Dizilere destek geliyor…

Okuma Süresi:

2–4 dakika
❤️

Dizilerin Türkiye’yi tanıtıcı yüzü olduğu konusunda çok yazdık. Şimdi Bakanlık dizilere destek verecek. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 3 kıtada10 ülkeye ihraç edilecek dizilere TGA’dan, bölüm başı 100 bin dolar destek verecek. 

Böyle bir destek bekleniyordu. Hatta daha fazla olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu para ancak moralleri yükseltir. Halbuki iddialı diziler çok büyük paralara yapılıyor.

Turizmde iddialı olan ülkeler tanıtım için yüklü para harcıyor. Gelir de buna göre artıyor.3 kıta 10 ülkede Türkiye tanıtılacak. Yetmez, daha da açılmamız gerekiyor. Tanıtım ağırlıklı dizilere daha iddialı destek verilmelidir.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un Türkiye’nin turistik bölgelerini tanıtan dizilere verileceğini açıkladığı desteğin detayları ortaya çıkmaya başladı.

Ersoy’un üç kıtada 10 ülkeye ihraç edilen yapımlara verileceğini açıkladığı destek, önümüzdeki günlerde TESİYAP’ta (Televizyon ve Sinema Filmi Yapımcıları Meslek Birliği) yapılacak sunumda netleşecek. 


Magazin gazetecisi Birsen Altuntaş’ın haberine göre “Bakanlık TGA’dan bölüm başına 100 bin dolar” destek verecek. 

Bakan Ersoy, 26 12 2025 tarihinde Atatürk Kültür Merkezi’nde yapılan toplantıda, desteklenecek dizilerin kurulacak özel bir komisyon tarafından değerlendirileceğini belirtmişti. Ersoy’un bahsettiği “özel komisyonda” kimlerin yer alacağı henüz netleşmedi. 

Destek kriterleri hakkında Ersoy’un açıkladığı “3 kıta 10 ülke” dışında bir bilgi yok. 3 kıta 10 ülke kriterinin Türkiye’nin potansiyel kaynak pazarları için mi yoksa üçüncü dünya ülkelerinden herhangi 10’u için mi uygulanacağı henüz netleşmedi. Netleştiğinde sizleri bilgilendireceğiz.

Tanıtım tanıtımdır. Bugün oturmuş ülkeler bile tanıtımdan geri adım atmıyor. Onca turist akını ve geliri yeterli bulmuyorlar. Yeni Pazar arayışlarına yöneliyorlar. Tanıtım ve reklamlarına da geniş bütçe yapıyorlar.

Standartlara uymayan tesisler kapatılmalı.”

Turizoom Yönetim Kurulu Başkanı Ali Can Aksu, Türkiye konaklama sektöründe giderek derinleşen arz–talep dengesizliğine dikkat çekti.

Aksu; güncel otelcilik standartlarını karşılamayan tesislerin sektörde kalmasının fiyat baskısı, hizmet kalitesinde düşüş ve nitelikli iş gücü kaybı yarattığını ifade etti. Yazısında, her tesisin otel olarak faaliyet göstermesinin doğru olmadığını vurgulayan Aksu, plansız renovasyonların ve yanlış bütçelemenin yatırımları kırılgan hale getirdiğini belirtti.

Sürdürülebilir turizm için çözümün “daha fazla otel” değil, “daha doğru ve nitelikli oteller” olduğunu savunan Aksu şu değerlendirmelerde bulundu:

***

Türkiye konaklama sektörü, uzun yıllar boyunca güçlü hizmet kalitesi ve misafirperverliğiyle dünya çapında önemli bir konuma ulaştı. Ancak bugün sektörün karşı karşıya olduğu temel gerçek şudur: Mevcut tesislerin önemli bir bölümü artık güncel otelcilik standartlarını karşılamıyor ve bu durum arz-talep dengesini ciddi biçimde bozuyor.

Bu tablo, sadece renovasyon ihtiyacını değil, turizm dışı kullanıma dönüşmesi gereken tesisler gerçeğini de gündeme taşıyor.

Türkiye’de otel ruhsatı taşıyan ancak, fiziki altyapısı yetersiz birçok sayıda tesis bulunuyor.

Bu tür yapıların tamamını “otel” olarak tutmaya çalışmak, sektörün genel kalitesini aşağı çekiyor. Otelcilik standartlarına uymayan tesislerin konut, ofis, öğrenci yurdu, rezidans veya farklı fonksiyonlara dönüştürülmesi hem şehirler hem de turizm sektörü açısından sağlıklı bir çözüm olacaktır.

Türkiye’de özellikle bazı destinasyonlarda otel arzı, gerçek talebin çok üzerinde seyrediyor. Bu dengesizlik; Fiyat kırma yarışı, hizmet kalitesinin gerilemesi ve nitelikli personelin sektörden uzaklaşmasını beraberinde getiriyor.

Kalitesiz arzın sistem dışında kalması, güçlü ve nitelikli tesislerin önünü açacaktır. Her bina otel olmak zorunda değildir.

Arz fazlasının olduğu bir pazarda ayakta kalmanın tek yolu doğru markalamadır. Net kimliği olmayan, hedef kitlesini tanımlayamayan oteller, fiyat dışında rekabet edemez hale gelmektedir.

Bugün birçok tesis, plansız ve stratejisiz yenilemelerle sorunu çözmeye çalışıyor. Oysa renovasyon, pazarlama stratejisi, hedef misafir profili ve gelir modeliyle birlikte ele alınmalıdır.

Yanlış yapılan renovasyon, arz fazlası olan pazarda sadece maliyet yaratır. Doğru yapılan renovasyon ise oteli rekabette birkaç adım öne taşır.

Dönüşüm sürecinin en kritik aşaması bütçelemedir. Eksik ya da gereksiz harcamalar, yatırımın geri dönüş süresini uzatır ve işletmeyi kırılgan hale getirir.

Ucuz dönüşüm değil, doğru dönüşüm kazandırır.

Türkiye turizminin sürdürülebilirliği için, standart dışı tesislerin sistemden çıkması, arz-talep dengesinin yeniden kurulması, markalı ve nitelikli otellerin desteklenmesi artık ertelenemez bir zorunluluktur.

Bugünün şartlarında asıl ihtiyaç, daha fazla otel değil, daha doğru otellerdir.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar