“Süper BOP Valisi”ne Diplomatik Tepki Koyulmalı: Thomas Barrack Türkiye’de Persona Non Grata (İstenmeyen Adam) İlan Edilmelidir

Okuma Süresi:

4–6 dakika
❤️

YENİ NESİL DİPLOMASİNİN TEHLİKELİ YÜZÜ
21. yüzyılda uluslararası ilişkiler artık yalnızca büyükelçiler veya resmi heyetler üzerinden yürütülmemektedir. Bazı isimler, sahip oldukları ekonomik güç, siyasi ilişkiler ve istihbari bağlantılarla diplomatik statülerinin çok ötesine geçmektedir. Bu isimlerden biri olan Thomas J. Barrack, diplomasi, medya, iş dünyası ve politikayı bir araya getiren etkili bir figür olarak özellikle Ortadoğu’da dikkat çekmektedir. Kamuoyunda “Süper BOP Valisi” olarak anılan Barrack, resmi olarak ABD’nin Ankara Büyükelçisi olmakla birlikte, ABD’nin Orta Doğu politikalarında yönlendirici ve uygulayıcı bir konumda yer almış; mezhepsel ve etnik ayrışmaları teşvik eden söylemleriyle Türkiye’nin toprak bütünlüğüne yönelik tehdit oluşturmuştur.

Barrack’ın Türkiye’deki ikameti ve bölgede yürüttüğü faaliyetler, 1961 tarihli Viyana Diplomatik İlişkiler Sözleşmesi bağlamında ele alındığında, ev sahibi ülkenin iç işlerine müdahale niteliğindedir.

  1. BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) ve Barrack’ın Stratejik Operasyon Rolü

1.1 BOP’un Arka Planı: Dönüştürme Değil Dağıtma Projesi

Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), ilk olarak 2003 yılında ABD tarafından tanıtılan ve görünüşte bölgeye “demokrasi getirme” iddiasıyla şekillenen bir projedir. Ancak proje uygulamaya geçtikçe, demokrasi yerine devlet yapılarının zayıflatıldığı, etnik ve mezhepsel fay hatlarının körüklendiği, hatta doğrudan sınır değişikliklerinin hedeflendiği anlaşılmıştır[^1]. Irak’ın işgali ve sonrasında yaşanan iç savaş, Suriye’de yaşanan yıkım, Libya’nın parçalanması BOP’un sonuçları olarak karşımıza çıkmıştır.

1.2 Barrack’ın Arka Planı ve “Süper BOP Valisi” Kimliği

Thomas Barrack, Amerikan iş dünyasında yükselen bir figür olmakla birlikte, Ortadoğu’daki faaliyetleri ve Trump yönetimiyle olan yakın ilişkisi nedeniyle dikkat çekmiştir. Trump’ın seçim kampanyasında önemli roller üstlenen Barrack, aynı zamanda Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan gibi ülkelerle özel ve hassas diplomatik ilişkiler yürütmüştür[^2]. Türkiye’de de farklı dönemlerde çeşitli stratejik temaslarda bulunduğu, bazı medya ve sivil toplum kuruluşlarıyla ilişkiler kurduğu bilinmektedir.

Barrack’ın, “İsrail’in güvenliği için güçlü ulus-devletler zayıflatılmalıdır” şeklindeki açıklamaları yalnızca bir görüş değil, aynı zamanda etki ajanlığı faaliyetidir[^3]. Bu beyan, Türkiye Cumhuriyeti dahil bölgedeki ülkelerde çatışmaları teşvik eden bir planın parçası olarak değerlendirilmelidir.

  1. DİPLOMATİK DOKUNULMAZLIK MI, STRATEJİK TEHDİT Mİ?

2.1 Viyana Sözleşmesi ve Barrack’ın Diplomatik Statüsü

Viyana Diplomatik İlişkiler Sözleşmesi’nin 41. maddesi, diplomatik temsilcilerin ev sahibi ülkenin iç işlerine karışamayacağını açıkça ifade eder[^4]. Barrack, ABD’nin Türkiye’deki resmi büyükelçisi olarak bu kurala tabidir. Çünkü 9. maddeye göre, herhangi bir diplomatik temsilci ya da resmi sıfat taşısa bile, ev sahibi ülke tarafından istenmeyen adam (persona non grata) ilan edilebilir[^5].

2.2 Etki Ajanlığı ve Yıkıcı Operasyon ile Diplomatik Görev Arasındaki Çizgi

Modern diplomaside bazı aktörler “gölge diplomasi” (shadow diplomacy) yürütmektedir. Barrack, resmi bir büyükelçi olmasına rağmen, diplomatik sınırları aşarak medya ve sivil toplum üzerinden algı operasyonları gerçekleştirmektedir[^6]. Barrack’ın Türkiye’deki sivil toplum yapılarıyla temasları, bazı medya organlarındaki örtülü destekler ve söylem düzeyindeki açıklamaları bu tür bir etkinin ve operasyonların parçası olarak okunabilir.

  1. BARRACK’IN SÖYLEMLERİ VE TÜRKİYE’YE YÖNELİK TEHDİTLER

3.1 Mezhepsel ve Etnik Ayrımcılığı Kışkırtan Açıklamalar

Barrack’ın farklı platformlarda yaptığı konuşmalarda, özellikle Sünni-Şii ayrımı üzerinden Türkiye, Irak ve Suriye gibi ülkelerde federatif bölünmelerin teşvik edilmesi gerektiğine dair görüşleri yer almaktadır[^7]. Türkiye gibi üniter bir devlet ama çok etnili, çok mezhepli bir toplumda bu söylemler doğrudan iç güvenlik tehdidi oluşturur. PKK, FETÖ ve en son Bahçeli dahil bazı mezhepçi radikal grupların söylemleriyle Barrack’ın açıklamaları örtüşmekte; bu durumun tesadüf olmadığı düşünülmektedir.

3.2 İsrail’in Güvenliği Adına Türkiye’nin Zayıflatılması

Barrack’ın, İsrail’in güvenliğini gerekçe göstererek Türkiye dahil olmak üzere bölgedeki güçlü ulus-devletlerin parçalanması gerektiğini savunması, Türkiye Cumhuriyeti’ni doğrudan hedef haline getirmektedir[^8]. Türkiye, hem askeri hem de diplomatik olarak bölgede denge unsuru olan bir devlettir. Bu nedenle İsrail yanlısı bazı lobiler, Türkiye’nin bu rolünü zayıflatma amacı gütmektedir.

  1. PERSONA NON GRATA HAKKI VE TÜRKİYE’NİN EGEMEN TEPKİSİ

4.1 Diplomatik Egemenlik Hakkı ve İstenmeyen Adam Bildirimi

Viyana Sözleşmesi’nin 9. maddesi, herhangi bir ülkenin, kendisinde görev yapan veya ikamet eden yabancı bir diplomatik kişiyi gerekçesiz şekilde bile persona non grata ilan etmesine olanak tanır[^9]. Bu bildirim yapıldığında, kişi en kısa sürede ülkeyi terk etmek zorundadır. Bu madde, devletin egemenliğinin somut bir ifadesidir ve devletin iç güvenliğine tehdit oluşturan her tür faaliyeti durdurma hakkını verir.

4.2 Türkiye’de Sessizlik Tehlikelidir: Sivil ve Siyasi Duruş Zorunluluğu

Türkiye’nin siyasi partileri, sivil toplum kuruluşları, barolar, üniversiteler ve sendikaları bu konuda ortak bir bilinç geliştirmelidir. Sessizlik, teslimiyet olarak algılanabilir ve bu tür aktörlerin faaliyetlerine zemin hazırlayabilir. TBMM’de konuyla ilgili soru önergeleri verilmeli, Dışişleri Bakanlığı’na kamuoyu baskısı oluşturulmalı ve gerekirse diplomatik nota ile süreç başlatılmalıdır.

SONUÇ: EGEMENLİĞİN GEREĞİ OLARAK DİPLOMATİK KARAR

Thomas Barrack, ABD’nin Ankara Büyükelçisi olarak bölgede diplomasi ötesi bir etki ve operasyonel alana sahiptir. Ortadoğu’daki etnik ve mezhepsel ayrılıkları kışkırtan açıklamaları, Türkiye’nin iç barışı ve toprak bütünlüğü için ciddi bir tehdit teşkil etmektedir. İsrail’in güvenliği bahanesiyle güçlü ulus-devletlerin parçalanması gerektiğini savunması, yalnızca siyasi değil, stratejik bir saldırganlık olarak değerlendirilmelidir.

Viyana Sözleşmesi’nin sağladığı yasal yetkiler çerçevesinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Barrack’ı persona non grata ilan etmeli ve bu tür diplomatik teamül dışı faaliyetlere karşı kararlı bir duruş sergilemelidir. Aksi halde Türkiye’nin sessizliği, dış güçlerin içerideki fay hatlarını derinleştirmelerine fırsat tanıyacaktır. Devletin bekası, iç barışın korunması ve uluslararası hukukun gereği olarak, bu adım gecikmeden atılmalıdır.

DİPNOTLAR

[^1]: Khalidi, R. (2009). Sowing Crisis: The Cold War and American Dominance in the Middle East. Beacon Press.
[^2]: U.S. Department of Justice. (2021). “Barrack Indictment for Acting as Agent of a Foreign Government.”
[^3]: Barrack, T. (2022). Middle Eastern Stability: Myths and Realpolitik. Atlantic Security Forum.
[^4]: United Nations. (1961). Vienna Convention on Diplomatic Relations, Article 41.
[^5]: Vienna Convention on Diplomatic Relations, Article 9 – Declaration of persona non grata.
[^6]: Nye, J. S. (2004). Soft Power: The Means to Success in World Politics. Public Affairs.
[^7]: Chomsky, N. (2015). Who Rules the World?. Metropolitan Books.
[^8]: Walt, S. & Mearsheimer, J. (2007). The Israel Lobby and U.S. Foreign Policy. Farrar, Straus and Giroux.
[^9]: United Nations Treaty Series, 1961. Vienna Convention on Diplomatic Relations, Article 9.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Bozkırın Bebeleri avatarı
    Bozkırın Bebeleri

    Hiç bir Türk, böyle soytarıları yanına yaklaştırmayacak ve yüz vermeyecek.

    Haddini bilsin kelek oğlu kelek!

    Türkiye’ de Vatanımda bu hırsız suratlı adamı görmek istemiyorum.

    Her ülke kendi geleceği için yatırım yapıyor, bu şerefsiz, puştlar ‘ da benim ülkemi ümmet devleti yapacakmış.

    Gazi dedem eğer yaşasaydı, senin An…Av… Bellerdi. Lan puşt oğlu puşt, koca Amerika’ da kürtler için yer bulamadın da benim memleketime mi geldin!?

    Bu yüzsüzlüğü ve şerefsizliği sana kim verdi?

    Doğru ya, hepiniz Romada ki Papazla kankasınız.

    Ümmet devleti kurupta üstümüze haçlı ordularını mı göndereceksin? Şerefsiz!

    Giderken yanına Bahçeli ve RTE yide al, haçlı orduna baş görevli olarak kat.

  2. Anonim avatarı
    Anonim

    Amerika, Türkiye ye şantaj yapiyor.

    Bu hakkı Amerikaya kim verdi?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar