Atatürk’ün Portresi Duvara Asılı, Ama CHP ‘nin Siyaseti Washington’dan

Okuma Süresi:

1–2 dakika
❤️

CHP yine büyük bir “tarihsel derinlik” atağıyla sahnede. Bu kez menüde ne var?
Bir “konferans”.
Konusu mu? Türkiye’yi “Kürtler üzerinden” tarif etmek, biçmek, kesip biçip yeniden sunmak.

Atatürk’ün kemikleri sızlıyor mu diye soranlara cevap basit:
Sızlamakla kalmıyor, herhalde mezardan çıkıp “Ben bunu bunun için mi yaptım?” diye soruyordur.

CHP’nin Atatürk’le ilişkisi artık şu noktaya geldi:
Fotoğraf çerçevesinde Ata, politikada ise Brüksel broşürü.

Emperyal Onaylı Muhalefet

Amerika CHP’yi seviyor.
Avrupa Birliği CHP’ye bayılıyor.
Neden mi?

Çünkü CHP artık muhalefet yapmıyor, “uluslararası kabul edilebilir muhalefet” üretiyor.
Yani yüksek sesle değil, “rahatsız etmeyecek” tonda konuşuyor.
Yani halkın değil, fon raporlarının anlayacağı dilden.

Bir ülkeyi sevmeyen emperyal merkezler, o ülkenin “uyumlu muhalefetini” çok sever.
CHP de bu sevgiyi boşa çıkarmıyor.

“Kürtler Üzerinden” Siyaset: Eski Türkiye’nin Yeni Ambalajı

CHP’nin konferans dili tanıdık:
“Kürtler üzerinden demokrasi”,
“Kürtler üzerinden dönüşüm”,
“Kürtler üzerinden yeni anayasa”.

Yani Kürtler özne değil, argüman.
Halk değil, dosya konusu.
Birlikte yaşamanın değil, jeopolitik sunumun malzemesi.

Bu, çözüm dili değil.
Bu, harici gözlere göz kırpan iç politika mühendisliği.

Ve ironik olan şu:
CHP bunu “ilericilik” sanıyor.

Atatürk’ü Anmak Başka, Onunla Çelişmek Başka

Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” sözü,
CHP’nin bugünkü konferans metinlerinde ya dipnot oluyor ya da “yoruma açık”.

Egemenlik mi?
Millet iradesi mi?
Bağımsızlık mı?

Onlar biraz “eski kavramlar”.
Yeni CHP’de bunların yerini şu alıyor:
“Uluslararası hassasiyetler”,
“Batı ne der?”,
“Algı yönetimi”.

Atatürk’ün adını anıp, onun en temel siyasal refleksini terk etmek…
Bu bir çelişki değilse, nedir?

Sonuç: Alkış Dışarıdan, Soru İşareti İçeriden

CHP bu konferansı neden yapıyor?
Çünkü Washington alkışlıyor.
Brüksel memnun.
Avrupa gazeteleri “ılımlı muhalefet” manşeti atıyor.

Ama Anadolu’da bir sessizlik var.
O sessizlikte şu soru dolaşıyor:

“Bu parti kimin muhalefeti?”

Atatürk’ün kemikleri sızlıyorsa, sebebi Kürtler değil.
Sebebi, “Kürtleri de” bir jeopolitik başlık gibi ele alan bu siyaset aklı.

Ve tarih şunu defalarca gösterdi:
Bir parti dışarıdan çok sevilip içeride anlaşılmıyorsa,
orada bir temsil sorunu vardır.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Erdoğan Özgenç avatarı
    Erdoğan Özgenç

    ANLAYANA…
    UTANANA…

    “Akrep gibisin kardeşim,
    Korkak bir karanlık içindesin…
    Akrep gibisin !…

    Serçe gibisin kardeşim,
    Serçenin telaşı içindesin.
    Midye gibisin kardeşim,
    Midye gibi kapalı, rahat.
    Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi..

    Korkunçsun, kardeşim.
    Bir değil, beş değil,
    Yüz milyonlarlasın maalesef.
    Koyun gibisin kardeşim,
    Gocuklu celep kaldırınca sopasını
    Sürüye katılıverirsin hemen
    Ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
    Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
    Hani şu derya içre olup
    Deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf.
    Ve bu dünyada bu zulüm
    Senin sayende
    Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
    Ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
    Kabahat senin,
    -Demeğe de dilim varmıyor ama..
    Kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!”

    Nazım Hikmet 1947’de demiş

    Siz ve sizin gibiler için…
    Haksız mı?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar