Bir zamanlar Galeano’nun anlattığı gibi, Amerika kıtası “keşfedilmiş” değil, sürekli sömürülmüş ve sayısız kez kataloglanmıştı: altın, gümüş, kahve, kahramanlık hikâyeleri ve tabii ki masum halklar. Bugün bu tarihsel alışkanlık, Amerikan topraklarında Trump–ICE rejimiyle sahneleniyor. Sınır telleri, çocuk kafesleri ve hukuki labirentler, emperyalizmin yeni sahne dekorları; rıza yerine korku, özgürlük yerine pasaport şartı koyuyorlar.
ICE, tıpkı bir eski sömürge yöneticisi gibi hareket ediyor: belge istemiyor, suç aramıyor, sadece “uygun” bir beden gördüğünde kelepçeyi çıkarıyor. Galeano’nun dediği gibi, tarih, küçük insanların trajedisiyle dolu; ama trajediyi anlatanlar, trajediyi satıyor. Trumpizm, bunu bir televizyon dizisi gibi sunuyor: Kamera karşısında özgürlük naraları, kameradan uzak bir odada çocuk kafesleri. “Amerika özgürdür” sloganı, bir zamanlar kahve tarlalarında dolaşan rüzgâr kadar sahte.
Trump–ICE rejimi, sadece dış politikada değil, iç politikada da eski sömürgeci mantığı sürdürüyor: zengin patronları kurtar, emekçileri korkut, göçmeni cezalandır. Galeano’nun ironik üslubuyla söylemek gerekirse, tarih bir kez daha “insanların uykusunu alan bir banka hesabı” gibi davranıyor: Büyüyen faiz, küçülen haklar.
Ama tarih her zaman tek yönlü gitmez. Allende’nin halkı, 1973 Şili’sinde olduğu gibi, organize olmanın, dayanışmanın ve kolektif direnişin gücünü gösterdi. ABD’nin kendi topraklarındaki direnişçiler de aynı ruhu taşıyor: ICE baskınlarını kaydeden öğretmenler, sınırda insan zincirleri kuran aktivistler, “bu benim adıma yapılmıyor” diyen işçiler… Her biri, emperyalizmin ve devlet aygıtlarının sahne dekorlarını ters yüz ediyor.
Ve işte hiciv burada devreye giriyor: Trump ve ICE, kendilerini özgürlük ve hukuk savunucusu olarak sunarken, tarih onları bir kez daha küçük, komik ve trajik bir şekilde güldürüyor. Galeano’nun sözleriyle, “Herkes kendi tarihini yazıyor ama bazıları kâr defterine yazıyor, bazıları direniş zincirine.” ICE’nin telleri, Trump’ın tweet’leri, çocuk kafesleri ve sınır politikaları… her biri tarihin ironi dolu notları.
Kahrolsun Amerikan emperyalizmi, evet. Ama yaşasın Trump–ICE faşizmine karşı direnen halk, çünkü onların direnişi sadece pasaport ve sınır tellerini aşmakla kalmaz; tarih boyunca ezilenlerin hikâyesini yeniden yazmak için bir kalem taşır. Ve bu kalem, Galeano’nun dediği gibi, gülümseyerek acıyı anlatır, acıyı gülümseyerek eleştirir ve hâlâ umut taşır.




Bir yanıt yazın