Anadolu’dan Kıbrıs’a Sürgün: Osmanlı Döneminde Kızılbaş/Alevî Topluluklarının Kıbrıs’a Nakli Üzerine Bir İnceleme

Okuma Süresi:

3–5 dakika
❤️

Osmanlı İmparatorluğu, geniş coğrafyasında siyasi istikrarı koruma amacıyla çeşitli demografik araçlara başvurmuştur. Bu araçlardan biri olan sürgün (nakl-i nüfus) politikası, kimi zaman cezalandırma, kimi zaman da güvenlik veya iskân gerekçesiyle uygulanmıştır (Taşbaş 2019, 234). Kızılbaş/Alevî toplulukları ise, özellikle 16. yüzyıldan itibaren Osmanlı yönetimi tarafından potansiyel muhalif unsurlar olarak görülmüştür (Ocak 1998, 87).

Bu çerçevede, hem mezhepsel farklılık hem de Safevî etkisinden duyulan endişe, devletin bu gruplara yönelik sert önlemler almasına neden olmuştur. Sürgün politikaları da bu önlemler arasında yer almıştır. Osmanlı’nın 1571’de Kıbrıs’ı fethetmesinden sonra ada, hem idari reformların hem de sürgün uygulamalarının merkezi haline gelmiştir (İnalcık 1978, 213).

Osmanlı’da Kızılbaş/Alevî Kimliği ve Devlet Politikası

“Kızılbaş” terimi, başlangıçta Safevî lere bağlı Türkmen gruplar için kullanılmış, ancak Osmanlı belgelerinde zamanla heterodoks sunni -İslâm anlayışına sahip grupları tanımlamak için olumsuz bir nitelikte kullanılmıştır (Sohrweide 1965, 166). II. Bayezid döneminden itibaren Anadolu’daki Kızılbaş topluluklarının izlenmesi ve zaman zaman cezalandırılması yönünde emirler verilmiştir (Ocak 1998, 95).

II. Beyazıd ( 1481-1512) ve (Yavuz Sultan Selim döneminde, (1512–1520), Şahkulu Baba ve I. Ahmet döneminde (1603-1617) Kalenderoğlu Mehmed bey isyanlarının ardından yayımlanan fermanlarda “rafızî ve mülhid” olarak tanımlanan grupların idam edilmesi, mallarına el konulması veya başka bölgelere sürülmeleri emredilmiştir (Ünlü 2013, 44). Bu uygulamalar, o dönemde Osmanlı’nın dini anlamda ( sunnilik mezhebi) meşruiyetini koruma, iktidarı güçlendirme ve Safevî etkisini bertaraf etme stratejisinin bir parçasıydı.

Kıbrıs’ın Sürgün Mekânı Olarak Seçilmesi

Kıbrıs Adası, 1571’de Osmanlı egemenliğine girdikten sonra hem askeri hem de idari açıdan stratejik bir konuma sahip olmuştur (İnalcık 1978, 226). Ada, coğrafi izolasyonu nedeniyle Osmanlı için “kontrolü kolay bir sürgün bölgesi” niteliği taşımaktaydı. Devlet, özellikle muhalif memurları, “isyan eğilimindeki grupları “ ve mezhepsel açıdan sorunlu görülen toplulukları ( türkmen alevi/kızılbaşları) buraya göndermeyi tercih etmiştir (Taşbaş 2019, 238).

Erdal Taşbaş’ın Kıbrıs sürgünleri üzerine yaptığı çalışma, 19. yüzyılda bile adanın bu amaçla kullanıldığını göstermektedir (Taşbaş 2019, 240). Ancak Kızılbaş/Alevî topluluklarının Kıbrıs’a gönderilmeleri, bu uygulamanın çok daha erken, 16. yüzyıl ortalarına dayandığını göstermektedir. Bazı belgelerde “Kızılbaşlıkla itham edilen” grupların Mısır, Halep, Karaman, Seydişehir, Alanya ve Finike bölgelerinden Kıbrıs’a gönderildikleri belirtilmektedir (Ünlü 2013, 53).

Anadolu’dan Kıbrıs’a Sürgün Edilen Kızılbaş/Alevî Topluluklar

Yerel anlatılara göre, 1572 yılında Antalya’nın Finike Limanı’ndan hareket eden gemilerle Girne Limanı’na ilk kafilelerin gönderildiği ifade edilmektedir (Ersal 2017, 42). Bu kafilelerin çoğunluğu Torosların iki yakasında yaşayan Alevî Türkmen topluluklarından oluşmuştur. Halk anlatılarında bu sürgün, “Turna kuşları” sembolüyle özdeşleşmiş, turnaların sürgündeki yakınlardan haber getirdiğine inanılmıştır (Ersal 2017, 45).

1574 yılında Alanya yakınlarındaki Morgil köyünde iki kardeşin “Kızılbaşlık”la suçlanarak öğrencileriyle birlikte Kıbrıs’a gönderildiği, 1576 tarihli fermanlarda ise Dulkadiriye ve Bozok beylerbeylerine “Şah İsmail’e meyilli olanların idam edilip kalanların Kıbrıs’a sürülmesi” emrinin verildiği kaydedilmektedir (Ünlü 2013, 56).

Bu dönemde ayrıca Karaman’da Karabey adlı bir aile reisinin ve tüm sülalesinin “rafızîlik” suçlamasıyla Kıbrıs’a sürüldüğü ve mallarına el konulduğu belirtilmektedir (Ocak 1998, 112). 1587 tarihli kayıtlarda ise Celalî isyanlarına katılan bazı grupların Kıbrıs’ın Mesarya Ovası’na yerleştirildikleri aktarılmaktadır (İnalcık 1978, 233).

  1. Yüzyılda Devam Eden Sürgünler ve Asimilasyon
    1. yüzyılın başlarında Nevşehir, Ürgüp, Kırşehir, Niğde ve Bor bölgelerinden birçok ailenin bilinmeyen gerekçelerle Kıbrıs’a gönderildikleri yönünde kayıtlar bulunmaktadır (Ünlü 2013, 97). Bu sürgünlerin ardından, Hacı Bektaş çevresinde Alevî nüfusun ciddi ölçüde azaldığı ve bazı köylerin tamamen Sünnîleştiği görülmektedir (Ünlü 2013, 101).

Kıbrıs’a yerleştirilen Alevî Türkmenlerin zamanla adadaki diğer Müslüman topluluklarla kaynaştıkları, ancak kendi inanç geleneklerini uzun süre korudukları anlaşılmaktadır. 17. yüzyılda Kıbrıs’ı ziyaret eden Avusturyalı asilzade Arşidük Salvator, bu toplulukları “hoşgörülü, çalışkan ve Türkmen geleneklerine bağlı insanlar” olarak tanımlamıştır (Salvator 1648, 77). 19. yüzyılda adaya gelen İngiliz gezgin Mrs. Stevenson da, “Alevî Bektaşîlerin İslam’ın en hoşgörülü mezhebini temsil ettiklerini ve diğer halklarla kolayca kaynaştıklarını” yazmıştır (Stevenson 1801, 119).

Sonuç

Osmanlı döneminde Anadolu’daki Türkmen/Kızılbaş/Alevî topluluklarının Kıbrıs’a sürgünü, yalnızca bir cezalandırma yöntemi değil, aynı zamanda bir nüfus mühendisliği politikası olarak değerlendirilmelidir. Devlet, potansiyel olarak “fitne unsuru” , “ tehlikeli mezhep” “ tehlikeli topluluk” olarak görülen toplulukları merkezden uzaklaştırarak kontrol etmeyi hedeflemiştir.

Kıbrıs’ın ada coğrafyası bu amaç için uygun bir alan sağlamış, böylece mezhepsel farklılık “coğrafi uzaklık” yoluyla nötralize edilmeye çalışılmıştır. Günümüzde Kıbrıs Türk toplumu içinde yer yer Alevî-Bektaşî geleneğine dayanan kültürel öğelere rastlanması, bu tarihsel sürecin uzun vadeli kültürel izlerini göstermektedir.

Kaynakça

Ersal, Mehmet. 2017. Alevî-Bektaşî Kültüründe Turna Motifi ve Göç Hafızası. Ankara: Hacı Bektaş Veli Araştırma Enstitüsü Yayınları.

İnalcık, Halil. 1978. The Ottoman Empire: The Classical Age 1300–1600. London: Weidenfeld & Nicolson.

Ocak, Ahmet Yaşar. 1998. Osmanlı Toplumunda Zındıklar ve Mülhidler (15.–17. Yüzyıllar). İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları.

Salvator, Archduke. 1648. Memories from Cyprus and the Eastern Mediterranean. Vienna: Hofbibliothek.

Sohrweide, Hanna. 1965. “Der Sieg der Safawiden über die Kızılbaş in Anatolien.” Die Welt des Islams 8 (3): 165–193.

Stevenson, Mrs. 1801. Travels into the Levant: Notes on Cyprus and the People of the Island. London: John Murray Press.

Taşbaş, Erdal. 2019. “Osmanlı İmparatorluğu’nda Devlet Görevlilerinin Sürgün Edilmesi: 19. Yüzyıl Kıbrıs Örneği.” Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 15 (2): 233–250.

Ünlü, İsmail. 2013. Osmanlı’da Mezhep Politikaları ve Kızılbaş Takibatı (16. Yüzyıl). İstanbul: Dergâh Yayınları.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar