Uluslararası ilişkiler literatürü, devletlerin dış politikada izledikleri yönelimleri genellikle rasyonel çıkar hesaplarıyla açıklamaya çalışır. Ancak Azerbaycan’ın İsrail ile kurduğu yakın ilişki, bu rasyonel şemaları zorlayan, hatta kimi zaman karikatürize eden bir örnek teşkil etmektedir. Burada bahsedilen şey salt güvenlik ya da ekonomik çıkarlar değil, aynı zamanda sahne estetiğine dayalı bir “diplomatik gösteri”dir.
Azerbaycan, Türk dünyasında “lider ülke” kapasitesi olmadığı için gözde ülke olmayı mecburen tercih etmiştir. Gözde olmak, vitrine yerleştirilmek anlamına gelir; vitrine konulan her nesne ise hem övülür hem de incelenir. Dolayısıyla Azerbaycan’ın İsrail ile kurduğu dostluk, hem bir fırsat hem de bir sınav niteliği taşır.
Bu makale, “Siyonizmin kıskacında” olgusunu baskı metaforunun ötesinde, gönüllü bir kucaklaşmanın ironik tezahürü olarak ele almaktadır. İddiamız şudur: Azerbaycan, kıskaca alınmamış; aksine kıskacın içine isteyerek girmiştir. Bu gönüllülük hali, bağımlılığı bir zafiyet değil, bir vitrin – reklam değeri olarak yeniden tanımlamaktadır.
Tarihsel Arka Plan
Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Azerbaycan, bağımsızlığını pekiştirmek için çok yönlü dış politika stratejisi geliştirmeye çalıştı. Ancak bu çok yönlülük, çoğu zaman “farklı kapılardan aynı hediyeyi almak” biçiminde sonuçlandı. İsrail ile kurulan ilişkiler de bu çerçevede değerlendirilebilir: Enerji işbirliği, tarım teknolojisi ve güvenlik alanında açılan kapılar, Bakü’nün uluslararası vitrine uygun bir “modernlik dekoru” oluşturmasına yardımcı oldu.
İsrail ile yakınlaşma, Azerbaycan’ın Batı’ya verdiği bir mesajdı: “Biz sizinle aynı oyunun içindeyiz.” Bu mesajın pratikte ne kadar güçlü sonuçlar doğurduğu tartışmalı olsa da, sembolik düzeyde büyük bir kazanç sağladı. Uluslararası arenada İsrail’in desteğini arkasına almak, Bakü’nün kendisini daha güvenli hissetmesine yol açtı.
Bununla birlikte, bu tarihsel yakınlaşma Azerbaycan’ın dış politikadaki kırılganlığını da açığa çıkardı. Çünkü bağımsızlık, kendi yolunu çizebilme kapasitesine dayanır; oysa Bakü çoğu zaman hangi yolun daha estetik görüneceğini hesapladı. Bu nedenle Azerbaycan-İsrail dostluğu, bir strateji olmaktan çok bir sahne tasarımına benzemektedir.
Siyonizmin Kıskacı: Gerçek mi, Metafor mu?
“Kıskaca alınmak” kavramı, genelde baskı ve kısıtlama ile eşanlamlıdır. Ancak Azerbaycan için bu kıskacın anlamı farklıdır: Burada kıskacın kendisi, bir baskı unsuru olmaktan çok bir “konfor alanı”na dönüşmektedir. İsrail ile kurulan askeri işbirliği, istihbarat desteği ve diplomatik PR, kıskacın sıkıştırıcı değil, destekleyici yanlarını öne çıkarmaktadır.
Metafor düzeyinde bu durum, “jeopolitik sarılma”ya benzetilebilir. Kıskacın normalde daraltıcı olan doğası, Azerbaycan tarafından bir spa seansı gibi sunulmaktadır. Dışarıdan bakıldığında bu durum bağımlılık gibi görünse de içeriden bir “rahatlama terapisi” hissi yaratmaktadır.
Öyleyse asıl mesele şudur: Azerbaycan gerçekten zorla mı kıskaca alınmıştır, yoksa kendi tercihiyle mi bu kıskacı talep etmiştir? Bulgular ikinci ihtimali daha güçlü göstermektedir. Çünkü Bakü, kıskacı bir zorunluluk değil, bir prestij unsuru olarak değerlendirmektedir.
Akademik Bir Parantez: Bağımlılık Teorisi
Bağımlılık teorisi, çevre ülkelerin merkez ülkelere ekonomik ve politik olarak bağımlı hale geldiğini savunur. Bu bağımlılık genellikle zayıflık ve kırılganlıkla ilişkilendirilir. Ancak Azerbaycan örneğinde bağımlılık, bir zayıflık değil, tam tersine bir “gözde olma stratejisi”dir.
Burada bağımlılık, klasik anlamından farklı bir işleve sahiptir: Zorunluluk değil, süs. Yani Bakü, bağımlılığını gizlemeye çalışmak yerine onu uluslararası sahnede sergilemekten çekinmemektedir. Bu sergileme, “biz değerliyiz çünkü başkalarına bağlıyız” paradoksunu yaratmaktadır.
Özetle bağımlılık, Azerbaycan için sadece askeri ya da ekonomik bir gerçeklik değil, aynı zamanda bir kimlik inşası aracıdır. “Çağdaş, modern, İsrail dostu” imajı üzerinden meşruiyet arayışı, bağımlılığın satirik yönünü daha da belirgin hale getirmektedir.
Gözde Ülke Olmanın Bedeli
Azerbaycan’ın Türk dünyasında “lider ülke” değil, “gözde ülke” konumunda olması, dış politikasının estetik yönünü öne çıkarır. Gözde olmak, her zaman dikkat çekmek anlamına gelir; dikkat çekmek ise hem övgü hem de eleştiriye davetiye çıkarır.
Gözde ülke olmanın ikinci bedeli, sürekli göz önünde bulunmaktır. Uluslararası kamuoyu, Azerbaycan’ın attığı her adımı, yaptığı her işbirliğini incelemekte ve yorumlamaktadır. Dolayısıyla gözde ülke, bir bakıma “seyirlik ülke” haline gelir. Seyirlik olan her şey gibi bu da hem büyüleyici hem de kırılgandır.
Bu bağlamda gözde ülke olmak, liderlikten kaçışın da bir ifadesidir. Lider ülke olmak sorumluluk gerektirir; gözde ülke olmak ise daha çok estetik bir parıltı sunar. Ancak bu parıltı, kısa vadeli bir çekicilik sağlayabilir.
Petrol, Gaz ve Vicdan Muhasebesi
Azerbaycan’ın uluslararası arenadaki en büyük kozlarından biri hiç kuşkusuz enerji kaynaklarıdır. Petrol ve doğal gaz, Bakü için sadece ekonomik bir gelir kapısı değil, aynı zamanda bir diplomatik kartvizittir.
Zira Azerbaycan’ın İsrail ile geliştirdiği enerji işbirliği, Gazze’deki trajedilerle dolaylı bağ kurma ihtimalini gündeme getirmektedir. Eğer Azerbaycan’ın petrolü ve gazı İsrail ekonomisine nefes aldırıyorsa, bu kaynakların Gazze’de yaşanan soykırım benzeri eylemlerle arasındaki mesafe ne kadar güvenlidir? Diplomatik dil bu soruyu ustaca geçiştirirken, vicdani dil bu soruyu yüksek sesle sormaktadır.
Vicdan muhasebesi burada devreye girer. Azerbaycan, enerji diplomasisini gururla pazarlarken, bu enerjinin nerelerde, hangi ellerde, hangi amaçlarla kullanıldığına ne kadar kafa yormaktadır?
Türkiye-İsrail Geriliminde Azerbaycan’ın Koltuk Altı Diplomasisi
Türkiye ile İsrail arasında bir gün savaş patlak verse ya da gerginlik en üst seviyeye ulaşsa, Azerbaycan kendisini tarihin ironik bir sınavında bulabilir. Bir tarafta “iki devlet bir millet” sloganıyla pekiştirilen kardeşlik, öte tarafta “stratejik ortaklık” diye süslenen dostluk.
Soru basittir: Siyonizmin koltuğunun altında duran bir Azerbaycan, hangi yöne doğru kayacaktır? Koltuk altı diplomasisinin konforu mu, kardeşlik ahlakının vicdanı mı?
Dolayısıyla Türkiye-İsrail gerilimi, Azerbaycan için sadece jeopolitik bir test değil, aynı zamanda satirik bir tiyatro sahnesidir. Kardeşlik söylemi ile stratejik dostluk arasında sıkışan Bakü, her iki tarafa da “biz sizin yanınızdayız” mesajı vermeye çalışacaktır.
Sonuç
Azerbaycan’ın İsrail ile ilişkisi, enerji diplomasisinden güvenlik işbirliğine, sembolik vitrinlerden vicdan muhasebesine kadar çok katmanlı bir seyirlik üretmektedir. Ancak bu ilişki, klasik ittifak kavramlarının ötesinde, “reklampolitik bağımlılık” diye adlandırılabilecek yeni bir boyut taşımaktadır.
Bu bağımlılık, baskıdan ziyade bir vitrin süsü olarak sergilenmekte; jeopolitik kıskacın rahatsızlığı değil, konforu öne çıkarılmaktadır. Ne var ki vitrin, her zaman incelenir ve kimi zaman kırılır. Gazze’deki trajediye dair vicdan muhasebesi de, Türkiye-İsrail gerilimi senaryosundaki koltuk altı diplomasisi de Azerbaycan’ın bu kırılganlığına ayna tutmaktadır.
Son kertede Azerbaycan, Siyonizmin kıskacında değildir; çünkü o kıskacın içinde gönüllü olarak yer almaktadır. Bu tercihiyle bağımlılığını bir zafiyet değil, bir aksesuar olarak taşımakta; kendisini lider değil, gözde ülke olarak konumlandırmaktadır. Uluslararası ilişkiler literatürü için bu tablo, ironik bir ders niteliğindedir: Bağımsızlık vitrininde parlayan mücevherlerin bir kısmı, aslında koltuk altından çıkma boncuklardır.
Kaynakça
1. Hazar, D. (2011). Jeopolitik Sarılmaların Psikolojisi. Bakü: Vitrin Yayınları.
2. Cohen, I. & Əliyev, R. (2014). Kıskacın Rahatlatıcı Etkileri Üzerine Bir İnceleme. Tel Aviv-Bakü Ortak Yayınları.
3. Kara, S. (2016). “Bağımlılık mı, Prestij mi? Azerbaycan-İsrail İlişkilerinde Yeni Paradoks.” Uluslararası Reklampolitik Araştırmalar Dergisi, 12(3), 45-67.
4. Goldman, Y. (2018). Spa Olarak Diplomasi: Kıskacın Estetik Boyutları. Kudüs: Mizah Üniversitesi Yayınları.
5. Quliyev, A. (2020). “Gözde Ülke Olmak: Liderlikten Kaçışın Estetik Stratejileri.” Türk Dünyası Seyirlik Çalışmaları, 8(2), 101-129.
6. Anonymous (2023). Uluslararası İlişkilerde Selfie Teorisi. Gizli Basım, Nerede Olduğu Bilinmeyen Yayınevi.
- Bakü Petrol Enstitüsü (2022). Enerjinin Vicdani Yansımaları: Gazdan Gözyaşına. Hayali Yayınlar.
- Anadolu Mizah Vakfı (2024). “Koltuk Altı Diplomasisi ve Bölgesel Çelişkiler.” Parodik Araştırmalar Yıllığı, 5(1), 77-94.




Bir yanıt yazın