Eskiden her şeyin bir fiyatı vardı; şimdi her şeyin bir fetvası var.
Etiketler değişti:
“Organik” bitti, “Helal” başladı.
Artık pazarda bile tavuk değil, “imanlı tavuk” satılıyor.
Kasap diyor ki, “Bu dana besmelesiz kesilmedi.”
İyi güzel de, peki senin vicdanın kesilmeden nasıl yaşıyor, onu sormak haram mı?
“Helal” dedin mi, mesele kapanıyor.
Çünkü “helal” kelimesi, bizim toplumda sihirli bir af kağıdı gibidir.
Ne yapsan, başına “helal” koy;
anında temize çıkarsın.
“Helal kazık,” “helal torpil,” “helal faiz,”
“helal rüşvet” bile çıkacak yakında, zaten fiilen çıktı da, adı henüz konmadı.
İşin ilginci, herkesin “helal” anlayışı kendine göre.
Kimi için helal, başkasının hakkını yemek;
kimi için, gözünü kapayıp sessiz kalmak.
Ama kimse dönüp de sormaz:
“Bu kadar helal içinde, neden bu kadar pislik var?”
Helal Güç: Makamın Şifresi
Bazıları için “helal”, makam odasının şifresidir.
Koltuğa oturur oturmaz bir dua,
kasaya girerken bir besmele.
Sonra da maaşlar, ihaleler, komisyonlar…
Ama ne gam!
Zaten hepsi “helal yoldan” geldi ya, mesele yok.
Vicdan, “Bunu nasıl yaptın?” diye sorsa, hemen susturulur:
“Kardeşim, niyet önemli!”
Kimi “dini lider”, kimi “şeyh” kisvesinde,
kendi zenginliğini “Allah’ın lütfu” diye satar.
Takipçilerine sabır tavsiye ederken,
kendi arabasının markası dua ile değişir.
Halk aç, o tok;
ama tokun duası da makbuldür tabii, sesi daha gür çıkar.
Helal Arzular, Haram Gerçekler
Bir başka mucize: “helal arzular.”
Bazıları öyle bir sistem kurmuş ki,
kendi hevesine “kutsal görev,” başkasınınkine “günah” der.
Bir “hoca” evlenince sünnet,
fakir sevince fitne.
Kadın özgür olursa “yoldan çıkmış,”
ama o kadını susturan adam “imanlı beyefendi.”
Bir zamanlar “nefsine hâkim ol” derlerdi,
şimdi “nefsine fetva bul” dönemi başladı.
Herkes kendine özel bir inanç versiyonu yazmış:
Kişisel menfaatin 3.0 sürümü.
Yani “Tanrı izin verdi” demenin modern hâli:
“Hocam caiz dedi.”
Kutsalın Gölgesinde Kazanç
Bugün bir şeyin “kutsal” denmesi,
o işten biri para kazanacak demektir.
Ne kadar büyük bir bina yapılırsa,
o kadar çok “iman reklamı” yapılır.
Ama kimse sormaz:
“Bu gösterişin Tanrı’yla ne ilgisi var?”
Çünkü sorgulamak, bizde en büyük günah.
Düşünmek, şeytanla işbirliği sayılır.
Kutsallık artık fabrika üretimi gibi:
her gün yeni bir fetva, yeni bir yasak, yeni bir satış taktiği.
Dinin özü değil, markası önemli.
Marka büyükse, her günah “helal sertifikalı” olur.
Biri haksız kazanır, diğeri alkışlar:
“Yeter ki imanlı zengin olsun!”
İşte size maneviyatın piyasa ekonomisi.
Son Söz: Helal Düşünce Aranıyor
Gerçek helal, kimsenin hakkına dokunmamaktır.
Ama bu tanım unutuldu.
Şimdi “helal” denince akla gelen ilk şey:
rahatça kandırabilmenin vicdan sigortası.
Ne kadar çok “helal” diyorlarsa,
bil ki orada o kadar fazla hile vardır.
Kutsal kisvesi, dünyevi çıkarın en iyi kılıfıdır.
Bir gün belki, “helal düşünce” diye bir kavram çıkar.
O zaman ne şeyhe gerek kalır,
ne sahte fetvaya, ne de “caizdir” damgasına.
Çünkü o gün insanlar, başkalarının sözüyle değil,
kendi aklıyla doğruyu bulmanın da helal olduğunu hatırlayacaktır.




Bir yanıt yazın