20. yüzyılda Türk âşıklık geleneğine, aynı zamanda İran Türk edebiyatına çok büyük katkıda bulunan İran Türk âşıklarından birkaçını biraz yakından tanıtmak yerinde olacaktır:
Üstat Âşık Hüseyin Cavan (1916-1985) hakkında “Azerbaycan Millî Hükûmeti Dönemi İran Türk Edebiyatı (1941-1946)” bölümünde bilgi verildiği için burada ele alınmamıştır.
Âşık Hüseyin Nâmiver (1922-2000), İran Türkleri arasında Dede Korkut geleneğini devam ettiren, bununla da İran Türk edebiyatına büyük katkıda bulunan üstad âşıklardan biridir. “Mehemmet Zerife”, “Şövket Şemşir” ve “Ferruh Gülruh” adlı üç halk hikâyesi tasnif eden üstad âşık/şairin bir de “Divan-ı Hüseynî Nâmiverî” adında eseri vardır.
İran Türk edebiyatına, “Bu Torpaġlıyam” ve “Vatan Oğluyam” adlı iki kitap halk şiiri bırakan bir âşık/şair de Âşık Aziz Şehnazî26’dir.
Günümüzde ise yukarıda bahsettiğimiz gibi iki binden fazla âşık/bahşi Türk âşıklık geleneğini devam ettirmektedir. Üstat âşık ve bahşilerden bazılarının adları şöyledir:
Âşıklar: Hasan İskenderî, Muhammet Hüseyin Dehgan, Gülab Ali Davudbegi Davudî, Cengiz Mehdipur, Menef Renciberî, Yedullah Şekibî, Gafar İbrahimî, Gamber Hakirî, Pakize İbrahimî Sevda, Ohannes Yusufî, Muhammed Ali Mahmudî (Elâşığı), Rıza Puyende, Abbasî Şahbudağî, Ali Cemalî, Abbas Malayırlı, Esedî Ziyaretî, Haydarî Mahmudî, Balahan Danış Bayat, Fetullahî Velihanî, Erşad Celalı, Hasanî Mirzayî, Hüseynî Avşar, Hüseyin Yârî, İbrahim Kadirniya, Muhammedî Afşar, Muhammet Ali Sahrayî, Mirzağa Mecidî, Sefer Danekî, Veliyyullah Mirzayî, Muhammet Hüseyin Kiyanî, Muhammet Hüseyin Ciddîfer, Ersalan Mirzayî
Kaşkayî, Üstad Nevaz, İltifat Davudî, Ali Ramazanî, Hüseyin Ali Hüseynî, Mesiyyullah Rızaî, Taki Muhit, Cengiz Biriya, Müslüm Askerî…
Bahşiler: Nurberdi, Come Guli Gurbanî, Kılıç Enverî, Durdu Torik, Ali Rıza Süleymanî, Bayli Teke, Halet Seadetî, Ceyhun Geldi Necat, Mecit Teke, Gafar Geldi Necat, Araz Muhammet Şir Muhammetli, Kurban Muhammet Ravan, Mehemmed Geldi Geldi Nejad (Oğlan Bahşi), Meysem Şahrî… Türk milletinin musiki kültürünün temelini oluşturan, âşıklık geleneği Pehlevîler ve sonraki yönetimler tarafından yasaklarla, baskılarla devamlı kösteklenmeye çalışılmıştır. Humeynî’nin son günlerine kadar baskı ve yasaklar
devam etmiştir. Ancak Humeynî’nin son günlerinde verdiği bir beyanat ile saz, tar ve âşık musikisine nispeten serbestlik verilmiştir.
2.2.1.5. Köroğlu Hikâyeleri
İran Türklerinin yüksek irfanından doğan bir diğer önemli eser de “Köroğlu Hikâyeleri”dir. 16. yüzyılda bu coğrafyada meydana gelen siyasî ve sosyal olaylar esasında tasnif edilen Köroğlu hikâyeleri bütün Türk toplulukları arasında yayıldığı gibi Bulgar, Ermeni, Fars, Gürcü, Tacik, halkları arasında da yayılmıştır. Güney Azerbaycan’da meydana gelen bu hikâyeler ne büyük tesadüf ki yine bu bölgede
derlenip yazıya geçirilmiştir.
Köroğlu Hikâyelerinden bazı dilimleri ilk önce Şopén (Chopin) derlemiştir. Fransız asıllı Rus araştırmacı Ivan Ivanoviç Şopén (1798-1870), Kafkas Rus Orduları Komutanı General İ. F. Paskeviç’in emri üzerine 1829-1832 yıllarında Revan ve Nahcivan hanlıklarında tarihî, coğrafî ve etnografik çalışmalar yapmış, Köroğlu destanlarından bazı dilimleri derlemiş ve 1840 yılında Rusça yayımlamıştır (ACE 1987: X/559).
İkinci önemli çalışma ise Azerbaycanlı bilim adamı Prof. Dr. Mirza Cafer Topçubaşı’nın Petersburg Üniversitesi’nde öğrencisi olan ve
Farsça ve Türkçeyi iyi bilen Polonya asıllı Rus diplomat Aleksandr Hodzko tarafından yapılmıştır.
Hodzko, 19. yüzyılın başlarında Gilan’da (İran) 13 yıl Rus konsolosu olarak görev yapmıştır. Bu görevde iken Güney Azerbaycan’da Köroğlu Destanları’nın 13 kolunu toplamıştır.
Türkçe olarak derlediği Köroğlu Hikâyelerini İngilizceye çevirip 1842 yılında Londra’da kitap hâlinde yayımlamıştır. Daha sonra bu çalışmasını Rusça’ya çevirerek Tiflis’te yayımlamıştır. Bu çalışmanın Türkçe ve Farsça el yazma orijinal metni “Paris Bibliothèque nationale”dedir (Efendiyev 1992: 350).
Veli ¾uluflu 1920 yılında amatör bir çalışma ile Azerbaycan’ın Kazak şehrinin Tovuz ilçesinde Âşık Hüseyin Bozalganlı’nın anlatımından Köroğlu Hikâyeleri’ni kaydetmiştir. 1937 yılında Şamhor’’un Seyfeli kentinde Âşık Hüseyin’den Köroğlu Hikâyelerinin birkaç kolu kaleme alınmış ve “Edebiyat ve İnce Senet Gezéti”nde yayımlanmıştır. Köroğlu Hikâyeleri’nin 14 kolu ilk defa folklorcu Hümmet Elizade tarafından 1941 yılında kitap hâlinde yayımlanmıştır. Diğer bir derlemeyi Mehemmed Hüseyin Tehmasib yapmıştır. Tehmasib, 1920 yılında hikâyeleri derlemeye başlanmış ve 17 koldan ibaret ilk tenkitli metnini 1949 yılında Bakü’de
yayımlamıştır (Efendiyev 1992: 351 vd.). Görüldüğü gibi Köroğlu Hikâyeleri Azerbaycan Türkleri tarafından ancak bir asır sonra yayımlanabilmiştir.
Prof. Dr. Ali. Kafkasyalı ”İRAN TÜRKLERİ” Kitabından alınmıştır.




Bir yanıt yazın