Evet, İslam’da özel kabul edilen mübarek geceler vardır.Bunlar halk arasında “Kandil geceleri”olarak bilinir(Mevlid,Regaip, Mirac,Berat, Kadir Geceleri gibi). Bu geceler dinî anlam ve öneme sahip olmakla birlikte, İslam’ın ilk dönemlerinde peygamber zamanında bu şekilde kutlanmadığı, Anadolu’da Osmanlı döneminde minarelerde kandil yakılarak duyurulmaya başlandığı için bu adı aldığı belirtilir. Bu gecelerde yapılan ibadetler genel ibadetlerdir, dinen zorunlu değildir ancak manevi değeri yüksek kabul edilir.
Ama kuran’da mübarek gece olarak sadece kadir gecesi vardır. onun hikmeti de içerisinde kuran-i kerim’in indirilmesidir. ramazan ayının içerisinde olduğu bilinmekle beraber kesin bir gün belli değildir. kandil adı altında kutlanan diğer günlerin ise kuran’i hiç bir temeli yoktur.
ilk kandili takribi 1000’li yıllarda şii kökenli fatımi devleti kutlamış. daha sonra 2.selim döneminde osmanlı bu olaya camilere kandil (ışık) asarak destek vermiş. kandil adı da oradan gelmektedir. o günü ibadetlere geçirmekte bir sıkıntı yok, ancak o günün bir fazileti olduğuna inanıp, o güne özel bir ibadet yaparsanız işte orada sıkıntı başlıyor. kandil diye adlandırılan günlerin diğer günlerden hiç bir farkı yoktur. bu büyük yanlış diyanet tarafındanda kesinlikle bilinmektedir.
sonuç olarak şu söylenebilir ki; ne kur’an’da ve ne de sünnette bugün geniş halk kitleleri tarafından kutlanan kandil gecelerine işaret vardır. mübarek kabul edilen bu geceler, peygamber efendimiz ve ashabından çok sonra mısır ve kudüs’te kutlanmaya başlamış, daha sonra islam dünyasının çeşitli bölgelerine yayılmıştır. bu kutlamalar kesinlikle islam’ın bir emri veya bir tavsiyesi değildir. müslüman toplumlar tarafından ortaya çıkarılmış ve gelenek haline gelmiştir. osmanlı padişahlarından ıı. selim döneminden itibaren ‘kandil’ adını alan bu geceler miraciye, regaibiye, mevlüt gibi çeşitli etkinliklerle ihya edilmiştir. kandil gecelerini kutlayan her toplum kendi kültüründen bir şeyler eklemiş ve böylece bu geceler gelenekselleşmiştir.
Ben gerçekleri yazayım da isteyen istediği gibi inansın ve istediği gibi ibadet etsin.
Üç ayların ilki olan Recep ayı miladi takvimde 21 Aralık 2025 Pazar günü başlıyor.
Üç ayların ikincisi Şaban ayı ise 20 Ocak 2026 günü başlayacak.
Üç ayların sonuncusu olan Ramazan ayı da 19 Şubat 2026 Perşembe günü başlayacak.
Ramazan ayının ilk orucu 19 Şubat 2026 günü, son orucu ise 19 Mart 2026 günü tutulacak.
20 Mart 2026 günü Ramazan Bayramının ilk günü kutlanacak. Ramazan Bayramı 3 gün sürecek.
DİNİ GÜNLER TAKVİMİ
21 Aralık 2025 Üç Ayların Başlangıcı
25 Aralık 2025 Regaib Kandili
15 Ocak 2026 Miraç Kandili
2 Şubat 2026 Berat Kandili
19 Şubat 2026 Ramazan başlangıcı
16 Mart 2026 Kadir Gecesi
19 Mart 2026 Ramazan Bayramı Arefesi
20 Mart 2026 Ramazan Bayramı 1. gün
21 Mart 2026 Ramazan Bayramı 2. gün
22 Mart 2026 Ramazan Bayramı 3. gün
Peygamber Efendimiz recep ve şaban ayında daha çok ibadet yaparmış. Sanki bu iki ay ramazan ayına bir hazırlık oluyor. Hatta bir rivayette ‘Recep Allah’ın ayı, şaban benim ayım, ramazan ayı da ümmetime hediye edilmiş bir aydır’ buyuruyor.”
Hz Muhammed recep ayı gelince “Ya Rab,recep ve şaban ayını bizim için bereketli kıl, mübarek eyle ve bizi ramazan ayına ulaştır”diye dua edermiş.
Üç aylar yeniden temiz bir sayfa açma,ibadetlere yönelme, toplum, aile ve işyerimizde mücadele,kavga,savaş ve birtakım şeyleri bırakma,merhametin yaygınlaşması ve sonuçta yeryüzünün cennet gibi olabilmesi için bir fırsat.Sanki bu üç aylar Müslümanlar için bir eğitim kampı.Bu şekilde değerlendirdiğimiz zaman üç aylar,bizde istenilen faydayı oluşturacaktır.
Herkes hakettiği işte çalışsa,vergi kaçırmayı marifet saymayıp,adam gibi vergisini verse, devlet babamız ikide bir zenginlere vergi affı çıkarıp,devlet memurundan,işçiden ay başında maaşının yarısını kesmese,köylüye ekim,dikim,tohum,gübre,hayvan yemi,gibi yardımlarda bulunsa da eskisi gibi kendi kendine yeten bir ülke olup, dünyanın parasını verip,dışarıdan almasak pek çok şeyimizi.
İnanan insanlar bu üç ayları ibadet ederek geçirir.Gerçek anlam da ibadetlerin kabulünü sadece yaratan bilir.Üç ayların bereketi üzerinize olsun,ibadetleriniz kabul olsun…
Hz. Peygamber (s.a.s.), bazı mübarek gün ve gecelerin değerlen dirilmesini tavsiye etmiştir (Tirmizî, Savm, 39). Ancak bu gün ve gecelere ait özel bir namaz ve ibadet şeklinden bahsetmemiştir.Bu bağlamda mübarek gün ve geceleri,bağışlanma ve hayatımıza çeki düzen vermek için fırsat anı olarak görmemiz gerekmektedir. Dolayısıyla müminler kandil gecelerinde,hayatlarının gidişatını gözden geçirmeli; hata ve günahları için tövbe etmeli, dua ederek, Kur’an-ı Kerim okuyup anlamaya çalışarak,nafile namaz kılarak bu fırsatları değerlendirmelidirler.
Kandil gecelerinin gündüzlerinde yani geceyi takip eden ertesi günde oruç tutmak müstehaptır. Zira Hz. Peygamber (s.a.s.), “Şaban’ın ortasında (yani berat gecesinde) ibadet ediniz,gündüz oruç tutunuz. Allah o gece güneşin batmasıyla dünya semasında tecelli eder ve fecir doğana kadar, ‘Yok mu benden af isteyen onu affedeyim,yok mu benden rızık isteyen ona rızık vereyim,yok mu bir musibete uğrayan ona afiyet vereyim,yok mu isteyen der.” (İbn Mâce, İkâmetü’s-Salat, 191) buyurmuştur.
Keşke yöneticilerimiz dediklerini kendileri de uygulasa.Dini kullanarak,kul hakkı yemese, adam kayırılmasa,herkes hakettiği makam ve mevkiye getirilse,insanlar üç lokma ekmek için birilerine el açmasa,haklarını korumak için sokaklara dökülüp,polis tarafından tutuklanmasa,gazeteciler ve bazı düşünen insanlar düşündüklerini yazıp,söylediği için hapishane köşelerinde haksız bir şekilde sürüklenmese…
Hani insanları eşitlemek için,dinimizde sadaka,fitre,zekat,kurban gibi emirler ve gelenekler varya,bakın onların günümüzdeki durumu bu:Biz gerçekten dinimizin emirlerini uygulamış olur muyuz olmaz mıyız?
Müslümanlar ölüyor deyip bir yandan Filistin adına yürüyüşler düzenleyip, diğer taraftan İsraile kendi gemileriyle kimbilir neler taşımak ikiyüzlülüğü değildir gerçek iman…
Yaratan yarattığı kullarına eziyet etmez,din diye bizlere yutturduk ları,TV lerde şarlatanlardan öğrendiğimiz din değil,ancak din adına saf insanların kullanmasıdır.
Bizim dinimiz İslam,Kitabımız Kur’an,peygamberimiz Hz Muhammed dir.
Yaradandan başka kimseye ibadet edilmez,af dilenmez,yaratanla -yaratılanın arasına kimse giremez.
Dinimizde tarikat diye bir şey yoktur.Bunlar dış mihraklar tarafından dinizimizi bozmak ve Cumhuriyeti yıkmak için kurulmuştur.
Eğer gerçekten dinini öğrenmek istiyorsan kendi dilinde oku,anla ,anlat…
Üç Aylar ülkemize ve bütün dünyaya güzellikler, iyilikler, adalet, eşitlik,sağlık, huzur,barış,sevgi,saygı getirsin…
Yalanın,talanın,iftiranın,savaşın yaşanmayacağı bir olsun...


Bir yanıt yazın