzun vadede derin adaletsizlikler yarattı. Türkmenler, bu süreçte ABD’yi tarafsız bir aktör olarak değil, “siyasi dengeyi şekillendiren” bir güç olarak algıladı.

2005 Anayasası’ndaki 140. madde ile Kerkük’ün geleceği tartışmaya açıldıysa, bu doğrudan 2003’teki ilk aylarda atılan yanlış adımların sonucudur. Bugün Kerkük hâlâ statüsünü belirleyememişse, bunun nedeni işte o erken dönem adaletsizlikleridir.

Seçme Kaynaklar:
* Coalition Provisional Authority Orders No. 1–2 (2003)
* RAND Corporation, After Saddam: Prewar Planning andthe Occupation of Iraq (2005)
* SIGIR, Hard Lessons: The Iraq Reconstruction Experience(2009)
* International Crisis Group (ICG), Kirkuk: The Battle forIraq’s Oil City (2006)
* Human Rights Watch, Claims in Conflict (2004)
* U.S. Army, 173rd Airborne Brigade Oral Histories (2003)
* Ahmet Muratlı, saha notları ve ITC temsilcilik gözlemleri (2003–2005)

Ahmet Muratlı – Eski Irak Türkmen Cephesi Türkiye Temsilcisi



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar