KUR’AN’ın ahiret kavramı;
hesap verilebilirlik ilkesi?!
TANRI,
KUR’AN(İnsan,9) ayetinde;
‘yaptığınız iyilik için
bir teşekkür bile beklemeyin’
KARŞILIKSIZ olsun iyiliğiniz derken!
Her şeyi karşılık bekleyerek yaptıklarından olsa gerek;
ahireti;
namaz, başörtüsü, kurban ile ödülü-cenneti kazanmak zannediyor ve öyle anlatıyor dinci bezirgan!
Kendisi gibi inanmayanı
kâfir,
cehennemi de
içki içmekle gidilen yer zannediyor ve öyle korkutuyor yobaz din satıcı!
Ahirete inandığını iddia edenler
hurilerle(?!) dolu cennet(?)
peşinde koşmaktan
inanmayanlar cehennem(!) tehdidi diye eleştirmekten;
KUR’AN’ın ahiret inancını;
ESAS
DÜNYA hayatının
HESAP VERİLEBİLİRLİK ilkesi ile
HAK sınırlarını ihlal etmeden,
ADALETli, adil yaşamak bilinci
olduğunu göremiyorlar.
(İsra,13,14)”Her insanın,
yaptıklarını kaydeden
hayat defterini(Hard Diskini)
kendi boynuna(kişisel seçimine) bağlamışızdır-yaptığı tercihlerle,
kendi yazgısını kendisi belirler,
sonucundan da kendisi sorumludur.
Kıyamet Günü onun önüne,
her şeyi açık açık kaydedilmiş bulacağı bir sicil çıkaracağız;
‘Oku sicilini (seyret yaşadıklarını).
İşte dünyada yaptıkların.
Bugün hesap görücü olarak
kendi hesabını kendin gör’
diyeceğiz.”
Sonuçta TANRI ADİL ve
ADALET’in kaynağı olduğundan
kim neyi HAK ettiyse
onunla buluşturacaktır.
Başıboş, bilinçsiz,
duyarsız, anlam(a)sız
bir yaşam yerine;
neyi, neden yaptığının bilinci,
bilinç uyanıklığı içinde yaşatır
ahiret inancı!
Durdural(a)mayan insan azgınlığına, kötülüklerine, zulmüne karşı;
başkalarının HAK’larının
zorla gasbedilmesinin
bugün olmasa da birgün
bedelinin acı azap ile ödeneceği
bilgisidir ahiret inancı!
(İbrahim,42)”Sakın Allah’ı, zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma!
O sadece, onlarla hesaplaşmayı, korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı
bir güne erteliyor.”
Bırakın ülkemizdeki
HAK, hukuk ihlallerini, adaletsizlikleri,
dünyaya hükmeden zalimler de;
eşitce paylaşılması gereken
dünya nimetlerini ve
başkalarının olan HAK’ları gasbetmelerinin,
bu kadar zulümlerinin
cezası olmayacak,
zalimlikleri hiç bir karşılık görmeyecek zannediyorlar!
(Zümer,49)”Verilen nimetler bir imtihan aracıdır.”
(Mü’min,61)”İnsanların çoğu verilen nimetlerin karşılığını ödemezler.”
(İsra,18)”Kim ki, bu geçici hayatın [hazları] peşinde koşmak isterse,
bu istediğinden dilediğimiz kadar, gerekli gördüğümüz kimseye
hemen veririz; ama sonra
(dünyalık nimetlerle şımararak yaptığı kötülüklere karşılık)onun payını cehennem kılarız ki
oraya kınanmış ve kovulmuş olarak katlanmak zorunda kalacaktır!”
KUR’AN’ın yaklaşık binbeşyüzyıl önce anlattığı firavunu, kârunu;
2026, uzay çağında
şımarık bir azgınlıkla,
doymazlık hırsıyla,
kendini dünya kralı, jandarması,
dünyanın kaynaklarının
sahibi zanneden,
tüm insanlığın HAK’larını yiyen
bugünün firavunlarını, kârunlarını
ibretle, korkuyla izliyor tüm dünya.
(Kasas,76,77)”Firavunun en büyük
mali destekçisi olan Karun,
Musa’nın kavmindendi. Hani kavmi ona demişti ki, ‘Böbürlenme!
Çünkü Allah böbürlenip
şımaranları sevmez.’
Allah’ın sana verdikleriyle öbür dünyanı mamur etmeye bak-
ahiret yurdunu kazanmanın
yollarını ara ama
dünyadaki nasibini de unutma!
Allah’ın, sana ettiği gibi
sen de insanlarla paylaşarak
iyilik et! Yeryüzünün doğal dengesini- haksızlık, zulüm, bozgunculuk yaparak bozma!’
Çünkü Allah bozguncuları sevmez.”
İşte Ahiret ilkesi;
dünyada yapılan tüm eylemlerin karşılığı olduğu bilgisidir;
haddi, sınırı çoktan aşmış,
şımarıklıkta ürperten boyuta gelmiş zalimlere de son uyarı;
KUR’AN’ın uyanın uyarısıdır!
(Kehf,103,104)”Çalışma bakımından en çok ziyanda olanları
size haber verelim mi?
Bunlar, güzel işler yaptıklarını zannettikleri halde,
tüm çaba ve koşuşturmaları
eğri ve çarpık olan kimseler-
çıkarlarına göre hareket edenlerdir.”
KUR’AN,
ahiret inancı ile
yaşamın sonunda
tüm seçtiklerinin, eylemlerinin ve
tüm nimetlerin hesabının verileceği
VE insanın bu hesapları
verebilirlik
içinde yaşaması için kurallar önerir,
TANRI öğütleri olarak sunar.
Sonsuz yaşam-ahiret
bu dünya yaşamı ile bağlantılı ve
insanların
dünya nimetleri için azma,
sınırları aşma tehlikesine karşı
yapılması gerekenler
KUR’AN’da bildirilir; salât, oruç gibi!
[(İnsanlığı ayağa kaldıracak salât, diyanetin dayattığı namaz değil;
insanın yeme, içme, cinsel haz, konuşma gibi şehvetle azma noktalarında kendini tutabilme eğitimi, disiplini olan savm;
diyanetin uygulattığı oruç değil.)]
(Bakara,62)”İnananlar, Yahudiler, Hristiyanlar ve diğer dinlerden her kim-hangi dine, hangi ırka
mensup olursa olsun,
Allah’a ve âhiret gününe inanır ve
O’nun mesajları doğrultusunda
sâlih amel işlerse-barışa ve hayra yönelik-doğru ve yararlı işler yaparsa, ecirleri Rab’leri katındadır.
Onlar için korku ve üzüntü yoktur.”
(Ra’d,31)”Tüm işler Allah’ın izin vermesiyle olur.
İnananlar hâlâ anlamadılar mı ki,
Allah herkesin zoraki iman etmesini isteseydi, bütün insanlığı
derhal doğru yola iletirdi?”
(Yunus,99)”Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin hepsi mutlaka inanırdı (ama onları özgür iradeleriyle baş başa bıraktı).
O halde sen mi insanları
inanmaları için zorlayacaksın?”
(Şûra,8)”Allah dileseydi
bütün insanları tevhit inancını
benimsemiş tek bir millet yapardı.
Allah, insana özgür irâde vermiş ve uyarıcı elçiler göndererek onu,
dilediği inanç ve
hayat tarzını seçme konusunda
serbest bırakmıştır.”
(Yâsin,70)”Kur’an, diri olanları uyarmak, uyandırmak ve
gerçekleri örtbas eden, yalanlayan nankörlere de azabın hak olduğunu bildirmek için indirilmiştir.”
(Kasas,66)”Ne var ki, o Gün,
onların söyleyebilecekleri
hiçbir söz kalmamıştır-
geçmişte olup bitenler için bir mazeret, bir açıklama getirmek yönünde önlerinde bütün yolların kapanmış olduğunu görecekler;
ve bu konuda birbirlerine de
hiçbir şey soramayacaklar.”






Bir yanıt yazın