Bu yazdıklarım kanı bozuk vatan hainlerinin hoşuna gitmez, çünkü birilerine yaranmak için Atatürk ve arkadaşlarının yaptığı savaşları,devrimleri,Cumhuriyeti inkar ederler,yok saymaya çalışırlar,vicdanları nasıl elveriyorsa.Beni en çok kahreden de “keşke yunan kazansaydı “diyenler.
Öylesine cahil bırakıldılar ki,onlara ne söylense inanıyorlar.Belirli televizyon kanallarını seyrediyor, tembelliklerinden gazete-kitap okumuyorlar,araştırmıyorlar…
Ben kurtuluş Savaşını ilk ağızdan dinledim.Ninelerim dedelerim, neler çektiklerini anlattılar bana ocakta çıtır çıtır yanan çalışların ve gaz lambası eşliğinde.
Afyon ‘nun küçücük bir dağ köyünde doğdum ben…Kurtuluş Şavaşının başladığı kasabaya bir kaç kilometre uzaklıkta…
Yunan işgal ettiğinde köyümüzü, komutan toplamış köy meydanına savaşa gidemeyen yaşlı çocuk ve kadınları.”Bizim sizlerle bir derdimiz yok,eğer askerime ekmek ve yemek yaparsanız,biz de kimseye dokunmayız”demiş…
Köyde erkek kalmamışki…Kim sesini çıkarsın.O arada hamile bir genç kadın ”Ülkemizi biz kadın ve çocuklarla da koruruz,asla teslim olmayacağız,bir öldürseniz,bin dünyaya getiririz,bakın yeni mehmet yolda”der demez oradan bir Yunan askeri süngüsünü taktığı gibi kadının karnını yarıp çocuğu süngünün ucuna takıp çıkarmış.
“Genç kızları ve gelinleri samanlığa,samanların altına gömüyorduk,ağızlarına gudile kamışı verip,düşman askerleri tecavüz etmesin diye”demişti ninem.
Klavye silahşörlerine de bir çift sözüm var.Kimsenin görmediği mesajlara bayrak ve Atatürk resmi gönderip duracağınıza,alın bayrağımızı elinize,çıkın sokaklara bayramı kutlayın göğsünüzü gere gere…
Tarihe bir bütün olarak bakmayıp,Anafartaları, Çanakkale Zaferini,23 Nisan’ı ,30 Ağustos Zaferini tek bir kelime etmeyip, unutturmaya çalışıp, İstanbul’un Fethini, Malazgirt Zaferini Osmanlı’yı ön plana çıkararak yeni bir tarih yazmaya kalktığınızda ,hem tarihi çarpıtarak yakın tarihe haksızlık etmiş olursunuz hem de toplumun bölünmesi yetmemiş gibi bir de tarih olarak bölmeye çalışmış olursunuz…
Yılmaz Özdil ne diyor;”Malazgirt Savaşı ile Alpaslan Türklere Anadolu’nun kapılarını açtı,siz Anadoluyu suriyeli,afgan,kaçak afrikalılara,filistinlilere,ıraklılara,pakistanlılara, açtınız. Mısırda, libyada,yemen’de ne kadar kaçak arap varsa soktunuz Anadoluya. Üstelik Malazgirt,muşu,ahlatı,bitlisi,Mustafa Kemal kurtardı 1916 yılında.
Daha o günlerde Mustafa Kemal’e yenilen Rus Genelkurmayı raporunda “cesur, müstakil fikir sahibi,halk tarafından en çok itibar gören Türk komutan”diye yazdı.
Mustafa Kemal Paşa“Ben, birkaç gün sonra yola çıktım.Gidişimi belirli birkaç kişiden başka bütün Ankara’dan gizledim.Benim Ankara’dan ayrılacağımı bilenler,burada imişim gibi davranacaklar. Dahası,benim Çankaya’da çay şöleni verdiğimi de gazetelerle yayımlayacaklardı.Bunu elbette o zamanlar işitmişsinizdir.
Trenle gitmedim.Bir gece otomobille Tuz Gölü üzerinden Konya ’ya gittim. Konya’ya gidişimi orada hiç kimseye telle bildirmediğim gibi Konyaya varır varmaz telgrafhane i gözaltına aldırarak Konya’da bulunduğumun da hiçbir yere bildirilmemesini sağladım.
20 Ağustos 1922 günü öğleden sonra saat dörtte Batı Cephesi Karargâhı’nda, yani Akşehir’de bulunuyordum.Kısa bir görüşmeden sonra,26 Ağustos 1922 sabahı düşmana saldırmak için Cephe Komutanına buyruk verdim.”
37687 atlı süvari,131.409 yaya asker emir bekliyorlardı…8658 subay birliklerinin başlarındayken,Başkomutan Mustafa Kemal ”Hakkınızı helal ediniz”dedi Fahrettin Altay’a…Askerler “helal olsun”dedi sessizce… Arkasından”ordular ilk hedefiniz akdenizdir ileri”dedi.
Birinci Dünya Savaşı sonrasında,Mondros Mütarekesi ve Sevr Antlaşmasıyla yurdumuz düşmanlar tarafından paylaşılmıştır. Bunu Kabul etmeyen Mustafa Kemal 19 mayıs 1919 da Samsun’a çıkarak Kurtuluş Savaşı’nı başlatmıştı…
Amasya Genelgesi’nin ardından,Erzurum ve Sivas Kongreleri yapıldı.Daha sonra Ankara’ya gelerek,23 Nisan 1920 de TBMM’ ni kurdu.Ülkenin her yerinden gelen temsilcilerle,yurdumuzu kurtarmak için” Misak-ı Milli sınırlar içinde vatanın bir bütün olduğu ve asla paylaşamayacağı düşüncesiyle kurtuluş için çareler aramaya başladı.
Hemen düzenli bir ordu kurarak savaşmaya başladı.1. ve 2. İnönü Savaşları kazanınca ,yunan ordusu yeniden saldırıya geçti. Mustafa Kemal ordularına”Hattı müdafaa yoktur ,sathı müdafaa vardır.Bu satıh bütün vatandır.Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz”emrini verdi.
23 Ağustos-12 eylül tarihleri arasında,Sakarya Meydan Savaşıyla ilk defa savunmadan ,taarruza geçilmiştir.Bu savaşta Mustafa Kemal’e “Gazi “unvanı ve “Mareşal” rütbesi verildi.
Fahrettin Altay Paşa konuşmasına şöyle başladı:“Bana Mustafa Kemal’i anlatır mısınız? dediler.Ben de memnuniyetle kabul ettim ve geldim.Ancak anlatımım kısa olacak. Size 26 Ağustos 1922 sabahı taarruz anındaki bir olayı aktaracağım.Bu şekilde Mustafa Kemal’i anlatmış olacağım.”
Paşanın,Mustafa Kemal’i nasıl anlatacağını herkes merak etti.Önündeki bardaktan bir yudum su içti ve konuşmasını, sonradan avukatlığa başlayan Sabri Tanrıkut’un tuttuğu nota göre şöyle sürdürdü:
“Planlandığı şekilde 26 Ağustos 1922 sabahı saat 05.00’te başta Mustafa Kemal olmak üzere İsmet Paşa,Fevzi Çakmak,Nurettin Paşa, ben ve diğer komutanlar,ordu karargahı olarak Afyon Kocatepe’deydik.Plan gereği taarruz, önce top atışlarıyla başladı.
Bu bir baskındı.(20) dakika sürdü.Ardından Tahrip’ atışları yapıldı.Bu da 10 dakika devam etti.Yunan mevzilerindeki makineli tüfek yuvaları,Yunan topları, tel örgüleri hedef alındı. Komutanlar olarak bizler de top atışlarının sonucunu görmeye çalışıyor,alt kademelere iletmek üzere Mustafa Kemal’in emrini bekliyorduk.
Sonuçta,Yunan mevzilerinde alevlerin yükseldiğini,hedeflerini vurulduğunu, düşmanın mevzilerini terk ederek geri çekilmekte olduğunu gördük.
Mustafa Kemal’e yöneldik.O’nun taarruz ve takip emrini bekliyorduk. Ne var ki O, gözlerini Yunan mevzilerinden ayırmıyor ve geri çekilen Yunan ordusunu izliyordu.
Fevzi Çakmak,sessizliği bozdu.‘Haydi Kemal,düşman kaçıyor, taarruz emrini ver’dedi.
Mustafa Kemal:‘Dur Abi’ diye cevap verdi.
Bir süre sonra Fevzi Çakmak,‘Kemal, tarihi bir fırsatı kaçırıyorsun, düşman yeni mevzilerine yerleşecek,emrini ver artık diye ısrarda bulundu.
Mustafa Kemal,yine‘ Dur abi’ dedi.
Bir süre daha geçti.Fevzi Çakmak bu kez”Allah aşkına Kemal ver şu emri, komutanlar seni bekliyor,yeter artık”diye sesini yükseltti.
Mustafa Kemal yine ‘Dur Abi’ dediği sırada beklenmedik bir olay meydana geldi.
Yunan ordusunun terk ettiği mevzilerde cehennemi patlamalar başladı. Mustafa Kemal’in taarruz ve takip emrini geciktirme sebebi anlaşıldı.
Yunan ordusu,geri çekilirken cephe boyunca mevzilere saatli bombalarını yerleştirmiş, askerlerimize tuzak hazırlamışlardı.
Mustafa Kemal’in öngörüsü,büyük bir felaketi önlemişti.
Taarruzda ısrar eden.Fevzi Çakmak, Mustafa Kemal’e sarıldı.‘Seni bize Allah mı gönderdi Kemal?’dedi.
Müteakiben süngü hücumu ve ileri top atışları emrini aldık.Alt kademelere ilettik. Sonucu biliyorsunuz.
Bana ‘Mustafa Kemal’i anlat’ dediler.İşte Mustafa Kemal budur”Dedi.
Bu zaferden sonra,1922 Ağustos ayına kadar hazırlıklar tamamlandı. 26 Ağustos 1922 de düşmana saldırıya geçildi.30 Ağustos da Mustafa Kemal’in başkomustasında kazanılan ilk zaferdi .
Bu savaşa “Başkomutanlık Meydan Muharebesi”denildi.
Asıl savaşın başladığı nokta bizim köyün yanındaki Anıtkaya Kasabası,iki yıl çalıştığım bu köyde doğmuştu küçük oğlum.
9 Eylül 1922 de düşman Ege Denizi’ne döküldü.
İçim kan ağlayarak dinliyorum haberleri.Sırf kişisel hırsları yüzünden,terörü yok edeceğiz deyip,teröristlerle anlaşmaya çalışarak,Fetö taktikleriyle Atatürkçüleri birer birer hapse gönderip,işin ehli olmayan insanları çeşitli mevkilere getirerek,ülkenin dibine dinamit koymaya devam ediyorlar.
Atatürk’ün yunanlıları denize döktüğü Ege denizi,bugün Yunan Gölü.Niye mi?Adalarımıza sahip çıkamadık,ekonomimizin bozulmasıyla çok ucuz olduğu için insanımız tatile Yunanistana gidiyor.
30 Ağustos zaferi, tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biri,yalnızca bizim mi? Ezilmiş bütün ulusların,bütün insanlığın, özgürlüğe, kurtuluşa, onuruyla yaşama kararlılığına attığı bir adımın bayramıdır.
Geçenlerde sosyal medyadan bir öğrencim yazdı.”Hocam Allah sizden razı olsun,bizlerin temelini öyle sağlam attınızki hiç korkmayın,bizler Atatürk gençleri olarak ülkemize, Cumhuriyetimize sahip çıkacağız.”mutluluktan ağladım.
Umutlarımız her geçen gün yeniden yeniden yeşeriyor.Artık eminim ,Türk Gençliği eninde sonunda ülkesine ve değerlerine sahip çıkacaktır.
30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun…




Bir yanıt yazın