AB HAVUCU İLE TESLİM ALINAN LÜBNAN DA TÜRKİYE VE KKTC’Yİ SATTI LÜBNAN SIRTIMIZDAN HANÇERLEDİ

Okuma Süresi:

3–5 dakika
❤️

AB HAVUCU İLE TESLİM ALINAN LÜBNAN DA TÜRKİYE VE KKTC’Yİ SATTI
LÜBNAN SIRTIMIZDAN HANÇERLEDİ

SABAHATTİN İSMAİL -KKTC
AVRUPA BİRLİĞİ ve Ocak 2026’da, 6 aylık süre için AB dönem başkanı olacak olan Rum yönetimi, vaad ettikleri AB kredileri ve Dünya Bankası finansmanı ile, Lüban’ı satın alfıkar; Türkiye ve KKTC ‘yi sırtından hançerlemesini sağladılar..
Lübnan, İsrail saldırılarına karşı her zaman kendisine destek veren ve milyonlarca dolarlık yardımlar yapan Türkiye’ye sırtını dönerek, Rum yönetimi ile Münhasır Ekonomik Bölge Anlaşması imzaladı
Bu anlaşma, KKTC deniz yetki alanlarını açıkça ihlal ediyor…
Dün, kalabalık bir heyetle Lübnan’ın başkenti Beyrut’a giden Rum yönetimi Başkanı Hristodulidis, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun ile anlaşmayı imzaladı.
Hristoduolidis anlaşmayı “tarihi” olarak niteleyerek “bugün bu imza ile güçlü bir siyasi mesaj veriyoruz” dedi.
Htistodulidis, anlaşmanın, enerji ve altyapılar gibi kritik alanlarda iş birliği perspektifini güçlendirdiğini,
İki ülke arasında elektrik bağlantısı kurulması yönündeki görüşmelerin başladığını ve bunun finansmanı için Dünya Bankası’na ortak başvuruda bulunduklarını açıkladı.
Rum basını, Körfez ülkelerinin de bu projeyi finanse etmeye ilgi gösterdiğini yazdı. Anlaşmaya göre, iki ülke, MEB alanlarındaki enerji yataklarını ortak değerlendirecek.

AB HAVUCU

Rum basını, anlaşmanın, Güney Kıbrıs ve Lübnan’ın Suriye ile MEB anlaşması imzalamaları için paralel görüşmeler başlatması yolunu açtığını, ve “Türkiye’nin Mavi Vatan’ına ciddi darbe vurduğunu” da iddia etti
Anlaşma çerçevesinde, Lübnan’a verilen havuç olarak, Rum yönetimi ve AB, Lübnan ordusunu güçlendirecek
1 Ocak’ta başlayacak Rum yönetimi AB Dönem başkanlığı sırasında Lübnan’da çeşitli Avrupa programları yürütülecek.
AB ve bölge devlet başkanları arasında, 23-24 Nisan 2026’da Güney Kıbrıs’ta yapılacak toplantıya, Lübnan da davet edilecek.
Lübnan Cumhurbaşkanı Aoun, “Kıbrıs ile deniz sınırlarının belirlenmesi, ortak kaynakları keşfetmemize olanak sağlayacak….İşbirliğimiz kimseyi hedef almıyor, kimseyi dışlamıyor ve hiçbir komşumuzun ya da ortağımızın önünü kapatmıyor…Amacımız, Avrupa Birliği ile stratejik işbirliğini güçlendirmektir” dedi.

TÜRKİYE’Yİ DİNLEMEDİ

Bu anlaşma 2007’de Rum yönetimi ile imzalanan, ancak Türkiye ‘nin girişimiyle Bakanlar kurulunda 18 yıl boyunca onay için bekletilen, ancak geçen ay aniden onaylanıp nihai onay için Lübnan Meclisi’ne gönderilen anlaşmanın güncellenmiş bir versiyonunu teşkil ediyor.
Sormak gerekir,:
Ne değişti ki 18 yıl boyunca Türkiye’nin itirazını dikkate alarak anlaşmayı onaylamayan Lübnan, şimdi bu anlaşmayı güncelleyerek imzaladı?
Türkiye, Suriye’de İsrail karşısında zemin kaybettiği için mi, Lübnan artık Türkiye’yi ciddiye almama yönüne gitti ?
1 ay kadar önce yazdığım ” TÜRKİYE LÜBNAN-RUM EMRİVAKİSİNE NİYE SESSİZ? MAVİ VATAN BÖYLE Mİ KORUNACAK? ” başlıklı yazımda ilgilileri uyarmış ve Lübnan Bakanlar Kurulu’nun 18 yıl aradan sonra Rum yönetimi- Lübnan MEB Anlaşmasını aniden onaylayarak Meclise göndermesinin ciddi bir sorun yarattığını, bir an önce Lübnan nezdinde ciddi girişimler yapılması gerektiğini belirtmiştim…
Yazımda, olası Lübnan- Rum yönetimi MEB anlaşması ile Rum yönetiminin, Mısır, İsrail ve Lübnan ile ortay hat yöntemini kullanarak yaptığı üç deniz sınırlandırma anlaşmasına sahip olacağını, bunun ise, Rum yönetiminin Türkiye-KKTC’ye karşı ileri sürdüğü gaspçı talepleri ve fiili işgal girişimlerini güçlendireceğini belirtmiştim
Ne yazık ki, Lübnan üzerinde etkili olunamadı.
Ve, şimdi de Suriye ile benzer bir anlaşma üzerinde çalışıyorlar

TÜRKİYE-KKTC ALEYHİNE

Bu anlaşma, Türkiye ile KKTC’nin aleyhine çok ciddi bir durum yaratıyor.
Çünkü Lübnan-Rum yönetimi anlaşması ile belirlenen deniz yetki alanı sınırı, KKTC’nin deniz yetki alanı sınırını, yani KKTC ‘yi yok sayıyor.
Bilindiği gibi KKTC, 21 Eylül 2011 tarihinde Türkiye ile yaptığı ve Newyork’ta imzalanan “Kıta Sahanlığı Sınırlandırma Anlaşması” ile kendi deniz yetki alanlarını fiilen belirlemiştir.
Bu anlaşmayla birlikte KKTC, kendi adına petrol ve doğalgaz arama ruhsatları verebilme hakkını da Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na (TPAO) devretmişti. Türkiye, 2011 anlaşmasını ve buna ilişkin koordinatları BM’ye 2012 yılında bir nota ile bildirmişti.

TÜRKİYE VE KKTC SESSİZ KALAMAZ

Türkiye ve KKTC, 2012 yılında bir nota ile BM’ye bildirilen Türkiye-KKTC kıta sahanlığı anlaşmasının pervasızca çiğnenmesine ve TPAO’ya devrettiğimiz deniz yetki alanlarımızın gaspına daha fazla sessiz ve tepkisiz kalamaz..
Sessiz ve tepkisiz kalındığı içindir ki, hem 2007’de imzaladıkları ve KKTC MEB sınırlarını ihlal eden anlaşma 18 yıl sonra onaylanmış, hem de şimdi yeni bir stratejik anlaşma imzalamışlardır…
KKTC ve Türkiye’nin meşru hak ve çıkarları sessiz kalınarak korunamaz.

YAPILMASI GEREKENLER

Derhal şu adımlar atılmalıdır:

1- Türkiye ve KKTC, Rum yönetiminin, tüm Kıbrıs’ı temsil eden ve KKTC’yi de bağlayan anlaşmalar imzalamaya yetkili meşru bir devlet olmadığını Lübnan’a güçlü şekilde duyurmalıdır

2- Türkiye ve KKTC, Lübnan’a, Rum yönetimi ile imzaladığı anlaşmanın KKTC kıta sahanlığını ihlal ettiğini resmen bildirmelidir. Bu anlaşmayı tanımadığımız ve geçersiz saydığımız duyurulmalıdır

3- Türkiye-KKTC kendi kıta sahanlığımıza hiçbir yabancı sondaj ve sismik araştırma gemisini sokmayacağını ve iznimiz olmadan elektrik hattı çekilmesine izin vermeyeceğini Lübnan’a bildirmelidir

4- TPAO, KKTC tarafından kendisine devredilen bölgede sismik araştırma ve sondaj başlatmalıdır

5- Türkiye ve KKTC, Lübnan’dan önce, Suriye ile deniz yetki alanlarını sınırlandırma anlaşması imzalamalı ve Suriye’nin Rum yönetimi ile MEB anlaşması imzalamasını önlemelidir



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar