Cumhur İttifakı’nın Gölgede Kalan Ortağı
31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından Türkiye’de belediyelere yönelik yolsuzluk ve rüşvet operasyonları benzeri görülmemiş bir yoğunluğa ulaşmıştır. Aralarında İstanbul, Adana, Bursa ve Antalya’nın da bulunduğu 30’dan fazla il ve ilçede belediye başkanları tutuklanmış veya görevden uzaklaştırılmıştır. Ancak bu operasyonların hedef aldığı isimlere bakıldığında, manzara çarpıcıdır. BBC Türkçe’nin hesaplamasına göre tutuklanan belediye başkanlarının 22’si CHP’li, 11’i DEM Partili’dir. Buna karşın, İçişleri Bakanlığı verileri belediyelere yönelik soruşturma izinlerinin dağılımında farklı bir tablo ortaya koymaktadır. Bakan Çiftçi’nin 2026 yılındaki açıklamasına göre, toplam 1298 belediye hakkında soruşturma izni verilmiş ve bu belediyelerin 591’i AK Partili, 371’i CHP’li, 50’si MHP’li ve 18’i DEM Partili’dir. Bu tablo, MHP’li belediyelerin soruşturma izni sayısı bakımından üçüncü sırada yer almasına rağmen, haklarındaki usulsüzlük iddialarının neredeyse hiçbirinin kamuoyunun gündemine taşınmadığını ve çok azının hukuki sonuç doğurduğunu göstermektedir.
MHP’li belediyelerin bu dokunulmaz konumu, Cumhur İttifakı’nın iç işleyişiyle doğrudan ilişkilidir. AKP’nin 2002’den beri sürdürdüğü iktidarında, özellikle 2015 sonrası dönemde MHP ile kurulan ittifak, her iki partinin yerel yönetimlerdeki yolsuzluk ağlarını birbirine eklemlemiştir. MHP’li belediyeler, AKP’li belediyelerle aynı patronaj ağlarını kullanmakta, aynı müteahhit gruplarına ihale vermekte ve benzer mali usulsüzlük pratiklerini hayata geçirmektedir. Sayıştay’ın 2024 yılı denetim raporları, MHP’li belediyelerdeki usulsüzlükleri tüm çıplaklığıyla ortaya koymasına rağmen, iktidar bloğu bu raporları görmezden gelmektedir. Cumhuriyet gazetesinin isabetle vurguladığı gibi, AKP, CHP’li belediyelere yüklenirken ortağı MHP’nin yönettiği belediyelerdeki milyonluk usulsüzlükleri unutmaktadır.
MHP’li belediyelerdeki siyasi mafyalaşma olgusu, yalnızca mali suistimallerle sınırlı değildir. Doğal kaynakların yağmalanmasından ihaleye fesat karıştırmaya, kamu görevlisinin nüfuzunu kötüye kullanmaktan sosyal yardımların siyasi sadakat karşılığında dağıtılmasına kadar uzanan geniş bir yelpazede, sistematik bir yozlaşma söz konusudur. CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel’in TBMM’de gündeme getirdiği “dere mafyası” iddiası, bu yozlaşmanın en somut örneklerinden biridir. Adıgüzel’in ifadesiyle, “Ordu’nun dere mafyası var; belediye-özel firma işbirliği ile organize çakıl hırsızlığı var.” Bu sözler, belediyelerin yalnızca ihale ve bütçe süreçlerinde değil, doğal kaynakların kullanımında dahi mafyatik yapılarla iç içe geçtiğini ortaya koymaktadır.
Yapısal Boyut: MHP’li Belediyelerde Patronaj ve Mali Disiplinsizlik
MHP’li belediyelerdeki yolsuzluklar, münferit vakalar olmanın ötesinde, bu belediyelerin yönetim kültürüne sinmiş yapısal bir nitelik taşımaktadır. Sayıştay’ın MHP’li Aliağa Belediyesi için hazırladığı 2024 yılı denetim raporu, bu yapısal sorunun boyutlarını çarpıcı biçimde gözler önüne sermektedir. Rapora göre, 2024 mali yılında 2 milyar 728 milyon TL ödenek alan belediyenin geliri 1 milyar 710 milyon TL iken gideri 2 milyar 194 milyon TL olmuş ve 483 milyon TL borç oluşmuştur. Daha da vahim olanı, belediye ve iştirak şirketlerine ait vergi ve SGK borçlarının toplamı 604 milyon TL’yi bulmasına rağmen, idarenin mali tablolarında bu rakamın yalnızca 113 milyon TL olarak gösterilmesidir. Bu, sıradan bir muhasebe hatası değil, kamuoyundan ve denetim makamlarından gerçek mali durumu gizlemeye yönelik kasıtlı bir manipülasyondur.
Mali disiplinsizlik, MHP’li belediyelerin ortak özelliği olarak öne çıkmaktadır. Aliağa Belediyesi’nin toplam 210 milyon TL’lik giderini zamanında ve tam olarak ödememesi nedeniyle çok sayıda icra takibine uğraması ve sadece 2024 yılında 8 milyon 543 bin TL icra ödemesi yapması, bu disiplinsizliğin doğrudan sonucudur. Benzer şekilde, Sayıştay raporları MHP’li belediyelerin “tasarruf tedbirlerine rağmen” düğün ve organizasyon harcamalarına milyonlar aktardığını, hatta düğünlerde 1.3 milyon liralık altın takıldığını belgelemiştir. Kamu kaynaklarının bu denli sorumsuzca harcanması, belediye yönetimlerinin kendilerini halka hesap vermekle yükümlü görmediği, aksine belediye bütçesini kişisel ve siyasi bir tasarruf alanı olarak gördüğü bir zihniyetin ürünüdür.
MHP’li belediyelerdeki patronaj ilişkileri, ihale süreçleri ve kaynak dağıtımı üzerinden kurumsallaşmıştır. Sayıştay raporlarına yansıyan en çarpıcı örneklerden biri, Gümüşhane Belediyesi’nde yaşanmıştır. Rapora göre, belediye paraları eski Gümüşhane Belediye Başkanı AKP’li Ercan Çimen’in sermayesine ortak olduğu otomotiv şirketine akmıştır. Bu vaka, MHP ve AKP arasındaki patronaj ağlarının nasıl iç içe geçtiğini ve belediye kaynaklarının siyasi bağlantılar üzerinden nasıl belirli kişilere aktarıldığını göstermektedir. İktidar ortağı olmanın sağladığı koruma kalkanı, bu tür usulsüzlüklerin yaptırımsız kalmasına zemin hazırlamaktadır.
Sosyal yardımların dağıtımındaki keyfilik, MHP’li belediyelerdeki patronaj sisteminin bir başka boyutudur. Erzincan Belediyesi’nde sosyal yardımların muhtarlıklardan alınan ve yalnızca isim soyisim ile iletişim bilgilerinin yer aldığı listelere göre yapılması, yardımların ihtiyaç sahipliği kriterine göre değil, siyasi sadakat esasına göre dağıtıldığını ortaya koymaktadır. Yardım için başvuran yurttaşların gelirlerine veya mülkiyetlerine bakılmaması, sosyal yardım mekanizmasının bir patronaj aracına dönüştürüldüğünün somut kanıtıdır. Bu sistemde, belediye kaynakları üzerinden oy bağımlılığı oluşturulmakta ve toplumsal kesimler siyasi sadakat zincirlerine eklemlenmektedir.
Yolsuzluk ve Rüşvet Vakaları: Yahşihan’dan Manavgat’a Uzanan Harita
MHP’li belediyelerdeki yolsuzluk ve rüşvet vakaları, coğrafi ve idari ölçek olarak geniş bir yelpazeye yayılmaktadır. Bu vakaların en sistematik ve belgelenmiş olanlarından biri, Kırıkkale’nin Yahşihan ilçesinde yaşanmıştır. Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında, MHP’li eski Belediye Başkanı Osman Türkyılmaz’ın da aralarında bulunduğu 12 şüpheli hakkında işlem yapılmış, Türkyılmaz ve 4 kişi tutuklanmıştır. Soruşturmada, “kamu görevlisinin nüfuzunu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına menfaat sağlama” suçlaması yöneltilmiştir.
Yahşihan’daki yolsuzluğun içeriği, siyasi mafyalaşma olgusunun tipik bir örneğini sunmaktadır. İddianameye göre, dönemin belediye başkanı Osman Türkyılmaz, bir konut projesinin inşaatını durdurmak için 25 Mart 2023’te inşaatı mühürlemiş, ardından nüfuzunu kullanarak müteahhitten maddi menfaat talep etmiştir. Görüşmeler neticesinde biri dubleks olmak üzere yedi dairenin Türkyılmaz ve ilişkili kişiler adına verilmesi kararlaştırılmış ve mühür kaldırılarak inşaatın devam etmesi sağlanmıştır. Bu yöntem, belediye başkanının sahip olduğu imar ve denetim yetkilerini nasıl bir şantaj ve rüşvet aracına dönüştürdüğünün kusursuz bir örneğidir.
Yahşihan’daki yolsuzluğun en dikkat çekici yönlerinden biri, tapu kayıtlarının nasıl manipüle edildiğidir. İddianamede, MHP’lilerin yolsuzluk yaparak bedelsiz aldığı yedi dairenin tapularının akrabaların ve ilişkili kişilerin üzerine yapıldığı ayrıntılı olarak belgelenmiştir. Tapu kayıtlarına göre dairelerden biri Ülkü Toksoy’un oğlu Kemal Toksoy adına, ikisi TSK’de Yarbay rütbesiyle görev yapan Aydın Ü. adına, biri İbrahim Aktuğ’un kayınpederi adına, ikisi gazeteci Murat Tanır adına ve biri de Türkyılmaz’ın kasası olduğu iddia edilen Tayfun Arslan adına kaydedilmiştir. Bu denli detaylı bir tapu operasyonu, yolsuzluk ağının ne kadar örgütlü ve sistematik biçimde yürütüldüğünü göstermektedir.
Manavgat’ta yaşananlar ise MHP’li belediyelerdeki rüşvet ağlarının bir başka boyutunu ortaya koymaktadır. 4 Temmuz 2025’te MHP’li Manavgat Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kaya, rüşvet iddiasıyla gözaltına alınmış ve tutuklanmıştır. Bu tutuklama, MHP’li belediye başkanlarının tamamının dokunulmaz olmadığını, ancak tutuklama ve soruşturmaların CHP’li belediyelere kıyasla çok daha sınırlı ve münferit düzeyde kaldığını göstermektedir. Nitekim, aynı dönemde CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar onlarca belediye başkanını kapsarken, MHP’li belediyelerde sadece birkaç münferit vaka kamuoyuna yansımıştır.
Kastamonu Belediyesi’nde tespit edilen usulsüzlükler, MHP’li belediyelerdeki sorunun yalnızca küçük ölçekli ilçelerle sınırlı olmadığını göstermektedir. Sayıştay raporlarına göre, MHP’li Kastamonu Belediyesi’nin mal ve hizmet alımlarını Kamu İhale Yasası’na aykırı olarak aynı tedarikçiden kısımlara bölerek doğrudan teminle gerçekleştirmesi, belediyeye ait beş taşınmazın mevzuata aykırı şekilde dernek ve vakıflara tahsis edilmesi ve belediye başkanının belediye meclis üyesi olmayan bir kişiyi başkan yardımcısı vekili olarak görevlendirmesi, bu belediyelerdeki mali ve idari disiplinsizliğin boyutlarını gözler önüne sermektedir. Kamu taşınmazlarının siyasi yandaşlara tahsis edilmesi, halkın malının doğrudan gasp edilmesi anlamına gelmektedir.
Doğal Kaynakların Yağmalanması ve “Dere Mafyası”
MHP’li belediyelerdeki siyasi mafyalaşmanın en çarpıcı örneklerinden biri, doğal kaynakların organize biçimde yağmalanmasıdır. CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel’in 5 Şubat 2026’da TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada gündeme getirdiği iddialar, bu yağmanın nasıl kurumsallaştığını ortaya koymaktadır. Adıgüzel, “Ordu’nun dereleri diye türkümüz var meşhur, ama bir de Ordu’nun dere mafyası var. Belediye-özel firma işbirliği ile organize çakıl hırsızlığı var” sözleriyle, belediyelerin özel firmalarla işbirliği içinde doğal kaynakları nasıl talan ettiğini ifade etmiştir.
Adıgüzel’in Meclis kürsüsünde verdiği detaylar, bu yağmanın boyutlarını somutlaştırmaktadır. MHP’li İkizce Belediyesi, Curi ve Akçay derelerinde şirketlerle beraber çakıl hırsızlığı yapmaktadır. Bu faaliyet, doğrudan Cumhurbaşkanı’nın talimatlarına rağmen sürdürülmektedir. Adıgüzel’in vurguladığı gibi, “bölgede sel olunca Sayın Cumhurbaşkanı ‘Karadeniz’in derelerine kimse girmeyecek’ dediği halde, genel başkanlarını bile dinlemeyen bir arsızlık var.” Bu ifadeler, MHP’li belediye yönetimlerinin parti genel başkanının ve hatta Cumhurbaşkanı’nın iradesini dahi hiçe sayacak kadar pervasızlaştığını göstermektedir.
Dere mafyası olgusu, belediye yönetimlerinin organize suç yapılanmalarıyla nasıl iç içe geçtiğini ortaya koyması bakımından özel bir önem taşımaktadır. Belediye-özel firma işbirliği ile yürütülen çakıl hırsızlığı, sıradan bir usulsüzlük değil, organize bir suç faaliyetidir. Bu faaliyet, belediyelerin sahip olduğu denetim ve ruhsat yetkilerinin, yasadışı ekonomik çıkar elde etmek üzere suç şebekelerine kiralanması anlamına gelmektedir. Adıgüzel’in “hırsızlık, arsızlık boyutuna vardı” ve “kanuna karşı geliyorlar, Cumhurbaşkanına karşı geliyorlar, milletin malına çöküyorlar” sözleri, bu durumun vahametini tüm çıplaklığıyla ortaya koymaktadır.
Doğal kaynak yağması, yalnızca mali bir kayıp değil, aynı zamanda çevresel bir felakettir. Derelere hoyratça müdahale edilmesi, sel riskini artırmakta ve bölge halkının can ve mal güvenliğini tehdit etmektedir. Adıgüzel’in “bu soyguna derhal son verin; devlet aklı ve nizamı galip gelsin” çağrısı, aslında devletin kendi organları eliyle yürütülen bu yağma karşısındaki acziyetini de ifşa etmektedir. Süleyman Soylu imzasıyla yanlışı belgelenen ve yargı sürecinde olan Ulubey Belediye Başkanı’nın durumu, bu yağmanın en yetkili merciler tarafından tespit edilmesine rağmen neden durdurulamadığı sorusunu akıllara getirmektedir.
Seçici Adalet ve Denetim Dokunulmazlığı
MHP’li belediyelerdeki yolsuzluk ve mafyalaşma olgusunun en kritik boyutu, bu belediyelere yönelik denetim mekanizmalarının sistematik biçimde işletilmemesidir. Sayıştay’ın 2024 yılı denetim raporları, MHP’li belediyelerdeki usulsüzlükleri açıkça belgelemesine rağmen, bu tespitlerin neredeyse hiçbiri hukuki veya idari bir yaptırıma dönüşmemiştir. Cumhuriyet gazetesinin isabetle vurguladığı gibi, “AKP, CHP’li belediyelere yüklenirken ortağı MHP’nin yönettiği belediyelerde milyonluk usulsüzlükler tespit edildiği” gerçeği iktidar tarafından görmezden gelinmektedir. Bu seçici körlük, Cumhur İttifakı’nın iç işleyişindeki hukuk tanımazlığın en somut göstergesidir.
Soruşturma izni mekanizmasındaki asimetri, denetim dokunulmazlığının kurumsal boyutunu oluşturmaktadır. 2026 yılı itibarıyla belediyelere yönelik soruşturma izinlerinin dağılımına bakıldığında, AK Partili belediyeler 591 soruşturma izniyle ilk sırada yer alırken, MHP’li belediyeler yalnızca 50 soruşturma izniyle üçüncü sıradadır. Bu dağılım, MHP’li belediyelerin soruşturma izni sayısı bakımından oldukça düşük bir oranda kaldığını göstermektedir. Dahası, bu 50 soruşturma izninin ne kadarının gerçek anlamda hukuki sonuç doğurduğu da şüphelidir.
MHP’li belediyelere yönelik denetim dokunulmazlığının en çarpıcı boyutlarından biri, AKP’li büyükşehir belediye başkanlarıyla birlikte MHP’li belediye başkanlarının da aynı koruma kalkanından yararlanmasıdır. CHP’li 6’sı büyükşehir olmak üzere 26 belediye başkanı hakkında işlem yapılmış ve 24’ü tutuklanmışken, MHP’li büyükşehir belediye başkanları hakkında tek bir soruşturma izni dahi verilmemiştir. Bu asimetri, yargı ve idari denetim mekanizmalarının Cumhur İttifakı’na mensup belediyeleri koruyan bir kalkan, muhalefet belediyelerini ise hedef alan bir silah olarak kullanıldığının en somut kanıtıdır.
Gazeteci Şamil Tayyar’ın yaptığı değerlendirme, bu asimetrinin AKP çevrelerinde dahi sorgulanmaya başladığını göstermektedir. Tayyar, “bazı dosyaların olgunlaştığını ve bir-iki belediye için operasyon ihtimalinin yüksek olduğunu” belirterek, yalnızca muhalefet belediyelerinin değil, AK Partili ve MHP’li belediyelerin de gündemde olduğunu vurgulamıştır. Tayyar’ın aktardığı bir anekdot, rüşvetin belediyelerde nasıl bir “sorun çözme mekanizmasına” dönüştüğünü çarpıcı biçimde ortaya koymaktadır. Bir zincir market yöneticisi, ruhsat işlemleri için belediye tarafından sürekli maddi taleplerle karşılaşıldığını, operasyonlar başladıktan sonra ise “itirafçı olurum” tehdidiyle işlemlerini herhangi bir bedel ödemeden tamamlatabildiğini ifade etmiştir. Bu anekdot, rüşvetin ne denli kurumsallaştığını ve ancak operasyon korkusuyla durdurulabildiğini göstermektedir.
Sonuç
MHP’li belediyelerdeki yolsuzluk ve siyasi mafyalaşma olgusu, münferit vakaların ötesinde, Cumhur İttifakı’nın iktidar yapısından kaynaklanan bir denetim dokunulmazlığıyla beslenen yapısal bir sorundur. Sayıştay raporları, MHP’li Aliağa, Gümüşhane, Erzincan, Kastamonu ve İkizce gibi belediyelerde milyonluk usulsüzlükleri belgelemesine rağmen, bu tespitler büyük ölçüde yaptırımsız kalmakta ve kamuoyunun gündemine yeterince yansıtılmamaktadır. Yahşihan Belediyesi’nde eski MHP’li başkanın yedi daireyi rüşvet olarak alması ve tapuları akrabalarının üzerine kaydettirmesi; Manavgat’ta MHP’li belediye başkanının rüşvet suçlamasıyla tutuklanması; İkizce Belediyesi’nin özel firmalarla birlikte dere yataklarını talan etmesi, sorunun geniş bir coğrafyaya ve farklı ölçeklerdeki belediyelere yayıldığını göstermektedir.
Bu tablo karşısında, CHP’li belediyelere yönelik yürütülen kapsamlı operasyonlar ile MHP’li belediyelere yönelik denetim mekanizmalarının işletilmemesi arasındaki asimetri, yargı ve idari denetimin siyasi bir silah olarak kullanıldığının en somut kanıtıdır. Kalıcı bir çözüm, tüm belediyelerin parti kimliğine bakılmaksızın eşit denetime tabi tutulmasını, Sayıştay raporlarındaki tespitlerin hukuki sonuç doğurmasını ve belediye başkanlarının dokunulmazlık zırhından arındırılmasını gerektirmektedir.
Kaynakça
BirGün. (2025, 6 Kasım). Ege’de milyonluk usulsüzlükler. https://www.birgun.net
Bold Medya. (2025, 31 Mayıs). MHP’li eski Belediye Başkanı, yolsuzluk soruşturmasında tutuklandı. https://boldmedya.com
Cumhuriyet. (2025, 7 Kasım). Sayıştay raporları MHP’li belediyelerdeki usulsüzlükleri ortaya koydu. https://www.cumhuriyet.com.tr
Cumhuriyet. (2025, 6 Kasım). Sayıştay’dan MHP’li Aliağa Belediyesi’ne ağır rapor. https://www.cumhuriyet.com.tr
Cumhuriyet. (2026, 5 Şubat). CHP’li Adıgüzel, TBMM’de gündeme getirdi: “AKP’li ve MHP’li belediyeler şirketlerle beraber çakıl hırsızlığı yapıyor”. https://www.cumhuriyet.com.tr
Ekonomimanset. (2026). 2024’teki yerel seçimden bu yana kaç belediye başkanı tutuklandı? https://ekonomimanset.com
İlke TV. (2025, 31 Mayıs). MHP’li eski belediye başkanı Osman Türkyılmaz tutuklandı. https://ilketv.com.tr
Samanyoluhaber. (2025, 3 Ekim). Yolsuzluk yapan MHP’lilerin tapu oyunu. https://www.samanyoluhaber.com
Türkiye Gazetesi. (2026, 23 Nisan). Şamil Tayyar’dan çok konuşulacak yorum: AK Partili ve MHP’li belediyelere de operasyon yapılma ihtimali var. https://www.turkiyegazetesi.com.tr




Bir yanıt yazın