20’ncı yüzyılın tüm savaşlarının ardından yapılan sulh görüşmelerinin günümüzde yaşayan tek örneği “Lozan Barış Sözleşmesi”dir. 20 Kasım 1922’de başlayıp 4 Şubat 1923 ile 23 Nisan 1923 arasındaki ara boşluğu atlayarak 24 Temmuz 1923 tarihinde sona eren Sözleşme’de ülkemizi Baş Murahhas İsmet Paşa temsil etmiştir. Temsilci seçimi; o günlerin meclisinde ciddi tartışmalara yol açmış olsa da Meclis Başkanı Gazi Mustafa Kemal özellikle Mudanya Ateşkesi’nde başarılı sonuçlar alan İsmet Paşa’nın seçilmesini sağlamıştır. Mustafa Kemal’in bu seçimdeki ısrarının önemli sebepleri aşağıdadır.
- Kendisine daima rütbesinden daha yüksek görevler verildi.
- Diğer subaylardan farklı olarak daima, meslek dışı bilgisini ve genel kültürünü geliştirmeye çalıştı.
- Görev çevrelerinde; mücadeleleri ile değil, uysal, fakat, özgür hareket ve karar yetenekleri göze çarpan kişiliğiyle dikkat çekti.
- Hiçbir zaman bir klik adamı olmadı. Kendini hiç kimseye kayıtsız, şartsız bağlamadı.
- Gerektiği zaman, sorumluluk almaktan kaçınmadı. Bu özelliği onun kişisel gururu oldu. Olayların akışı içinde bu gurur onu gösterişsiz, fakat daima bir zırh gibi sardı.
- Girişimi elinde tutabilmek çabasını, bir askeri strateji kaidesi gibi siyasi hayatında da benimsedi. Onun için komuta mevkilerinde bulundu.
Bu özellikleri taşıyan İsmet Paşa’nın Baş Murahhas olarak seçilmesinin ne kadar doğru karar olduğu, Lozan görüşmeleri sırasında görülmüştür. O’nun karşısında, İngiltere’yi temsil eden Lord Curzon adlı inatçı bir kişiliğe sahip bir Dışişleri Bakanı vardı. Lord Curzon ile İsmet Paşa arasında geçtiği bilinen bir özel konuşma aşağıdadır. İsmet Paşa’nın ağzından.
“Orada bir akşam, İngiliz Murahhası Lord Curzon, yanında Amerika murahhası varken bana şöyle dedi: Aylardan beri müzakere ediyoruz. Arzu ettiklerimizin hiçbirini alamıyoruz. Vermiyorsunuz. Anlayış göstermiyorsunuz. Memnun değiliz sizden. Ama, ne reddetseniz cebimize atıyoruz, cebimizde saklıyoruz. Memleketiniz haraptır. Yarın geleceksiniz, bunları tamir etmek için, kalkınmak için yardım isteyeceksiniz. O zaman bu cebime koyduklarımdan her birini tek tek çıkarıp size vereceğim. Ben cevap verdim: Çok emekle bir neticeye varmışızdır. Şartlarımız milletimize göre haklıdır. Bunları behemehal alacağız. Biz bunları alalım. Siz şimdi verin. Sonra gelirsek istediğinizi yapın.”

Günümüzde Lozan Barış Antlaşması bazı kesimlerce küçümsenerek değerlendirilmekte ve Lozan’ın bir hezimet olduğu ileri sürülebilmektedir. Onlara göre Osmanlı İmparatorluğu’nun sonu getirilmiştir. Günlerden 24 Temmuz 1923’e gelinmiş, Lozan Barış Antlaşması imzalanmıştır. Bu Antlaşma’nın değerini o günlerin Türkiye’sini Lozan’da yaşananları göz önüne alarak değerlendirmek, en doğru davranış olmalıdır.


Bir yanıt yazın