İRAN TÜRKLERİ – 77

Okuma Süresi:

3–5 dakika
❤️

2.2.1. Başlangıçtan 1828’e Kadar İran Türk Edebiyatı

Diğer Türk devlet ve topluluklarının edebiyatları gibi İran Türk edebiyatının kadim devirlerine ait de şimdilik yeteri kadar bilgi yoktur. Eski devir edebiyat bilgi ve belgeleri vaktiyle kayıt altına alınıp muhafaza edilmediği için o dönemler ve o dönemlerin edebiyatları hakkında objektif fikirler sergilemek zordur. Ancak sonraki yıllarda kayıt altına alınan sözlü ve yazılı edebiyat ürünlerine bakarak geçmiş dönem İran Türk edebiyatı hakkında yorum yapmak mümkün olmaktadır.

Büyük Türk dünyasının önemli bir bölümünü oluşturan İran Türk toplumunun tarihin muhtelif dönemlerinde oluşturduğu çok zengin bir halk edebiyatı vardır.

Tabiî ki Türk halk edebiyatı Türk edebiyatının esası, ayrılmaz bir hissesidir. Bu sebeple Türk edebiyatının tarihini halk edebiyatı ile başlatmak gerekir. Başka bir ifade ile Türk halk edebiyatı, Türk yazılı edebiyatının esasını teşkil etmektedir.

Diğer yandan İran yazılı Türk edebiyatı, halk edebiyatından uzak bir edebiyat değildir. Yazılı edebiyat ile halk edebiyatı hem dil bakımından hem de nazım türleri bakımından birliktelik arz etmektedir. Bu durumda halk edebiyatının yazılı edebiyatın esasını teşkil ettiği göz önüne alınarak önce İran Türk halk edebiyatını
gözden geçirmenin yerinde olacağı düşünülmektedir.

2.2.1.1. İran Türk Halk Edebiyatı

Türk halk edebiyatı, Türk halkının asırlar boyunca büyük bir ortak emekle oluşturduğu zengin bediî sanat incilerinden oluşan kıymetli bir hazinedir. Türk halkının çeşitli zamanlarda oluşturduğu ve nesilden nesle aktararak günümüze kadar getirdiği destan, masal, hikâye, türkü, ağıt, atasözü, deyim, bilmece, bulmaca, fıkra
gibi edebî ürünlerden oluşmaktadır. Halk edebiyatının bu zengin edebî ürünleri, sözlü geleneğe dayanma, diğer sanat dallarıyla ilişkili olma, terbiyevî ve estetik önem taşıma, çeşitli varyantlara sahip olma, halkın hayatında meydana gelen her bir önemli hadisenin bediî ifadesini yansıtma gibi özellikleri de vardır. Ayrıca ses, söz, müzik, oyun, temsil sanatlarını birlikte taşıma gibi birleşimli (sentetik) bir özellik de taşır.

Bir halkın, bir milletin özgün hasletleri onun dil ürünlerinde saklıdır. Başka bir ifade ile bir halkın millî kimliği onun tabiî edebiyat ürünlerinde bulunur. Bu cümleden olarak Türk halk edebiyatı, Türk halkının her yönüyle millî haslet ve hususiyetlerinin aynasıdır.
Hem nicelik, hem nitelik bakımından çok zengin bir halk edebiyatına sahip olan İran Türk edebiyatının en önemli özelliği başından beri Türk halk edebiyatını esas almasıdır.

İran Türklerinin, doğum öncesi merasimleri, çocuğun dünyaya gelişi, sünnet, kız isteme, nişan, kına yakma, düğün, evlilik; halkın iş, emek, koyun sağımı, koç katımı, bayram, şenlik, ayin, ibadet, matem, merasim, oyun, eğlence gibi bütün hayat safhaları, koşma, geraylı, ağıt, türkü, tekerleme, bilmece, bulmaca, gülmece,
deyim, efsane, esatir, nağıl/masal, holavar, sayacı sözleri, tapmaca/bulmaca, layla/ninni, okşama, nazlama, hikâye ve destan gibi edebî ürünlerde ifadesini bulmuştur.

İran Türk divan şairleri de, başka bir deyişle pek çok klâsik şair de zaman zaman halk şiiri ve âşık şiiri türlerinde eserler vücuda getirmişler, âşıkları yalnız bırakmamışlardır. Onlar da Baküvî’den Hatayî’ye, Vakıf’an, Racî’ye, Aciz’den Şehriyâr’a kadar hemen hemen bütün klâsik edebiyat şairleri halk şiiri örnekleri
sunmuşlardır. Farsça yazan, Hakanî ve Nizamî’den, Türkçe yazan Sebahî, Hoşginabî, Zehtabî’ye kadar bütün ediplerin mesnevî, hikâye ve romanlarında da halk edebiyatı unsurları yer almıştır. Hâlbuki Köplülü’nün(1979: II/144) tespitine göre Osmanlı ve Hakanî (Çağatay) şairleri, halk edebiyatına ve âşık şiirlerine mahsus olan hece veznini ve nazım şekillerini daima küçümsemişler ve klâsik şiiri halk edebiyatı ananelerinden mümkün olduğu kadar uzak tutmuşlardır.

Halk bilimi çalışmaları Kafkasya’da ilk olarak “Tiflis Gori Öğretmenler
Seminariyası’nda yetişen genç öğretmenler tarafından başlatılmıştır. Bir kısım Türk halk edebiyatı ürünleri toplanıp, 19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başlarında Tifliste Rusça olarak yayımlanan SMOMPK (Sbornikpo Opisaniyu Mestnostey i Plemyon
Kavkaza/Kafkasya Yer ve Tayfaları Tetkik Dergisi) adlı dergide yayımlanmıştır.

Daha sonra Gürcistanlı ve Azerbaycanlı Türk aydınları Hanefi Zeynallı, Veli Huluflu, Yusuf Vezir Çemenzeminli, Emin Abid, Hümmet Alizade, Ehliman Ahundov tarafından 1930 yılından itibaren sistemli olarak toplanmaya ve kayıt altına alınmaya çalışılmıştır. İran Türkleri ise bu hususta hem Şah rejiminin baskısı
yüzünden imkân bulamamışlar hem de bu konuda uzman kimseler olmadığından istenilen seviyede çalışma yapamamışlardır. İran Türklerinin halk bilimi ürünleri hâlâ tam anlamıyla derlenip kayıt altına alınamamıştır. Ancak Ali Kemalî, Perviz Yegânîzârî, Ali Tebrizî, Cevat Heyet, Yahya Şeyda, Hüseyin Feyzullahi Vehid, Muhammet Kerimî, Ali Rıza Sarrafî, Mir Hidayet Hesarî, Ali Halhalî, Yusuf
Kahramanzâde, İsa Yegâne, Menuçehr Kiyanî, Esedullah Merdanî, Pervin Behmenî, Farzad Marcanî, Behruz İmanî, Behzad Behzadî, Rıza Hemraz, Menuçehr Azizî, Hüseyin Sai, Muhammed İbadi Karahanlı Alışık gibi araştırmacı yazarlar çok önemli çalışmalar yapmışlardır.

İran Türk halk edebiyatında, köy seyirlik oyunlarının/halk dramalarının önemli bir yeri vardır. Bilhassa Nevruz Bayramı’nda ülke genelinde halk arasında oynanan “Kosa Kosa” oyunu ve çeşitli toy, bayram ve merasimlerde oynanan “Tembel Ġardaş”, “Ekende Yo{ Biçende Yo{, Yéyende Ortaġ Ġardaş”, “¾an ¾an” ve “Kéçel” gibi halk dramaları bu mevzunun önemli örneklerini teşkil eder.

Prof. Dr. Ali. Kafkasyalı ”İRAN TÜRKLERİ” Kitabından alınmıştır.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar