Takıntılar İmparatorluğu: ABD’den Yayılan Küresel Tehlike

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

Takıntılar İmparatorluğu: ABD’den Yayılan Küresel Tehlike — Evvelsi Gün Gazze, Dün Venezuela, Bugün Grönland; Yarın Falkland’dan Faroe’ye, İzlanda’dan Svalbard’a, Azorlar’dan Dünya’ya

Evvelsi gün Gazze’ydi.
Dün Venezuela.
Bugün Grönland.
Yarın mı? Falkland Adaları, Faroe Adaları, İzlanda, Svalbard, Azor Adaları…
Sonra belki Ay. Olmadı Mars. Zaten harita kırmızıya boyanacaksa, neden evrenle sınırlı kalalım?

Donald Trump’ın dış politikası bir stratejiden çok, sabah uyanınca aklına gelen “Bugün nereyi istesem?” sorusunun küresel ölçekteki karşılığına dönüşmüş durumda. Diplomasi yerini emlak pazarlığına, uluslararası hukuk ise “Ben başkanım, isterim” refleksine terk edilmiş halde.

Grönland meselesi, aslında buzullardan ibaret bir ada değil; bu, 21. yüzyılın emperyal fantezi krizidir. Trump dünyaya bir devlet başkanı gibi değil, iflasın eşiğindeki bir holding patronu gibi bakıyor:
“Burası stratejikmiş… O zaman alalım.”
Kimden?
Nasıl?
Neye göre?
Detaylar sıkıcı şeyler.

Sorun şu ki, bu “takıntılar zinciri” sadece tweet atmakla kalmıyor; dünyayı ateşe atabilecek bir kibri normalleştiriyor. Gazze’de göz yumulan yıkım, Venezuela’da körüklenen kaos ve bugün Grönland üzerinden yürütülen fantezi, aynı zihinsel kaynaktan besleniyor: sınır tanımayan bir benlik ve sıfır denge duygusu. Evet, Venezuela’da “rejim değiştirme” iştahı, Grönland’da “satın alma” veya işgal hevesiyle birleşince ortaya çıkan tablo şudur: Dünya, bir adamın egosuna emanet.

Daha tehlikelisi ise Amerikan demokrasisinin sessizliği.
Temsilciler Meclisi, Senato, yargı, hatta Pentagon… Hepsi anayasa kitapçıklarını süs eşyası gibi taşırken, başkanlık makamı kişisel öfke ve takıntı üretim merkezine dönüşüyor. Oysa federal yasalar açıktır:
Ordu, bir kişinin değil; anayasanın emrindedir.
Devlet, bir başkanın değil; halkın mülküdür.

Amerikan halkı da bu denklemin dışında değil. “Beni ilgilendirmez” cümlesi, küresel çağda en pahalı lükstür. Çünkü Washington’da atılan her sorumsuz adım, Orta Doğu’da bir patlama, Kuzey Kutbu’nda bir kriz, Avrupa’da bir panik; ABD’de ise ICE rejimi olarak geri dönmektedir.

Bugün Grönland’ı konuşuyoruz.
Yarın İzlanda “güvenlik tehdidi” ilan edilirse şaşırmayalım.
Faroe Adaları “stratejik zorunluluk”,
Svalbard “ulusal çıkar”,
Azor Adaları ise “küresel istikrar” gerekçesiyle gündeme taşınır.
Kelimeler değişir, iştah değişmez.

Eğer dünya devletleri, uluslararası kurumlar ve en önemlisi ABD halkı bu saldırgan, keyfi ve dünyayı ateşe atan politik emperyalist çizgiye “dur” demezse, üçüncü dünya savaşı bir senaryo olmaktan çıkıp yavaş yavaş örülen bir gerçekliğe dönüşecektir. Ve bu, sadece başka ülkeleri değil, ABD’yi de yok edecektir.

Ve lütfen, o gün geldiğinde kimse çıkıp da
“Biz bunu öngöremedik”,
“Geç fark ettik”,
“Nasıl bu noktaya geldik”
demesin.

Çünkü akıl sağlığı yerinde olmayan, megaloman ve narsist bir adamın kişisel takıntılarını bir süper gücün politikası sanmaya inandık.
Ve en kötüsü:
“Geç kaldık” demeyin diye, işte bugünden muhtemel geleceği yazıyoruz. Uyan ey dünya. Uyan artık zaman daralıyor . Birlikte hareket etmezsen önümüzdeki çok uzun olmayacak bir süreç içinde küresel yok oluş bir adım ötede…
Demedi demeyin..!



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar