Zengezur’da Trump/Namert Koridoru

Okuma Süresi:

4–6 dakika
❤️

Zengezur’dan Namert Koridoru

“Geçme namert köprüsünden / Ko aparsın su seni / Yatma tilki gölgesinde / Ko yesin aslan seni…” ile başlayan, edebiyatımızda birçok versiyonu bulunan, aynı zamanda siyasetin temel ilkelerini özetleyen meşhur şiiri, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın niçin, kime karşı okuduğunun analizine yoğun gündem yüzünden sıra gelmedi. Bu mısraların oldukça geniş yelpazedeki anlamlarından biri: Namert köprüsünden geçeceğine / Bırak su seni götürsün / Tilki gölgesinde yatacağına / Bırak aslan seni yesin… Azerbaycan Türkü Cumhurbaşkanının daha önce Türkçe şiir okuduğu için uyarıldığı biliniyordu. Ancak İran’da Türkçe isim yasağı uygulandığını, yasağın kalktığı haberlerinden öğreniyoruz. Demek ki Farisi kökenliden çok Türkün yaşadığı, yönetimin kilit noktalarında Türklerin bulunduğu İran’da Türkçe isim yasağı varmış!

Azerbaycan ve Ermenistan liderlerini Beyaz Saray’da buluşturma şovu, Trump açısından kazanım olabilir. Böylece çatışmaları bitirme vaadini hiç değilse bu coğrafyada gerçekleştirdiğinin pazarlamasını yaptı. İki liderin de Trump’ı Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermesinin, Beyaz Saray’ın talebi üzerine yapıldığı anlaşılmaktadır. İsrail-İran “savaşını” durdurduğu için de Pakistan, Trump’ın adaylığını önermişti. Putin ile Alaska fiyaskosu sonrasında başka devletlerin de önerileri gelebilir. Bununla beraber öncelikle Trump’ın Zengezur “başarısının” anlamı üzerinde durmamız gerekmektedir.

30 yıldan fazla süren uzlaşmazlık ve çatışmalardan sonra iki liderin, ilk defa olmasa da bir araya gelmesi elbette önemlidir. Toplantı sürecinde, hemen her bölgesel gelişmede olduğu gibi bu “önemli” görüşmenin asıl mimarının Türkiye olduğuna dair derin yorumların yapılmaması tuhafıma gitmişti. Nihayet birçok kanalda beklenen yorumları gördük: Toplantı, Ankara’dan Bakü’ye telefonlar sayesinde gerçekleşmiş. Yani asıl başarı Trump’ın değil de Türkiyeninmiş. Mümkündür, fakat başarının ne olduğu tartışmalı olduğu halde yorumlarda derin bilgisizlik dikkat çekmektedir.

Beyaz Saray’daki mutabakat, uluslararası hukuk kaynağı olarak sözleşme niteliği taşımayıp protokol metni, sözleşme taslağıdır. Mutabık kalınan konuların bağlayıcı metin haline gelmesinde Azerbaycan kaynaklı sorun çıkmayabilir, fakat Ermenistan anayasal sistemi kapsamında daha öncekilerde olduğu gibi engellerin çıkma ihtimali oldukça yüksektir. Bununla beraber mevcut mutabakat, sadece Azerbaycan’ın değil fakat Türkiye’nin önemli hususlarda kaybettiği, Ermenistan’ın kazandığı ayrıntıları içermektedir. Dolayısıyla Ermenistan bir sonraki müzakerelerde, Beyaz Saray mutabakatını “elde var bir” garantisiyle kullanarak daha fazlasını isteyecektir. Bütün stratejiyi, Nahçıvan’dan Bakü’ye Zengezur Koridoru üzerine yoğunlaştırmak, Ermenistan’ın 27 yıldır işgal, tahrip ve soykırım suçlarının üzerine yatmasına veya cüz’i bir maliyetle geçiştirmesine zemin hazırlar. Halbuki Ermenistan muhalefeti dahi, savaş tazminatı olarak para yerine Zengezur bölgesinin Azerbaycan’a verilmesini gündeme getirmişti.

Azerbaycan’ın istediği anayasal değişikliklere ilaveten Türkiye’nin Doğu Anadolu ve soykırım iddialarıyla ilgili taleplerini gündemde tutması, bunları yok fazederek diplomatik ilişkilere kapı aralamaması şart. Erivan’la ilişkilerin geliştirilmesinde Ermenistan’ın “anayasal saldırganlığının” gündeme gelmemesi vahim yanlıştır.

Zengezur bölgesinden geçmesi planlanan koridor, yıllardır gündemde olduğu halde bunun Trump/Namert Koridoru olarak ABD kontrolünde kurulması ve işletilmesindeki mutabakat, Azerbaycan açısından sıkıntılı bir adımdır. İsraili le ilişkilere veya daha kestirmeden Siyonist lobiye dayanan stratejiler son derece risklidir. Çünkü Karabağ’ın işgalini, Doğu Anadolu’nun Batı Ermenistan olmasını ve Ermenistan’ın diğer genişleme iddialarını gündemde tutan asıl merkez, ABD’deki Ermeni lobisi olup, belirtilen hususlarda Siyonist lobi ile sorunu yoktur. Dolayısıyla Ermenistan topraklarından geçecek olan bu koridorun 99 yıllığına işletme hakkı, Ermeni veya Siyonist şirketlerde olacaktır.

Bu koridor sayesinde Türkiye ile Türk dünyasının birleşeceğini iddia edenlerin derin cehaletleri mi veya çok iyi bildikleri halde günü kurtarma ihanetleri mi ağır basmaktadır, anlamak zor. Çünkü Türkiye ile Türk dünyası arasında 1990’lardan itibaren, on yıllardır sorunsuz işleyen, ihtiyaçlara göre genişletilen, yeni yatırımlar yapılan başarılı bir güzergâh bulunmaktadır. Bakü’den başlayıp Gürcistan’dan Karadeniz otoyoluna bağlanan çok şeritli karayolu, Kars’a ulaşan demiryolu, petrol ve doğalgaz boru hatları gibi son derece verimli yollar zaten işlemektedir. Azerbaycan’dan Türkmenistan’a deniz taşımacılığı, Ro-Ro seferleri, bu güzergâhların tamamlayıcı unsurudur. Kara taşımacılığının önemli bir kısmının rotasında Avrupa’ya geçiş bulunmaktadır. Karadeniz Otoyoluyla Kars ve  Gürcistan’dan geçerek Bakü’ye uzanan güzergâh, Zengezur’dan daha kısa olup AB’nin de taraf olduğu TRACECA kapsamında işleyen bir sistemdir. Mersin limanı bağlantılı yollar için Zengezur koridoru daha kısa olabilir, ancak tartışılan siyasi ve ekonomik maliyet buna değmez!

Bazı açıklamalarda “ama bu koridor doğrudan Azerbaycan’a ulaşmakta, halbuki mevcut güzergâh Gürcistan üzerinden geçmekte” benzeri saçmalamalar görülmektedir. Zengezur koridorunun Ermenistan topraklarından geçeceği unutulmaktadır. Trump’ın bulaşmasıyla Ermeni/Siyonist lobi kontrolüne gireceğinden gafil kalınmaktadır.

Nahçivan, Azerbaycan’a bağlı özerk bir cumhuriyet olduğu halde arada Ermenistan’a ait Zengezur bölgesi bulunmaktadır. Zengezur koridoruyla Nahçivan ana ülkeyle bağlantı kurabilecektir. Yaklaşık 460 bin nüfuslu Türk yurdu Nahçivan’ın, Moskova ve Kars Antlaşmalarıyla Türkiye’nin garantörlüğünde Azerbaycan’a bağlı özerk birim statüsü kabul edilmiştir. Bugün birçok altyapı ihtiyacı fiilen Türkiye’den karşılanmaktadır. Nahçivan Türkleri, sadece Türkiye üzerinden değil sorunlu da olsa İran üzerinden kara ve havayoluyla Bakü’ye gidebilmektedir. Ermeni veya Siyonist şirketlerin kontrolündeki Zengezur koridorundan daha sorunsuz olarak gidebilecekleri garanti edilemez. Böyle bir sorun yaşanmayacağı ihtimali olsa dahi ödenecek siyasi ve ekonomik bedel, muhtemel menfaatin çok daha üzerinde olacaktır.

Ermenistan-İran sınırında ABD kontrolündeki koridor, bölgesel dengeler açısından da sorun kaynağı olacaktır. Yaklaşık 3900 metre yükseklikte, 130 kilometrelik bir otoyol işletmesinin adı konmasa da çok amaçlı askeri üs olarak kullanılma ihtimali yüksektir. Otoyolun güvenliği için kurulacak tesisler ve istihdam edilecek elemanlar, güç dengesini derinden etkileyebilir. Çünkü Rus yayılmacılığına karşı böyle bir yatırım sadece İran’a karşı değil fakat Türkiye ve Türk dünyasıyla ilişkiler açısından da ciddi tehdit haline gelebilir. Unutmayalım: Rusya’da 1917’de iç savaş yüzünden Türkiye ve Türk dünyası birleşme aşamasına gelmişken bunu İngiltere üzerinden küresel Siyonist stratejiler engellemiştir. Kazakistan’da önemli ABD yatırımları bulunmakta olup 2022 başında benzeri daha önce bilinmeyen ayaklanmaların kaynağı halen bir sırdır. Rusya’nın önderliğinde KGAÖ güçlerince bastırılmış olan bu kanlı isyanda ABD kuruluşlarının güçlü etkisi olduğu tahmin edilmektedir.

Zengezur’dan geçirilmesinde mutabık kalınan Pezeşkiyan’ın hatırlatmasına binaen Namert Koridoru dediğimiz güzergâh, sadece İran için değil fakat Türkiye, Azerbaycan ve Türk dünyası için de tehdit unsurları taşımaktadır. Ermenistan politikalarını, siyasi ve ekonomik maliyeti, muhtemel faydasından çok daha ağır olacak bu koridor üzerine kurmak telafisi imkansız zararlara yol açabilecektir. Sahadaki kazançların masada fedâ edilmesi anlamına gelebilecektir.

[email protected]        

twitter.com/alaeddinyalcink



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar