Emin Şiwan’a Açık ve Net Bir Cevap

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

Kerkük üzerine yaptığınız çalışmaların emek ve arşiv değeri taşıdığı inkâr edilemez. Ancak Rûdaw ekranlarında dile getirdiğiniz değerlendirmeler, Kerkük’ün tarihini anlatırken kritik gerçekleri dışarıda bırakmakta, bazı hususlarda ise tarihsel ve toplumsal hakikati eksik yansıtmaktadır.

Bu nedenle, “Kürt-Türkmen ittifakı” çağrınızın samimiyetini ve zemininin sağlamlığını sorgulamak bir zorunluluk hâline gelmiştir.

1. 14 Temmuz 1959 Sessizliği Bir Eksiklik Değil, Büyük Bir Boşluktur

Kerkük tarihinden söz edip 14 Temmuz 1959’da üç gün üç gece süren Kerkük Katliamı’nı anmamak, basit bir ihmal değildir.
Bu olay, Türkmen toplumsal hafızasının en derin travmasıdır.

Bu acı tanınmadan, özür ve yüzleşme olmadan kurulacak hiçbir “ortak gelecek” söylemi inandırıcı olamaz.

2. Kerkük’ün Türkmen Kimliği Görmezden Gelinemez

Kerkük yalnızca bir demografik tartışma alanı değil; Türkmen kimliğiyle şekillenmiş tarihî bir şehirdir.
Mahalle adları, çarşılar, hanlar ve kültürel dokunun Türkmen karakteri açıkken, bu unsurların tali detaylar gibi sunulması, şehir hafızasını zayıflatır.

“Ahmed Ağa” bir şahıs değil, Sarıkahya Mahallesi’nde bir Türkmen çarşısının adıdır. Bu tür hatalar, anlatının güvenilirliğini zedeler.

3. 1958–1959 Komünist Milis Dönemi Neden Yok Sayılıyor?

14 Temmuz 1958 darbesi sonrası Kerkük’te kurulan komünist milislerin Türkmenlere karşı uyguladığı baskı, tutuklama ve infazlar neden anlatınızda yer almıyor?
Bu dönem yok sayıldığında, 1959’a giden sürecin zemini de karartılmış oluyor.

4. Kerkük Kürdistan Değildir

Bu noktada açık olmak gerekir:
Kerkük, tarihsel ve coğrafi olarak Kürdistan değildir.

Ne Osmanlı idari kayıtlarında,
Ne uluslararası belgelerde,
Ne de klasik tarih kaynaklarında bu yönde bir tanım vardır.

Bu söylem, tarih değil; siyasi bir iddiadır.

5. Samimiyetin Ölçüsü Söylem Değil, Uygulamadır

Bugün Erbil’de Türkmenlere tanınan siyasi temsiliyetin 5’ten 2’ye düşürülmesi, ittifak söylemiyle çelişmektedir.
Yer adlarının hızla Kürtleştirilmesi, Türkmen köy, mahalle ve semt isimlerinin değiştirilmesi ise kültürel bir tasfiye sürecidir.

Bu uygulamalar sürerken, “samimi ittifak” çağrıları havada kalmaktadır.

6. 2003 Sonrası Kerkük Gerçeğiyle Yüzleşmek Gerekir

2003’ten sonra Kerkük’te:
• Demografik yapı sistematik biçimde değiştirildi,
• Şehir plansız ve kontrolsüz biçimde büyütüldü,
• Yaklaşık 23 yıl boyunca Kerkük’e gerçek yatırım yapılmasına izin verilmedi.

Bu tablo, birlikte yaşamın değil; tek taraflı hâkimiyet arayışının sonucudur.

7. Türkmen Kadroların Tasfiyesi ve Zorla Dayatılan Kimlik

Kürt valiler döneminde Türkmen kanaat önderlerinin, siyasi kadroların ve halktan gelen şahsiyetlerin hedef alınması, şehit edilmesi ya da sistem dışına itilmesi hâlâ hafızalardadır.

Türkmenler ayrıca, kendi iradeleri dışında Kürdistan’ı tanımaya zorlanmıştır. Bu, uzlaşma değil baskıdır.

8. Telafer, Samimiyetin Turnusol Kâğıdıdır

Telafer Türkmenlerinin yerlerinden edilmesi, yurtlarından koparılması, bugün dile getirilen iyi niyetli sözlerin en açık sınavıdır.
Bu gerçekle yüzleşmeden dökülen gözyaşları, Türkmen toplumunda karşılık bulmaz.

Sonuç: Kabul Olmadan Uzlaşma Olmaz

Sayın Şiwan,

Gerçek bir Kürt-Türkmen yakınlaşması isteniyorsa, önce şu hakikat açık yüreklilikle kabul edilmelidir:

Kerkük, tarihî, kültürel ve sosyolojik olarak bir Türkmen şehridir.

Bu gerçek kabul edilmeden kurulacak her cümle eksik, her ittifak kırılgan, her gelecek tasarımı güvensiz kalacaktır.

Hakikatle yüzleşmek cesaret ister.
Ama Kerkük’te barışın ve adaletin başka bir yolu yoktur.

AHMET MURATLI – KERKÜK



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar