İRAN’DAKİ PROTESTO DALGALARI, PEHLEVİ SÖYLEMİ VE GÜNEY AZERBAYCAN

Okuma Süresi:

3–4 dakika
❤️

İran’da son yıllarda tekrar eden protesto dalgaları, yalnızca mevcut siyasal rejime yönelik tepkilerin bir toplamı değil; aynı zamanda ülkenin tarihsel olarak çözümlenmemiş etnik, sınıfsal ve merkezî devlet sorunlarının yeniden görünür hâle gelmesidir. Bu bağlamda Rıza Pehlevi figürü etrafında şekillenen söylemler, İran toplumundaki farklı kolektif hafızaların ve siyasal beklentilerin çatışmalı doğasını açığa çıkarmaktadır. Protestoların coğrafi dağılımı ve söylemsel içeriği, İran’ın homojen bir siyasal topluluk olmaktan ziyade, asimetrik güç ilişkileriyle örülü çok katmanlı bir toplum olduğunu bir kez daha göstermektedir.

1. Merkez–Çevre İlişkisi ve Siyasi Sembollerin Mekânsal Dağılımı
İran’daki Pehlevi yanlısı sloganların ve monarşi nostaljisinin ağırlıklı olarak Tahran merkezli, Fars dilli, sekülerleşmiş orta sınıflar arasında karşılık bulması tesadüfi değildir. Bu durum, klasik merkez–çevre kuramı (Shils, Rokkan) çerçevesinde okunabilir.
Merkezde konumlanan bu toplumsal kesimler için Pehlevi dönemi, Görece ekonomik istikrar, Devletin küresel sistemle entegrasyonu, Dini ideolojinin kamusal alan üzerindeki sınırlı etkisi gibi unsurlarla hatırlanmaktadır. Dolayısıyla Pehlevi söylemi bu gruplar için otoriter ama “modernleştirici” bir devlet geleneğinin sembolü olarak yeniden üretilmektedir.
Buna karşılık, çevre bölgelerde (özellikle etnik azınlıkların yoğun olduğu alanlarda) aynı tarihsel dönem merkezî tahakküm, kültürel bastırma ve siyasal dışlanma ile özdeşleşmektedir. Bu da Pehlevi figürünün, ülke genelinde ortak bir anlam üretmesini yapısal olarak imkânsız kılmaktadır.

2. Güney Azerbaycan ve Kolektif Hafızanın Belirleyiciliği
Güney Azerbaycan’da protestolara katılımın sınırlı kalması ya da Pehlevi figürüne mesafeli durulması, güncel politik konjonktürden ziyade uzun erimli tarihsel hafıza ile ilişkilidir.
2.1. Asimilasyon Politikaları ve Kimlik Travması
Pehlevi hanedanlığı döneminde uygulanan tek dil, tek millet, tek merkez anlayışı; Azerbaycan Türkçesinin kamusal alandan dışlanmasına, yerel kültürel üretimin bastırılmasına ve etnik kimliğin “geri” veya “tehdit” olarak kodlanmasına yol açmıştır. Bu süreç, sadece kültürel değil, aynı zamanda psiko-sosyal bir travma üretmiştir.
Bu nedenle Pehlevi ismi, Azerbaycan toplumunun kolektif hafızasında, Modernleşmenin değil, Kültürel silinmenin ve Devlet eliyle homojenleştirmenin sembolü olarak yer etmiştir.
2.2. Merkeziyetçilik ve Yerel Gücün Tasfiyesi
Pehlevi dönemi, Tebriz gibi tarihsel olarak siyasal ve ekonomik merkez olmuş şehirlerin, Tahran lehine sistematik biçimde periferileştirildiği bir dönemdir. Yerel elitlerin tasfiyesi, bölgesel özerkliğin ortadan kaldırılması ve güvenlikçi yönetim pratikleri, Azerbaycan’da merkezi devlete karşı kalıcı bir güvensizlik üretmiştir.
Bu nedenle Pehlevi söylemi, mevcut rejime karşı bir alternatif olmaktan çok, eski bir tahakküm biçiminin yeniden üretimi olarak algılanmaktadır.
2.3. “Seçeneksizlik Felci” ve Siyasal Mobilizasyonun Sınırları
Azerbaycan toplumunun mevcut İslam Cumhuriyeti’nden memnuniyetsizliği yüksek olsa da, bu hoşnutsuzluk otomatik olarak muhalefete kitlesel katılım üretmemektedir. Bunun nedeni, sosyolojide “negatif tercih ikilemi” ya da “statüko–bilinmeyen risk” paradoksu olarak tanımlanan durumdur.
Bu çerçevede, Mevcut düzen baskıcıdır, Ancak Pehlevi restorasyonu daha önce deneyimlenmiş bir baskı biçimi olarak hatırlanmaktadır. Bu ikili sıkışma, siyasal eylemsizliği rasyonel bir tercih hâline getirmektedir.

3. Muhalefetin Parçalı Yapısı ve Temsil Krizi
İran’daki protesto hareketlerinin yapısal bir diğer zayıflığı, merkezi ve kapsayıcı bir siyasal programdan yoksun oluşudur. Rıza Pehlevi, özellikle diaspora çevrelerinde ve merkez kentlerde sembolik bir figür olsa da, İran’ın çok etnili toplumsal yapısı içinde hegemonik bir temsil kapasitesine sahip değildir.
Türkler, Kürtler, Araplar ve Beluçlar açısından temel sorunlar, Anadilde eğitim, Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, Kültürel ve siyasal tanınma gibi talepler etrafında şekillenmektedir. Bu talepleri içermeyen bir “rejim restorasyonu” söylemi, etnik gruplar tarafından rejim değişimi değil, iktidar el değiştirmesi olarak algılanmaktadır.

4. Ulusal Bir Dönüşümün Yapısal Koşulları
İran’daki protestoların Güney Azerbaycan gibi demografik ve stratejik açıdan kritik bölgeleri kapsayamaması hâlinde, hareketin ulusal ölçekte bir siyasal dönüşüme evrilme ihtimali zayıf kalacaktır. Bu noktada belirleyici olan, yalnızca mevcut rejimin reddi değil; onun yerine önerilen siyasal yapının nasıl bir devlet ve vatandaşlık modeli sunduğudur.
Azerbaycan toplumunun kitlesel katılımı için, Etnik ve dilsel hakların açık biçimde tanınması, Ademi merkeziyetçi bir yönetim modelinin benimsenmesi, Tarihsel travmalarla yüzleşmeye dayalı bir siyasal dilin geliştirilmesi zorunlu görünmektedir.
Bu bağlamda Pehlevi ismi, günümüz İran muhalefetinin en kırılgan ve tartışmalı sembollerinden biri olarak öne çıkmakta; muhalefetin merkezileşmiş ve Fars-merkezli karakterini yeniden üretme riski taşımaktadır.
İran’daki kriz, sadece bir rejim krizi değil; devletin çok etnili yapısıyla kurduğu ilişkinin krizidir. Bu kriz çözülmeden, hiçbir protesto dalgası kalıcı ve kapsayıcı bir dönüşüm yaratamayacaktır..


Dr. Hamid Şehanegi – AKADEMİSYEN



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar