İRAN TÜRKLERİ – 85

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

İnanıyoruz ki yukarıda adları geçen emperyalist güçler sistemli ve plânlı bir şekilde Türk kültür ve medeniyet unsurlarını dünya yüzünden kazımak için büyük gayret sarf etmişlerdir. “Divan ü Lügat-it Türk”ün bir dul kadın tarafından bir sahafa satılırken ele geçmesi, “Kitab-ı Dede Korkut”un koca dünyada sadece bir tam nüshasının Dresten’de bir papazın evinde bulunması Türk milletinin şanslılığı ile izah edilebilir. Bahsini ettiğimiz güçler bunları bilselerdi onları da ortadan kaldırırlardı.

Orhun, Yenisey abideleri de öyle. Önceden onların Türk eseri olduğunu bilselerdi onları da yok ederlerdi.

Rusların, Fransızların, İngilizlerin, Farsların emperyalist siyasetleri ve bu bölgede yüzyıllarca hükümran olan basiretsiz Türk han ve hakanların tutarsız siyasetleri yüzünden Azerbaycan ve İran Türk edebiyatının 13. yüzyıl öncesi, hatta İslâmiyetten önceki Sümerler, Medler/Eşkaniler, Manna, Urartu, Gilzan, Hurri, Sabir, Guti, Lullubî, Kassi, Kaspi, Uti, İlam devlet ve hükümetlerinin binlerce yıllık çağlarına ait edebî eserler hakkında araştırma yapılmamıştır. Sadece bu bölgede değil bütün Türk dünyasında durum aynı olmuştur. Koca Selçuklu ve Osmanlı Türk Devletleri bile en imkânlı dönemlerinde atalarının mezar taşı niteliğinde olan Orhun Abidelerini okumamışlardır.

“Neyneva Arşivini” Ermeni âlimlere vererek Ermeni tarihini yazdıran Türk Eşkani hükümdarı Balaş veya Firdevsî’ye Farsların destanı Şehnâmeyi yazdıran Gazneli Mahmut, kendi atalarının tarihini veya destanını yazdırmamıştır.

Bu sahiplenmezlik ve aymazlık sebebiyle de Türk milletinin binlerce yıldan beridir meydana getirdiği yüzlerce eser yok olmuştur. Büyük İskender, M.Ö. 331’de bu coğrafyayı istila ettiğinde hocası Aristo’nun isteği ile burada ele geçirdiği kitapları bilhassa Gazel (Şiz) ve İstehr şehrinde özel kütüphanede korunan ünlü Avesta eserini tercüme ettirip Makedonya’ya gönderdikten sonra kütüphane ile birlikte Avesta’yı yaktırmıştır. Bu olaydan beri, hatta daha öteden, Sasani şahlarının Türk Part/Eşkaniler devri Türk eserlerini ve abidelerini Farsça’ya adapte ettirip suretini aldıktan sonra ortadan kaldırmasından beri bu tahrifat devam etmektedir.

Birinci Dünya Savaşı yıllarında Kaşkay Türklerinin İrem Bağı’ndaki kütüphanelerinin İngilizler tarafından yağmalanıp yedi bin el yazması eserin götürülmesi; aynı tarihlerde Tebriz, Urmiye, Erdebil, Marağa, Zencan, Sultaniye müze ve kütüphanelerinin yine İngilizler ve Ruslar tarafından yağmalanması; 1930’lu yıllarda Bakü, Gence, Şeki, Kazak ve Tiflis şehirlerinde bulunan resmî ve özel kütüphanelerdeki kadim Türk eserlerinin KGB tarafından yok
edilmesi, Selman Mümtazların öldürülmesi ve kütüphanesinin yağmalanması; 1946 Aralık ayında Tebriz müze ve kütüphanelerinin malum güçler tarafından yağmalanması ve bütün Türkçe yayınların yakılması, 1948 yılında Turhan Genceî
tarafından Farsça’ya çevrilen Ali Şir Nevâyî’nin ‘Muhâkemetü’l-lügateyn” adlı eserinin toplatılıp imha edilmesi (Heyet 2003: 3), aynı zihniyetin günümüze kadar devam ettiğinin göstergesidir. Erdebil, Tebriz, İsfahan, Urmiye, Bakü, Marağa, Hemedan müze ve kütüphanelerinde yerleri boş bulunan eserleri Fransız, İngiliz,
Rus kütüphane ve müzelerinde görmek mümkündür.

Prof. Dr. Ali. Kafkasyalı ”İRAN TÜRKLERİ” Kitabından alınmıştır.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar