KUR’AN Türkçe çevirileri için
Enstitü ya da Üniversite kurulmalı!
(Nisa,174)”Ey insanlar!
Rabbinizden apaçık ve güçlü
bir kanıt-delil geldi.
Her şeyi açık seçik gösteren, aydınlatıcı-apaçık bir ışık-
hakikatin belgesi olan
Kur’an’ı indirdik.”
(En’am,38)”Kur’an’da hiçbir şeyi eksik bırakmadık.”
Yıllarca Arapça anlamadan okuduğum
‘Fatiha’da ne söylüyorum?’
sorgusu ile başladığım
KUR’AN araştırmalarıma;
tek bir KUR’AN Meali
yeterli gelmeyince,
AYET ayet karşılaştırma yaparak incelediğim
Yaşar Nuri Öztürk, Salih Akdemir, Hüseyin Atay, Mustafa Sağ,
Hakkı Yılmaz, Edip Yüksel,
İhsan Eliaçık
KUR’AN Türkçe çevirileri ile,
KUR’AN’ı anlama çabam
artarak devam etti.
Sonra bunlar da yeterli olmayınca;
49 farklı KUR’AN Meali olan kuranmeali.com sitesini keşfettim.
Sonra bu sitede de
çok önemli KUR’AN kavramları için
genel olarak kopyala yapıştır metodu kullanıldığını görünce
özellikle
Salât kavramını
‘namaz kılın’
yanlış çevirisini farkedince
kök anlam araştırmaya başladım.
‘Salât’ın gerçeğini öğrendiğim kaynak temizfikir.com sitesiydi.
Şimdilerde de bulabildiğim kadarıyla etimolojiturkce.com sitesinden yaralanıyorum ama
o da yeterli bir kaynak değil!
Artık tıkandım;
bu yüzden KUR’AN için
Enstitü ya da
Üniversite kurulmalı diyorum!
Başta diyanet, tüm dinci yapılanmalar;
sayısız tarikat, dernek, vakıf, dergah, ne varsa hiç,
biraraya gelip
KUR’AN anlaşılsın
diye birleştiklerini,
çaba gösterdiklerini duydunuz mu?!
Duygu sömürüsü yaptıkları
her konuda
para, bağış toplamak için
hepsi yarışta.
Başörtüsüne, Gazze’ye destek manipülasyonu,
duygu sömürüsünde
hepsi birleşmiş,
meydanlarda gövde gösterisinde.
Ama KUR’AN için,
KUR’AN’ın anlaşılması için
meydanlar bomboş!
TEK tek de olsa,
TANRI Kitabı KUR’AN
Türkçe çevirileri için
tüm emek harcayanlara
sonsuz teşekkürler ama
KUR’AN’ın,
evrenin, kâinatın Sahibi
TANRI’nın Kitabı olması sebebiyle
çok ama çooook emek verilmesi,
uzmanlardan oluşmuş
komisyon, komite, kurullarca
didik, didik incelenmesi, araştırılması gerekmiyor mu?!
(Muhammed,24)”Kur’an’ın anlamını, ne demek istediğini, hiç inceden inceye düşünmüyorlar mı?”
CERN’de yapılan bilimsel araştırmalar için nasıl
en uzman kişiler titizlikle,
bilimsel kriterlere göre seçiliyor.
KUR’AN için de;
İNSANLIĞIN KİTABI olması nedeniyle
KUR’AN’ın en iyi, en doğru,
en düzgün, en anlaşılabilir
anlama ulaşması için;
komisyon, komite, kurullarda;
dilbilim, çeviribilim,
etimoloji, epistomoloji,
KUR’AN’da geçen kavramların
işaret ettiği konunun uzmanları,
ve en başta Arapça dili ve
Türk dilinin bilimsel anlamda
en iyi uzmanları yer almalı değil mi?!
(internet alıntı) Türkçe;
dünyanın en eski, köklü ve
en zengin iki dilinden biridir.
Dil bilimcilere göre;
kelime türetme yeteneği bakımından da
dünyanın en güçlü dilidir.
Her konuya ve duruma göre
karşılık vermeye en müsait dil
yine Türkçe’dir.
*30’dan fazla dil bilen ve
tüm Sâmi dillere hâkim
Rahman’ı, Türkçeye çevirisini
kök anlamını vererek,
‘Çok Seven’ olarak yapan
Prof.Dr.Salih Akdemir,
KUR’AN çevirilerindeki
esas sorun hakkında
yıllar önce bakın neler demiş?!
“KUR’AN hiç kuşkusuz ki
Muhammed Peygamber zamanındaki Arap dilinde inmiş
son ilâhî Kitaptır.
Elbette ki KUR’AN,
Arap dilinin en büyük eseridir ve
mesajı doğru anlayabilmek için
Dil çok önemlidir.
Dilin amacı da,
KUR’AN’ın asıl amacını gerçekleştirmektir;
insanları doğru yola ulaştırmak…
Arap dili gerektiği gibi bilinmeden, KUR’AN’ın mesajını anlamak
asla mümkün değildir.
Elimizdeki sözlükler,
KUR’AN’ın indiği dönemdeki
Arap dilini verememektedir.
Karşılaştırmalı Sâmi Dilleri Araştırmaları, bize Arap dilindeki köklerde meydana gelen anlam değişmelerinin belirlenmesinde
çok önemli bir katkı sağlayabilir; çünkü Sâmi Dilleri,
Arapça’dan çıkmış olan dillerdir.
Ancak Arap dili ile ilgili birkaç belge dışında KUR’AN’dan başka
yazılı belge yoktur.
Oysa Akkadça belgeler M.Ö.2600 yıllarına kadar uzanabilmektedir.
Başta Akkadça, İbranice, Aramice ve Habeşçe olmak üzere,
bütün bu Sami Dilleri, bize,
Arapça’da zamanla kaybolmuş olan asıl kök anlamların belirlenmesinde çok önemli katkı sağlayabilir.
Daha da önemlisi, hemen bilinen bütün Vahiy sürecinin,
KUR’AN’da dahil olmak üzere,
Sâmi dilleri vasıtasıyla
gerçekleştirilmiş olmasıdır.
Kur’an’ın anlaşılmasında,
Arap dilinde yer alan köklerdeki
asıl kök anlamların,
zaman içinde değişen,
yeni anlamların belirlenmesi için,
art süremli ve eş süremli
semantik araştırma yapılmalıdır.
Art süremli semantik,
dilin zaman içinde geçirmiş olduğu değişiklikleri inceler.
Eş süremli semantik ise,
dilin şu andaki durumunu ya da
belli bir zaman dilimi içindeki konumunu belirler.
Özellikle dini metinlerin anlaşılması
söz konusu olduğunda,
Arap dilindeki köklerdeki
asıl kök anlamların belirlenmesi için,
art süremli bir semantik araştırmanın yapılması kaçınılmazdır.
Bununla birlikte, dilin,
Kur’an’ın indiği dönemde kazanmış olduğu yeni anlamların ortaya konması bakımından da
eş süremli bir semantik inceleme de
kaçınılmazdır.”
(Son Çağrı KUR’AN-Salih Akdemir )”
KUR’AN’da 1530 kök olduğunu söyleyen Salih Akdemir’in
öğrencilerinin yaptıkları kökler ve
kök anlam çalışmaları:
EMR; kök anlamı
emretmek değil,
söylemek, anlatmaktır.
KRE; kök anlamı
okumak değil,
çağırmaktır.
ABD; kök anlamı
kul olmak değil,
yapmak, yaratmak,
gerçekleştirmek, üretmek,
ortaya çıkarmak, çalışmaktır;
tüm çevirilerde kullanılan
‘Kulluk etmek’ anlamı
türev bir anlamdır.
Bu sözcük Türkçe’de
anlam daralmasına yol açmıştır.
MVSY; kök anlamı
tavsiye etmek, önermek değil, emretmektir.
“ŞHD, BRK, SBH, KDS” kökleri
kök anlamları değişmemiştir.
KUR’AN’ın yepyeni bir bakış açısıyla,
TANRI’nın (Nahl,98). ayette
işaret ettiği gibi;
‘Tüm önyargı, ön kabullerden, üzerine yığılmış asırlık toz, kir ve iftiralardan arındırılarak, saptırıcıdan-şeytandan ALLAH-TANRI’ya sığınarak yani
KUR’AN’ı,
KUR’AN’ın içinde kalarak,
cevabı hep ayetlerde arayarak,
ayetle açıklayarak(Yunus,37),
çevirilerinin yapılması
şart, elzem gerekli bir zorunluluk!
Hem de geleneksel yöntemler yerine, tüm bilimsel metotlar kullanılarak!!!!
(Nisa,82)”Kur’an’ı incelemiyorlar mı- derinlemesine düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı-
Kur’an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi-
Kur’an’ı iyice okuyup
düşünmüyorlar mı-
akıl süzgecinden geçirmiyorlar mı?”




Bir yanıt yazın