Çorlu’da Yükselen Betonun Gölgesinde: Kervancı Ailesi ve Yerel Güç İlişkileri

Okuma Süresi:

2–4 dakika
❤️

Çorlu’nun hızla yükselen beton kulelerinin ardında sadece taş ve harç yok; yerel güç odakları, aile şirketleri ve kamusal karar süreçleriyle örülmüş görünmez bir ağ var. Kervancı ailesi hem inşaat projeleri hem de dikkat çekici hayır girişimleriyle kentteki güç ilişkilerini perdeleyen bir sahne kuruyor. Bu yazıda, o görünür ve görünmez bağları bir araya getirmeye çalışacağım.

Bir önceki yazıda, Çorlu’nun karar mekanizmalarındaki görünmez ağları ve belediye-müteahhit hattının genel çerçevesini ele almıştım. Belgelerin sessiz tanıklığıyla izini sürdüğümüz bu ilişkilerin, somut projeler ve aile şirketleri üzerinden nasıl görünür hale geldiğini ise özellikle Kervancı ailesi odağında bugünkü yazıda detaylandırıyorum.

Çorlu sokaklarında yürürken bir ayrıntı gözden kaçmıyor: Her köşe başında yükselen yeni bloklar, satılık ilanları ve şantiyelerin gürültüsü… Kentin ufku, bir zamanlar tarlaların ve alçak evlerin hakim olduğu manzaradan hızla beton kulelerine dönüyor.

Bu değişimin ardındaki yapılardan biri Kervancı İnşaat. Çorlu merkezli bu aile şirketi son yıllarda dikkat çekici projelere imza atıyor. İnşaat tabelalarında Bülent Kervancı, Aydın Kervancı ve Murat Kervancı isimleri öne çıkarken, aynı soyadı taşıyan Sebahattin Kervancı da bölgede kendi şirketiyle faaliyet gösteriyor. Yani sahne yalnızca kentin değil, ailenin farklı kollarının da varlığına işaret ediyor.

Kervancı İnşaat‘ın yönetimindeki aile üyeleri, son yıllarda yalnızca inşaat projeleriyle değil, dikkat çekici bağış ve sponsorluk girişimleriyle de kamu önündeki varlıklarını güçlendiriyor. Bu görünürlüğün en belirgin örneği, 2023’te Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in katılımıyla açılışı yapılan 24 derslikli Necati-Perihan Kervancı Ortaokulu. Törende bakan, devlet bütçesinin eğitim yükünü tek başına karşılamakta zorlandığını açıkça dile getirirken; aileye plaket sunuldu, kurdele kesildi ve yerel yöneticilerle aynı karelere girildi.

Törendeki konuşmasında Bakan Tekin, devlet bütçesinin eğitim yükünü tek başına karşılamakta zorlandığını vurgulayarak “hayırseverlerin desteğine ihtiyaç” ifadesini kullandı. Bu sözler, kamusal bir hizmetin sürdürülebilirliği için özel sermayeye duyulan yapısal bağımlılığı görünür kılıyor ve böylece yerel güç odaklarının “katkı” adı altında kamusal karar süreçlerine müdahale edebileceği bir ortamı destekliyor gibi görünüyor.

Aynı zamanda hayırseverlik kisvesi, Kervancı ailesi için kalıcı bir tanıtım aracı haline dönüşüyor; yerel yöneticilerle yan yana verdikleri kareler olası tartışmalı imar süreçlerini gölgede bırakabilecek bir tür toplumsal “güvenoyu” işlevi görebiliyor. Burada hayırseverlik, yalnızca iyilik değil, kentin güç ilişkilerini perdeleyen bir gösteri olarak da dikkat çekiyor.

Elbette Türkiye’nin birçok kentinde büyük müteahhitler benzer biçimde hem okul yaptırır hem belediye meclislerinde parsel planlarını takip eder hem de şehrin siluetini belirler. Ancak Çorlu’daki tablo, bazı soruları da beraberinde getiriyor:

  • Bağışların hemen ardından gerçekleştiği iddia edilen imar planı değişiklikleri oldu mu?
  • Yargı kararlarıyla iptal edilen plan notlarının farklı yollarla yeniden devreye sokulup sokulmadığı sorusu hala cevapsız.
  • Yerel yönetimle iş dünyası arasındaki bu yakın temas gerçekten yalnızca “şeffaf iş birliği” mi, yoksa imar rantının üzerini örten bir perde mi?
  • Aynı ailenin farklı kolları arasında yaşandığı ileri sürülen ortaklık ve mülkiyet anlaşmazlıkları, bu büyük fotoğrafın neresinde duruyor?

Bu soruların kesin yanıtları şimdilik elimizde yok; yalnızca kamuya açık şirket kayıtları, ilanlar ve tören fotoğrafları mevcut. Ancak gazetecilik, çoğu zaman belgelerin bize ulaştırılmasını beklerken doğru soruları sormakla başlar.

Bugünkü yazı dizimin girişinde de işaret ettiğim gibi, Çorlu’da yükselen bloklara baktığımda şunu düşünüyorum: Bu kentte imar yalnızca beton değil, aynı zamanda iktidarın dili. İnşaat tabelaları, okul açılışları ve protokol kareleri yan yana geldiğinde “Bu şehirde kim söz sahibi?” sorusu daha yüksek sesle yankılanıyor.

Okura düşen ise bu soruları unutmamak ve yanıtların peşinden gitmek. Çünkü bir şehir yalnızca evlerden değil; hikayelerden, çıkar ilişkilerinden ve sessizliklerden de inşa edilir.

Önümüzdeki yazıda, bu blokların arkasındaki somut bağlantıları ve Kervancı ailesinin farklı kollarına dair kamuya açık izleri daha yakından incelemeye devam edeceğiz.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar