“Diyanet’in kadrolu bir imamı şöyle diyor: ‘Hatay’ın çoğunluğu Arap’tı… Hatay, 1938’e kadar Fransız işgalindeydi… Türkiye’de ezan yasağı 1932’de geldi. Fransızlar ezanı Hatay’ın Müslüman köylerinde, camilerinde yasaklamadılar. 1938’de Hatay Türkiye topraklarına katıldığında ilk yapılan iş ezanın yasaklanması oldu. Yani Fransız kâfirinin yapmadığı zulmü bu topraklarda yaptılar!’… Bu imam Fransızların Hatay’da hoşgörülü, dine, kültüre saygılı, adil bir yönetim sergilediklerini ima ederek açıkça Fransız işgalini /mandasını övüyor. ….., “Türkiye’de 1932’de ezanlar yasaklandı! 1938’de Hatay Türkiye topraklarına katıldığında ilk yapılan iş ezanın yasaklanması oldu!” diyor. Oysa Cumhuriyet, hiçbir zaman ezanları yasaklamadı. Camiler hep açıktı….1932’de ezan Türkçe okunmaya başlandı. İbadete çağrı anlamına gelen ezanın Arapça dışında başka bir dilde okunamayacağı biçiminde bir dinsel hüküm mü var? Yok! Buna rağmen bu imam, ezanların Türkçe okunmasını, ‘Ezanlar yasaklandı!” diye çarpıtıyor. Çünkü Arapçayı kutsuyor. Çünkü din dilinin Türkçe olamayacağını düşünüyor. Çünkü ‘ezan ‘ ve ‘din ‘ üzerinden Atatürk’ü ve Cumhuriyet’i yıpratmak istiyor.” tümceleriyle tarihi, toplumsal gerçekleri Tarihçi Sinan Meydan ortaya kaymuştur.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Hatay için “şahsi meselem” dediği milli davanın diplomasi utkusuyla sonuçlanmasını sağlayan tarihi sürecin öyküsü:
· 23 Haziran 1939: Türkiye ile “Hatay Mıntıkasının Türkiye’ye İadesine Dair Antlaşma”sını imzalayan Fransa bölgedeki haklarından vazgeçer
· 29 Haziran 1939: Farklı etnik ve dini kökenlerden gelen 40 milletvekilinin (22’si Türk) görev yaptığı Hatay Devleti Millet Meclisi’nde , sunulan 39 imzalı anavatana katılma önergesi oy birliği ile onanır ve meclisin feshine karar verilir.
· 7 Temmuz 1939:Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) çıkardığı kanunla Hatay’ı resmi olarak Türkiye’nin 63. vilayeti ilan eder.
· 23 Temmuz 1939: Antakya Kışlası’nda düzenlenen resmi törenle Fransız bayrağı indirilir, Türk Bayrağı göndere çekilir ve son Fransız birlikleri de şehri terk eder.
· Türkiye Cumhuriyeti’nin güney sınırları ve Misak-ı Milli ideali büyük ölçüde gerçekleşmiş olur.
· Hatay halkı, bağımsız bir devlet olarak kalmak yerine hür iradesiyle Türkiye’nin bir parçası olmayı seçer.
· Hatay Millet Meclisi, 29 Haziran 1939’da oy birliği ile Türkiye’ye katılma kararı aldı.
· 23 Temmuz 1939’da Pazar günü saat 11.40’ta yapılan Ana vatana katılış töreninde, Antakya’da kışladan Fransız bayrağı indirilerek Türk Bayrağı çekildi. Böylece, Türkiye’nin 63’üncü Vilayeti kurulmuş oldu.
· Hatay Devleti Millet Meclisi, 29 Haziran 1939 tarihinde gerçekleştirdiği tarihi ve olağanüstü oturumda oy birliğiyle Türkiye Cumhuriyeti’ne katılma (anavatanla birleşme) kararı almıştır
FRANSIZIN HALK OYLAMASI (PLEBİSİT ) VE SEÇİM TUZAĞI
· Fransızlar, nüfus sayımı ve seçmen kaydı sırasında Türkleri azınlıkta göstermek için Hatay dışındaki Arap ve Ermenileri bölgeye getirip kaydettirmeye çalışır
· Atatürk’ün talimatıyla, geçmişte Hatay’dan Adana, Mersin, Antep ve Maraş gibi çevre illere zorunlu göç etmiş olan binlerce Türk, trenler ve araçlarla Hatay’a geri taşınır.
· Sonuç: “Vatana Dönüş” adı verilen bu organize hareket sayesinde seçmen kayıtlarında Türk nüfusunun ezici çoğunluğu tescillenir.
· Dağınık haldeki direniş öbekleri, Ankara’nın yol göstermesiyle Hatay Egemenlik Cemiyeti çatısı altında birleştirilir. Cemiyet üyeleri Hatay’ın her köyünü, mahallesini ve evini dolaşarak Türk halkına sandığa gitmesi ve Fransız baskılarına boyun eğmemesi konusunda bilinçlendirir.
· Atatürk, hastalığına rağmen Mersin ve Adana’ya giderek askeri geçit törenleri düzenlemiş ve Hatay sınırına ordu yığmıştır. Bu durum Fransızlara, ” Gerekirse savaşırız” mesajı verir
· Türkiye’nin baskısıyla halk oylaması( plebisit) ve seçim sürecini denetlemek üzere Milletler Cemiyeti’nden bir komisyon kurulması sağlar. Böylece Fransızların sandık başında yapacağı usulsüzlükler ve baskılar uluslararası gözetimle engellenir.
· Yapılan seçmen sayımı ve anayasa seçimleri sonucunda Türkler, Fransızların tüm hilelerine rağmen meclisteki 40 sandalyenin 22’sini kazanarak mutlak çoğunluğu elde etmiştir.
· Bu çoğunluk sayesinde 2 Eylül 1938’de kurulan Bağımsız Hatay Devleti Meclisi, Fransız mandasından tamamen kurtulur ve 1939’da anavatana katılma kararını alır.
· Atatürk’ün çizdiği Hatay bayrağında, Türk bayrağındaki dolgulu beyaz yıldız yerine sadece çerçevesi beyaz, içi kırmızı bir yıldız bulunur. Gazi bu tasarımı “Bu yıldızın içi şimdilik boştur. Ne zaman ki Hatay anavatana katılır, işte o zaman yıldızın içi de Türk bayrağı gibi tamamen beyazla dolacaktır.” sözleriyle açıklar.
· Bölgeye sıradan bir isim vermek yerine bizzat tarihsel bir araştırma yaptıran Atatürk bölgeye yerleşen ilk Türk boyları olan kadim sakinlerinin “Hata” (veya Hitay) Türkleri olduğunu ve buraya bu nedenle “Hatay” adını verir.
· Amacı, Fransızların “Burası Suriye toprağıdır” iddiasına karşı, bölgenin bin yıldır “Türk yurdu” olduğunu dünyaya kanıtlamaktır.
· Atatürk’ün TBMM kürsüsünden söylediği “Kırk asırlık Türk yurdu ecnebi elinde esir kalamaz” sözü, Hatay’daki direnişçiler için bir askeri emir kabul edilmiştir. Bu söz, Hatay Meclisi açılmadan önce tüm şehre gizlice dağıtılan bildirilerde ve pankartlarda kullanılarak halkın güdülenmesini göklere çıkarır.
· Atatürk’ün Mayıs 1938’de, ölümünden sadece birkaç ay önce, siroz hastalığının en ağır evresinde, doktorların “Giderseniz ölürsünüz” uyarısına karşın , gerçekleştirdiği Askeri tarihe en başarılı diplomatik ve psikolojik savaş operasyonlarından biri ” olarak geçen ,yalnızca 5 gün süren Adana ve Mersin seyahatlerini yapar.
· Kavurucu sıcak altında saatlerce ayakta kalarak Adana’da Türk Silahlı Kuvvetleri’nin askeri geçit törenlerini yönetir. Fransız askeri ataşelerinin gözü önünde sergilenen bu dinçlik, “Atatürk sağlıklı ve ordusunun başında” imajını verir.
· Bu seyahati sırasında Hatay sınırına çok yakın bölgelerde Türk ordusunun motorize birlikleri, topçu bataryaları ve piyade alayları gövde gösterisi yaptırarak, Fransa’ya Gazi “Eğer masada anlaşmazsak, bu ordu Hatay’a girmek için emir bekliyor” mesajını net bir askeri konuşlanmayla verir.
· O dönemde Nazi Almanyası’nın (Hitler) yarattığı büyük bir savaş tehdidi nedeniyle Fransa, Avrupa’da bir savaş kapıdayken Akdeniz’de Türkiye gibi güçlü bir orduyla karşı karşıya gelmeyi göze alamaz.
· Türkiye’nin güney sınırındaki askeri kararlılığını gören Fransız Genelkurmayı, hükümete baskı yaparak Türkiye ile uzlaşılması gerektiğini bildirdi. Bu seyahatten hemen sonra Fransa, Hatay’da Türk askerinin konuşlanmasını kabul eden askeri antlaşmayı imzalar.
· Atatürk bu seyahatle kendi hayatını Hatay’ın bağımsızlığı karşılığında feda etmiştir. Ankara’ya döndükten sonra hastalığı hızla ilerlemiş ve yatağa bağımlı hale gelmiştir.
· Fransız işgali döneminde Türk bayrağı taşımak ve asmak kesinlikle yasaklanır. Ancak halk, askerin geleceğini öğrenince evlerindeki kırmızı perdeleri, çarşafları ve kadınların kırmızı başörtülerini keserek gizlice binlerce Türk bayrağı diker.
· Türk askeri şehre girdiği an, birkaç saat içinde tüm Antakya ve İskenderun evlerin pencerelerinden sarkan el yapımı bu bayraklarla tamamen kırmızı-beyaza bürünmüştür.
· Türk birliklerinin komutanı Albay Şükrü Kanatlı, Antakya meydanında hıçkırıklara boğulan mahşeri kalabalığa “Ağlamayın hemşerilerim! Onyedi yıllık hasret bitti. İşte geldik, artık buradayız ve bir daha asla gitmeyeceğiz!” Bu sözler üzerine meydandaki coşku göklere çıkar.
( BU YAZI DERLEMEDİR)



Bir yanıt yazın