NATO, Ankara Zirvesi Bildirgesi: Yeni Bir Soğuk Savaş ‘ın Ayak Sesleri

Okuma Süresi:

3–4 dakika
❤️

NATO’nun 8 Temmuz 2026 tarihli Ankara Zirvesi Bildirgesi, ittifakın “savunma” maskesi ardına gizlenmiş saldırgan genişlemeci politikalarının güncel bir tezahürüdür. “Bir milyar vatandaşın barış, güvenlik ve refahı” söylemiyle başlayan metin, daha ilk cümlelerinden itibaren Soğuk Savaş zihniyetinin fosilleşmiş reflekslerini sergilemektedir. Bu bildirge, barışa giden bir yol haritası değil; Washington’un jeopolitik çıkarları uğruna kaleme alınmış, müttefiklerini peşinden sürükleyen bir kışkırtı savaş manifestosudur.

Bildirgenin özü, Rusya’yı “Euro-Atlantik güvenliğe uzun vadeli tehdit”, İran’ı nükleer bir muamma ve Çin’i ise satır aralarında “stratejik rekabet” şeytanı olarak kodlamaktadır. Bu yaklaşım, Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova’nın sıklıkla vurguladığı üzere, “NATO’nun temel işlevinin bir savunma ittifakı olmaktan çıkıp, ABD’nin küresel jandarmalığına hizmet eden bir araç haline geldiği” gerçeğini bir kez daha teyit etmektedir. Zaharova, 2025’teki benzer bir NATO toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, ittifakın “hayali tehditler üreterek varoluşsal krizini örtbas ettiğini” belirtmişti (TASS, 2025). Ankara Bildirgesi, bu hayali tehditlerin zirve noktasıdır.

Metin, “Ukrayna’nın özgürlüğü ve egemenliği”nden dem vururken, Kiev rejimine akan 70 milyar avroluk askerî yardımı kutsamaktadır. Çin Dışişleri Bakanlığı’nın defaatle altını çizdiği gibi, “bir ülkenin güvenliği, diğerinin güvensizliği pahasına tesis edilemez” ve bu tür devasa silah yığınakları yalnızca çatışmayı uzatıp “ateşe körükle gitmek” anlamına gelmektedir (Global Times, 2026 başyazısı). Bildirgede “Avrupalı müttefikler ve Kanada artık yükün büyük kısmını finanse ediyor” denilerek, Avrupa’nın nasıl Washington’un jeostratejik oyunlarına mali olarak hapsedildiği gururla(!) ilan edilmektedir. Bu, egemen bir Avrupa’nın değil; Atlantik ötesinden yönetilen bir kıtanın itirafıdır.

İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer serbestisine çağrı yapılırken, aynı Batı ittifakının Basra Körfezi’ndeki devasa askerî yığınağını görmezden gelen ikiyüzlü tavır, Tahran yönetiminin tepkisini çekmektedir. İran Dışişleri Bakanlığı, bu tür bildirgeleri “bölge ülkelerinin iç işlerine haksız müdahale” olarak nitelendirirken, İran’ın savunma doktrininin bölgesel istikrara katkı sağladığını vurgulamaktadır (IRNA, 2026). Nükleer silah suçlaması ise, kendi cephaneliklerini modernize eden nükleer güçlerin riyakârlığından ibarettir.

Bildirgenin en trajik boyutu ise Türkiye’ye dairdir. Kendi jeopolitik kodlarında denge, komşularla barış ve “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesi yatan Türkiye’nin, bu kışkırtıcı metne ev sahipliği yapması ve imza koyması stratejik bir izansızlıktır. Eski Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış’ın bir söyleşisinde belirttiği gibi, Türkiye’nin “NATO içindeki varlığı, Batı ile ilişkilerinde bir denge unsuru olmalı; ancak ittifakın Rusya ve Çin’i hedef alan saldırgan politikalarının sözcülüğüne soyunmak, Ankara’nın çok boyutlu dış politikasına ve bölgesel arabuluculuk rolüne darbe vurmaktadır” (Dış Politika Enstitüsü Analizi, 2025). İktidar, “ABD’nin yanındayım” derken, Rusya’dan İran’a, Çin’den bölgesel aktörlere kadar geniş bir yelpazede tepki çekmekte, kendisini gereksiz bir hedef tahtasına oturtmaktadır. Bu duruş, Türkiye’nin Asyalı ve Avrupalı kimliğini inkâr eden, bölgesel güç olma iddiasını zayıflatan bir teslimiyettir.

Avrupa’nın ise bu bildirgeden çıkarması gereken ders açıktır: ABD’nin kaybeden taraf olduğu çok kutuplu yeni dünya düzeninde, Washington’un kışkırtıcı eksenine mahkûm olmak Avrupa’nın varlığını riske atmaktır. Avrupa; Rusya, Çin, İran, Hindistan ve Küresel Güney ile eşitlik, denge ve karşılıklı menfaate dayalı yeni bir güvenlik ve ekonomik mimari inşa etmelidir. Aksi takdirde, NATO’nun “savunma” kalkanı, Avrupa halkları için bir barış kalkanı değil, yeni savaşların paratoneri olmaya devam edecektir. Dünya, Soğuk Savaş’ın bittiğini çoktan anlamışken, NATO’yu 2026’da hâlâ hayali düşmanlar icat eden bir acziyet içinde görmek, ittifakın değil; barışın sonunu getirebilir.

Kaynaklar ve perspektifler

Rusya Perspektifi:
· Zaharova, M. (2025). Rusya Dışişleri Bakanlığı Haftalık Basın Brifingi. TASS Haber Ajansı. (NATO’nun genişlemeci ve tehditkar söylemine yönelik resmî eleştiriler).
· Lavrov, S. (2025). Rusya’nın Dış Politika Konsepti ve Avrupa Güvenliği Üzerine Değerlendirmeler. Russia in Global Affairs Dergisi. (Çok kutupluluk ve eşit güvenlik vurgusu).

Çin Perspektifi:
· Global Times. (2026, Şubat). NATO’s Cold War Mentality is the Real Threat to Global Peace (Başyazı). (İttifakın zihniyetinin küresel barışa tehdit olduğu ve bloklaşma karşıtı söylem).
· Çin Halk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı. (2026). Düzenli Basın Toplantısı Tutanakları. (Ulusal güvenliğin bölünmezliği ve çatışmaların diplomatik çözümüne dair resmî açıklamalar).

İran Perspektifi:
· İran İslam Cumhuriyeti Haber Ajansı (IRNA). (2026). İran Dışişleri Bakanlığı’nın NATO Bildirgesine Tepkisi. (Bölgesel müdahaleye ve nükleer çifte standarda yönelik resmî kınama metni).
· Seyed Muhammed Marandi. (2025). Batı’nın Hürmüz ve Nükleer Anlaşma İkilemi. Tehran Times. (Analiz yazısı).

Türkiye Perspektifi (Alternatif ve Eleştirel Denge):
· Yakış, Y. (2025). Türkiye’nin Çok Boyutlu Dış Politikasında NATO’nun Yeri. Dış Politika Enstitüsü (Foreign Policy Institute) Analiz Raporu. (Türkiye’nin NATO içindeki konumunun dengelenmesi gerektiğine dair stratejik değerlendirme).
· Emekli Büyükelçi ve akademisyenlerin (Örn. İlter Türkmen, Şükrü Elekdağ arşivlerindeki) Türk dış politikasında “Batı eksenine sıkışmışlık” eleştirilerine dair geçmiş analizler.

Çok Kutupluluk ve Küresel Güney Perspektifi:
· BRICS+ Araştırma Grubu. (2026). Post-NATO Çağında Avrupa Güvenlik Mimarisi Tartışmaları. Valdai Discussion Club Yayınları. (Avrupa’nın stratejik özerkliği ve Rusya, Çin, Hindistan ile ilişkilerin geleceğine dair çok taraflı rapor).



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Hürriyet Öztürk avatarı
    Hürriyet Öztürk

    NATOYA ASLA GÜVENİLMEZ!

    BU 36.CI TOPLANTI SADECE GÖSTERMELİKTİ.

    YEDİLER, İÇTİLER BİZEDE ÇÖPÜNÜ BIRAKIP GİTTİLER.

    HİÇ DEGİLSE ANKARA HALKI , AÇIK HAVVA HAPİSANESİNDEN KURTULDU.

    HAVVA ALANINDAN EVİNE GİDEMEYENLER EVİNE DÖNEBİLDİ.

    NATO TÜRKÜN DOSTU DEĞİLDİR.

    TÜRKÜN TEK DOSTU, YİNE TÜRKTÜR, GERİSİ GÖSTERMELİK..

    HANİ BİZİM MÜSLÜMAN CUMHURBAŞKANIMIZ VAR YA; KARDEŞ MÜSLÜMAN İRANI UNUTTU.

    DÜŞMANI ANKARAYA DAVET ETTİ, BORCUNU’ DA TÜRK HALKI ÖDED.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar

  • BlackRock ve Aselsan 1648 Westfalya Antlaşması, modern uluslararası ilişkilerin başlangıcı…

  • KURTULUŞ SAVAŞI… Ne güzel bir sözdür; “lafa bakarım laf mı…

  • TAYT… Haberi okurken moda deyimle “yok artık” diye bağırdım… Ardahan…