Sen, şerefsizliğin ve hainliğin resmini yapabilir misin Abidin?
Yoksa o resmi zaten utanmadan, siparişle çizenler mi aldı eline fırçayı?
Hani şu Dolmabahçe dekorlu, komisyon masalı, kasetli, dosyalı portreyi?
Yalancı tebessüm, koca bir milletin alnına kazınmış ihanet çizgileri…
Boyaları CIA’dan, çerçevesi Pentagon’dan, camı ise Doha’dan buharlanmış!
Sen, Ahmet Arif…
Hani sen diyordun ya, “Dört yanımız puşt zulası…”
Düzelt artık onu da… “Her yanımız puşt zulası” oldu be üstat!
Pusular dolusu adam türedi, kimliksiz, yüzsüz, omurgasız!
Takım elbise giymiş namertler, “vatan, millet” diye yutkunuyor.
Ama göğsünde değil, cebinde taşıyorlar istemeden!
Ya sen, Nazım!
“Vatan haini” damgasını sırtında onurla taşıyan Nazım…
Sen yazabilir misin bu devrin destanını?
Ama destan değil bu, destan boğazlayan bir devrin pisliği bu!
İstiklal Marşı’nın altına BOP komisyon faturası iliştirmişler,
Yüzünü Cumhuriyet’e dönmüş her gence, “hain” diyorlar…
Çünkü “vatan” dedikleri yer, artık vatan değil; ihale dosyası!
Ey Enver Gökçe,
Sen diyordun ya:
“Bir mermiden benden arslanım…”
Şimdi o mermi ve mertlik kalmadı Enver…
Biri ihale alıyor, biri kaset saklıyor, biri dosya hazırlıyor…
Mermiler değil, artık makbuzlar, kasetler, rüşvetler, dosyalar, tehditler konuşuyor bu toprakta!
Pir Sultan, sen darağacında Hak’ka yürüdün,
Ama Hızır Paşalar şimdi TikTok çekiyor,
Altlarında zırhlı araç, dillerinde yemin,
Ama gönülleri satılmış…
Ne dar var şimdi, ne mertlik…
Sadece “diz çöken” var,
Ve onları alkışlayanlar!
Ustam, Mustafa Kemal…
Dedin ya: “İki büyük eserim var; biri CHP, biri Cumhuriyet.”
E şimdi o CHP…
Yağmurda ıslanmasın diye ABD şemsiyesine sığınmış, BOP komisyonunda yer alıyor.
Eş başkanlarının elinde NATO’nun katalog numarası gibi dolaşıyor…
Kimi belediyeci, kimi “ekran yıldızı”, kimi danışıklı dövüşün mankeni!
Cumhuriyet mi?
O da bir yıllık ömrü kalmış eş başkan ve sara hastası,
Rusya’dan civa tedavisiyle zar zor nefes alan “uzun”un elinde, can çekişiyor.
Her toplantıdan önce doping yutmuş, milletten çaldığı paraları sabaha kadar sayarak bitiremeyen, ama paraları öbür tarafa en kısa zamanda nasıl geçiririm diye düşünen bir eş başkan,
Ortalığı BOP adına korkudan kasıp kavuruyor.
Pantolonu düşüyor, ama artık kendisi hayata zar zor tutunuyor, ama hiç de rahat durmuyor!
Onun arkasında donunun arkası açık, fare suratlı bir pesküvit var.
Ve son sırada da, ortada bir başka dönen; ABD’nin yeni gözdelerinden,
Sivil görünümlü, mafya ağzı taşıyan, “Her şey benim için güzel olacak” diyen uzunun bir başka türü bol kepçe yalancı bir “belediyeci” Pinokyo figüranı!
Yaaa bir de o var:
Mesir macunu yeyip, sağa sola sarkan, sarktığı içinde kendisine , her kuşun eti yenmez, rahat dur denilerek, ayağına mermi yiyen, BOP masasındaki taze komisyoncu!
Hani diyordu ya:
“Ben böyle yaparsam şerefsizim…”
E yaptı!
Hem de alnının ortasında “şerefsizim” yazacak kadar net!
Şimdi hâlâ ekran ekran dolanıyor,
Milleti aptal sanıyor!
Ama herkes biliyor, ustam…
Senin yolun bir başladığında, işin yarısı hallolmuş demektir.
Gerisi milletin göstereceği yürek ve bilektir!
Bu millet,
Senin izinden gitmeye bir daha kalkarsa,
Ne TR-306 kalır,
Ne kasetçiler, ne dosyacılar,
Ne eş başkanlar, ne TV de çubukla dolaşan uyduruk siviller ve paşalar,
Ne hırsız dopingli şovcular, ne pesküvit ve fare yüzlüler, ne umut tüccarı olan yeni pinokyolar,
Ne de ihanetin ressamı olanlar!
Çünkü millet bilir:
Mustafa Kemal’in askerleri,
Köle olmaz, dosya taşımaz, komisyon yemez!
Boyun eğmez, diz çökmez; alnı ak olur, ihanet yanından bile geçmez!
Bu millet,
CHP’yi de, Cumhuriyet’i de,
Bir gün yeniden senin bıraktığın yerden kurar.
Ve bu topraklarda tek bir hain kalmaz!
Ya çekilir gider, ya da adaletin önünde diz çöker!
O yüzden diyoruz ki:
Başka yolu yok be ustam, Mustafa Kemal!
Çünkü bu memleket,
Ne saraya sığar,
Ne civalı-dopingli eş başkanın takımına,
Ne pesküvit suratlı değişik-danışıklara,
Ne dosyacılara, ne kasetçilere…
Bu memleket, sadece halkın yüreğine sığar, ustam!
Ve halk bir gün “Yeter!” derse…
Dağlar yürür,
Masalar devrilir,
Ve ihanet, küllerden doğan Cumhuriyet’in tırnağına bile yaklaşamaz !




Bir yanıt yazın