“Bopistan’da 7 artı 48 Hıyar Karnavalı” – Absürt Komedi

Okuma Süresi:

5–7 dakika
❤️

Bopistan’da sabah güneşi yine ters taraftan doğdu.
Tarla boydan boya ilaç kokuyor, gübre öyle bir GDO’lu ki, üstünde “Bu gübreyi yiyen hıyar bambu gibi uzar” etiketi var.
Köyün girişinde asılı paslı levhada şu yazıyor:
“7 artı 48 Hıyar Karnavalına Hoşgeldiniz – Başlar Gitmiş, Gövdeler Dimdik”.

Ortada devasa bir masa: 48 hıyar sıraya dizilmiş, hepsi kellelerini kaybetmiş ama hâlâ “Ben en iyisiyim” diye zıplıyor. Arka tarafta hora başlıyor; ritmi tutan “Baba Turşu” Bahço, yanına “Karton Bıyık” Aliyan ve “Karpuz Surat” Paşniko’yu almış. En ortada ise “Kılçıksız ” Kurtulmuşko, bir o yana bir bu yana göz kırparak dans ediyor.

İlk sırada Başçiftçi Recebistan duruyor. Gövdesi yılların güneşinde taş gibi olmuş, kabuğunda köy suyunun tortusu duruyor. Kendini uzun olfuğu için hem hıyar hem bahçıvan ilan etmiş; ama aslında bütün sulama planı uzak çiftliğin kovboyları Şapka Donald ve Barrack’ın elinde.

Yanında Orta Boy Bekacı sıska Bahço var. Ne kısa ne uzun, sıska, hep aynı köke sarılmış. Rüzgâr hangi yöne eserse ona eğiliyor. Tadını soranlara “Benim aromam milli” diyor; ama nedense hep turşu bidonunun dibinde unutuluyor.

Tarlanın arkasında Kıvırcık ve tavlı Apoz var. Dikenleri alınmış, kabuğunda eski çizikler. Bazen yumuşak, bazen acı; ama sulama hortumunun ucundan ona da aynı ilaç gidiyor.

Biraz ötede Parlak Özer ve Vitrin dört-göz Eko duruyor. Özer sürekli bağırıyor: “Ben bu sezonun en moderniyim!” Vitrin Eko ise fotoğraflarda şahane görünüyor ama yanına gidince içi biraz boş. İkisi de Şapka Donald’ın tabağına düşmeyi umut ediyor.

Karnavala dışarıdan yan bahçelerden “Bopistan “ pazarına yeni katılanlar da var: Bıyıklı Aliyan ve Küçük Paşniko, “Bizim toprakların minerali başka” diye hava atıyor. Oysa köklerine pompalanan ilaç aynı, gübre aynı, sadece kabuk renkleri farklı.

Sofranın başında Şapka Donald ile Barrack oturmuş, ellerinde çatal-bıçak, “Tadım vakti” diyorlar.
Defterlerinde gizli bir liste var:
• Hangisi sofrada yenilecek?
• Hangisi turşuya atılacak?
• Hangisi çöpe gidecek?
• Hangisi tarlada bırakılıp seneye yeniden şişirilecek?

“Bopistan’ın” güneşi batarken 48 hıyar hâlâ birbirine bakıp, “Benim tadım daha iyi” diye bağırıyor. Kimse farkında değil: Tarlanın tapusu başkasının cebinde, gübre başka elden, sulama suyu başka depodan geliyor.

Tadım Töreni ve Turşu Kaderi

Sofranın tam ortasında, altın varaklı bir tabela asılı: “Yiyen Memnun, Yemeyen Pişman”.
Trump’a “Bopistan’da “, “Şapka Donald” diyorlar; koca şapkasıyla masanın başında oturmuş, elinde gümüş çatalla hıyarların boyunu ölçüyor. Barrack ise yanına defterini açmış, satır satır not alıyor: “Bu parlak, bu hafif yamuk, bu biraz acı…”

Tadım Töreni davul zurna ile başlıyor. İlk olarak Başçiftçi Recebistan kürsüye geliyor. Üzerine parlak yağ sürülmüş, kabuğu ışıldıyor. Şapka Donald bir ısırık alıyor, dudaklarını büzüp Barrack’a dönüyor:
— Bu biraz sert olmuş.
Barrack ise gülümseyip deftere yazıyor: “Sertlik avantaj olabilir, rafta uzun dayanır.”

Ardından Orta Boy sıska Bekacı Bahço geliyor. Bahço’nun kabuğunda yılların tozları var; üstüne “Milli Bekâ” damgası vurulmuş. Şapka Donald tadına bakıyor, başını yana eğiyor:
— Hıyar gibi hıyar… ama bir şekilde hep aynı tadı veriyor.
Barrack kahkaha atıyor: “Demek ki tarife sadık kalıyor.”

Üçüncü sırada Kıvırcık ve biraz tavlı Apoz var. Üstüne bir tutam taze dereotu koymuşlar, “Turşuluk hıyar” havası vermek için. Barrack tadına bakıyor, sonra kaşlarını çatıyor:
— Bu bazen tatlı, bazen acı. Ne olduğu belli değil.
Şapka Donald: “Belki karışık turşuya koyarız.”

Sıra Parlak Özer ve Vitrin dört-göz Eko’ya geliyor. İkisi beraber sunum yapıyor, fonda spot ışıkları, fonda da “Yarın Benim İçin Daha Güzel Olacak” şarkısı çalıyor. Donald bir ısırık alıyor, sonra Barrack’a fısıldıyor:
— Bunlar güzel görünüyor ama içi boş.
Barrack gülerek cevap veriyor: “Olsun, televizyon çekimlerinde iyi dururlar.”

Sonra komşu bahçelerden Bıyıklı Aliyan ile Küçük Paşniko geliyor. İkisi birlikte sahneye çıkıyor, “Biz komşu tarlalardan geldik” diye bağırıyorlar. Barrack tadına bakıyor:
— Tadı aynı bizim tarladakiler gibi.
Donald omuz silkerek diyor ki: “O zaman bunları da turşuya atalım, fark edilmez.”

Ve nihayet Kılçıksız Kurtulmuşko geliyor. Dans figürleriyle kürsüye çıkan Kurtulmuşko’nun kabuğu pürüzsüz, hatta fazla pürüzsüz. Donald tadına bakıyor:
— Bu çok kaygan, elden kaçıyor.
Barrack ise not alıyor: “Kayganlık bazen avantajdır, elden kayıp başka sofralara düşebilir.”

Tadım bitince sahnede bir gong çalıyor. Trump ayağa kalkıyor, Barrack defterini kapatıyor. Ve karar anı geliyor:
• Turşuya gidecekler: Bahço, Apoz, Aliyan, Paşniko.
• Sofraya çıkacaklar: Recebistan, Özer, dört-göz Eko.
• Tarlada bırakılacaklar: Kurtulmuşko ve diğer 48 talihsiz hıyar.

Turşuya gidenler bidonların içine düşerken “Biz geri döneceğiz!” diye bağırıyor. Sofraya çıkanlar ise tabakta dururken hâlâ birbirine bakıp “Beni önce yesinler” kavgasına giriyor.

Tarlada kalanlar hala güneşin altında başlarını eğmiş; ama toprağa pompalanan ilaç tükenmiyor. Çünkü Bopistan’da gelecek sezonun hıyarları şimdiden filizlenmeye başlamış bile.

Turşu Bidonları ve Sofranın Kavgası

Turşu bidonlarının içine düşen Bahço, Apoz, Aliyan ve Paşniko, karanlık ve yapışkan ortamda bir araya geldiler. Bidonun kapağı kapandığında, içeride tiz bir feryat yükseldi:
— “Bizi buraya kapattılar! Biz de hıyarken sevilmek istiyoruz!”
Bahço: “Ben milli aromamla dönüp gelemem mi turşudan?”
Apsoz: “Acı bir turşu mu, tatlı bir turşu mu olacak bu?”
Aliyan: “Bizim toprağın tadı başka ama burası neden böyle karanlık?”
Paşniko: “Sözde turşu ama bu bir hapishane!”

Bidonun içinden yükselen sesler masanın diğer ucundaki sofraya kadar ulaşıyor. Sofrada oturanlar duymuyor bile; onlar kendi aralarında tat kavgasına girmiş durumda.

Recebistan, Özer ve dört-göz Eko, tabaklarında parıldarken, aralarında yüksek sesle bir tartışma başladı:
— “Ben daha lezzetliyim!”
— “Hayır, benim kabuğum daha parlak!”
— “Yok yok, benim tadım en hafif!”

Kurtulmuşko ve diğer tarlada bırakılan 48 hıyar, uzaktan izliyor bu çekişmeyi. Yüzlerinde hem umut hem de umutsuzluk var.
— “Bir dahaki sezon, daha fazla gübre ve ilaç istiyoruz” diye fısıldıyorlar.

Şapka Donald, sofrada kahkahalar atıyor:
— “Bakın bakalım, hangisi daha çok tadılırsa onu yiyeceğiz!”
Barrack ise defterini açıp yeni planlar yapıyor:
— “Yenilenler masamızda kalır, diğerleri yeniden ilaçlanacak. Döngü devam edecek.”

Karnavalın sonunda, “Bopistan’daki” bu hıyarlar kervanı bir kez daha diziliyor; tarlada ilaç bekleyenler, sofrada kavga edenler, bidonun karanlığında haykıranlar…

Ve bütün bunlar olurken, “Bopistan’ın” toprakları yine bir sezon daha “ürün” bekliyor,
ama aslında kimin için büyüdüğü hâlâ meçhul…

Son Karar ve Sonsuz Döngü Ta ki …

Güneş, “Bopistan’ın “topraklarına son kez veda ederken, tarlada kalan 48 hıyar başlarını göğe kaldırdı.
Onların arasında, kurtarılmayı bekleyen Kurtulmuşko, diğerlerinden farklı bir ışık saçıyordu. Gözlerinde hem umut hem yorgunluk vardı.
“Bir gün biz de sofrada oluruz,” dedi kendi kendine, “belki daha fazla ilaç, daha güzel sulama ve tabii biraz da şansla.”

Sofrada ise durum giderek karmaşıklaşıyordu.
Recebistan, Özer ve dört-göz Eko artık sadece “en iyi tadım” değil, “en şirin kabuğum” ve “en uzun raf ömrüm” yarışına girmişti.
Her biri birbirine gözdağı verirken, Şapka Donald kahkahalarla oturuyor,
Barrack defterinde yeni bir liste hazırlıyordu:
— “Hadi bakalım, bu sezon son sözümüz bu…”

Ancak dışarıda, karanlıkta bir fısıltı yükseliyordu.
Turşu bidonlarından gelen sesler yavaş yavaş birleşiyor, bir tür hıyar ayaklanması doğuyordu:
— “Yeter artık! Bu döngü bitmeli! Biz sadece bir sezonluk oyuncak mıyız?”
Bahço, Apoz, Aliyan ve Paşniko, karanlıkta birleşip yeni bir plan yapıyordu.

Tam o sırada, “Bopistan’ın “ en uzak köşesinden biri geldi:
“BOPistan’ın” gizli bekçisi, Özel Adam.
Gözleri keskin, ağzı sıkıydı. “Bu hıyarlar sadece ürün değil,” dedi, “birer siyasi simge, birer güç göstergesi.”

Şapka Donald ve Barrack ise dışarıdan bu karmaşayı izliyor, ellerini ovuşturuyordu:
— “Her sene biraz daha ilginç oluyor,” dedi Donald, “ama sonuç değişmiyor.”
— “Evet,” dedi Barrack, “ama yeni ilaçlar, yeni gübreler ve yeni stratejilerle, bir sezon daha devam edecek bu oyun.”

Ve böylece “Bopistan’da” hıyarlar, yine aynı masaya dizilecek; yine aynı tartışmalar, aynı kavga ve aynı sonuçla biten o karnaval tekrarlanacaktı.

Ta ki, toprak ve taş artık isyan edip hıyarlar için ürün vermemeye başlayacağı güne kadar gerçek değişim gelmeyecekti.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Anonim avatarı
    Anonim

    Bu hıyarın’da her sabah kravatını hizmetçisi takıyor. Kendisi beceriksiz olduğu için.
    Elindeki kitap NS- zamanından kalma, Alman dedesindede aynı kitap vardı.

    Mezar dan hortlayan Nazi Generaleyiyle çalışıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar