GÜN 1 – “Kırmızı Çizgiler Çamaşır İpi Gibi”
“Bugün yine kürsüye çıktım.
Bozkurt gibi uludum.
Kandil’i yerle bir edeceğim dedim.
Millet alkışladı.
Sonra aklıma geldi, aynı gün Saray’dan çağrı var.
Rahat durmak lazım. Çizgiler kırmızı ama silinebilir marker kullanmıştık zaten.”
GÜN 23 – “Öcalan’ın Mektubu Gül Kokuyor”
“Elime bir mektup geçti.
Gönderen: İmralı.
‘Açılım süreci geri mi dönüyor?’ dedim içimden.
Ama bu defa ‘çözüm’ değil, ‘çözülme’ kokuyor.
Mektubu okudum, sonra kameraların karşısına geçtim:
‘Selahattin değil, Apo’ya kulak verin.’ dedim.
Baktım kimse ağzını açamıyor.
Demek ki artık bebek katili de stratejik danışman sayılıyor.
Devlet için her şey mubah.
(Devlet derken ben değil, saray olan.)”
GÜN 48 – “Bozkurt ile Tavşan Arasında”
“Partideki gençlere bozkurt yaptırıyorum hâlâ.
Ama içimden tavşan zıplamak geliyor.
Yumuşuyorum.
Belki de artık milliyetçiliği giyip çıkardığım bir cekete dönüştürdüm.
Renk paletimiz de genişledi:
Kırmızı vardı, mavi vardı…
Şimdi sarı var, biraz da yeşil…
Hatta fonda hafif mor bile.”
GÜN 72 – “HDP ile Göz Teması”
“Bugün televizyonda HDP’li bir vekil konuşuyordu.
Eskiden olsa kumandayı kırardım.
Ama bu sefer sadece sesi kısabildim.
Demek ki iyileşiyorum.
Ya da saray menşeli yeni diyetimde ‘radikal düşmanlık’ yasaklandı.”
GÜN 103 – “Çözüm Değil, Çözülme Süreci”
“Partideki çocuklar soruyor:
‘Efendim, Öcalan düşman değil miydi?’
Ben de onlara diyorum:
‘Siyasette düşman yoktur, sadece tarihsel molalar vardır.’
Bana bakan gözlerde soru işareti değil, dolar işareti görüyorum artık.
Yolumuza devam.”
GÜN 150 – “Devletlûya Tam Teslimiyet”
“Artık sabah kahvaltımı bile saraya göre yapıyorum.
‘Liderimiz ne diyorsa, biz oradayız’ refleksi kaslarımı ele geçirdi.
Bazı sabahlar aynaya bakıp kendi kendime şöyle diyorum:
‘Ben kimdim, kim oldum?
Bozkurt muyum, bekçi köpeği mi?’
Ama hemen geçiyor.
Çünkü esas mesele: Oy oranı kaç, baraj kaç?”
GÜN 181 – “İttifak Yastığının Altında”
“Bir gece uyandım, ter içindeyim.
Rüyamda Apo’yu yastığımın altında buldum.
Yanında seçim sonuçları vardı.
Bir yanda Kandil, diğer yanda külliye.
Ben neredeydim?
Tam ortada, evcilleşmiş bir milliyetçi gibi…”
GÜN 210 – “Dönüşümde Son Perde”
“Bir zamanlar meydanlarda,
‘Vur de vuralım, öl de ölelim’ diyen ben,
Artık ‘diz de çökelim, saraya da gidelim’ diyen adamım.
Siyaset böyle bir şey:
Kimi sevdiğini değil, kiminle kazandığını seçersin.
Kimi bebek katili dediğinle fotoğraf da verirsin.
Yeter ki seni baraj üstünde tutsun.”
EK: “Bahçeli’nin Politik Dönüşüm Sözlüğü”
• Bölücü başı: → “Stratejik yorumcu”
• Kandil uşağı: → “Kıymetli Kürt kardeşlerimiz”
• Açılım ihaneti: → “Milli gereklilik”
• CHP: → “Asıl bölücü tehdit”
• Bozkurt işareti: → “Artık sadece sosyal medya profilinde”
SONUÇ: “Milliyetçilik, Soğukta Sıcak Saraya Sarılmaktır.”
Bu bir evcilleşme öyküsüdür.
Dağları taşları inletip sonra külliyeye tırmanmanın hikâyesidir.
Kimi zaman bağırarak, kimi zaman mektup okuyarak…
Ama her zaman iktidarın gölgesinde.
Lan sen ne fırıldakmışsın lan Bahçeli
Hey şiştt lanişt sen Şeytan’dan üç gün öncemi geldin bu dünyaya:değişik ….. huuu yumuşak .. .. seni seni …hele seni fırıldak ..pesküvit!




Bir yanıt yazın