İRAN TÜRKLERİ – 75

Okuma Süresi:

4–5 dakika
❤️

PİŞEVERÎ, Mir Cafer (1965), Seçilmiş Eserler, Azerbaycan Gazetesi yay., Tebriz.
REFAHÎ, Firuz (2004), “Azerbaycan Edebî Dili Güney Azerbaycanda”, Azeri, Tehran.
REFAHÎ, Firuz (2004), “Azerbaycan Edebî Dili Şifahî Edebî Dil”, Azeri,
Tehran.
REHNÜMAYAN Mitra (1384/2006), “Tenvi’ Zeban-i ve Hüviyet-e ve Vehdete Millî”, Dilmac Dergisi, S. 17, s. 44. Tebriz.
RIZAÎ Ahmed (1384/2006), “Ana Dili, Doğal Hak Kimi”, Dilmac Dergisi, S. 17, s. 102. Tebriz.
SARRAFÎ Ali Rıza (1384/2006), “Savak-e ve Kitab-e Hod Âmuz-e Zeban-e Torkî”, Dilmac Dergisi, S. 17, s. 80. Tebriz.
SÜMERİN, Ali İsmail Firuz (1366/1987), “Fars Dilinde Türk Köklü Sözler”, Varlık, 63-2, Tahran.
TEGEVÎ Yakub (1383/2005), “Dilimiz Arınmalıdır”, Dilmac Dergisi, S. 2, s. 48 . Tebriz.
ÜLKER İsmail Mededî (1384/2006), “Ana Dili ve Bediî Yaratıcılık”, Dilmac Dergisi, S. 17, s. 36. Tebriz.
Varlık 63-2, (1366/1987), Tebriz Danişgahında Azerbaycan Türkçesi ve Edebi Dil Üzere Araşdırmalar Seminarı, Tahran.
YAŞAR, M. A (1358/1979), Azerbaycan’da Millî Sitem Haġġında, Varlık dergisi, S. 1, Téhran.
ZAMANÎ Hamid (1384/2006), “Zeban-e Mader-i ve Beynelmilel-i Becây-i Tenha Yek Zeban”, Dilmac Dergisi, S. 17, s. 84. Tebriz.


2.1.3.2. 3. Devrim Sonrası Türk Dili Alanında Yayımlanan Bazı Süreli Yayınlar

İran Türkçesinin gelişmesinde 1979 yılından beridir kesintisiz yayımlanmakta olan Varlık dergisinin çok önemli katkısı vardır. Dr. Cevat Hey’et ve arkadaşları tarafından ayda bir çıkarılan derginin dili Farsça ve Türkçe’dir. 2009 yılı itibariyle 000 sayıya ulaşmıştır. İlk sayısından itibaren İran Türk dili ve edebiyatı ile ilgili hemen her sayıda yazılar yayımlanmaktadır. İran Türkçesinin tarihi, yapısı, yazım şekli, imlâ kuralları, sözlüğü, imlâ kılavuzu konularında pek çok yazı yayımlanmıştır. Önemli ve hacimli konular için özel sayılar çıkarılmıştır. Varlık dergisi, İran Türkleri için bir enstitü görevini yürütmektedir. Binlerce İran Türkü okuma ve yazmayı bu dergi sayesinde öğrenmiş, yüzlerce bilgiyi onun sayfalarından
okumuştur. Varlık dergisi İsmail Gaspıralı’nın “Tercüman”, Hasan Bey Zerdabî’nin “Ekinci” gazetesinin devamcısı gibi görev yapmıştır.
Él Dili ve Edebiyatı adlı dergi yayım hayatına 1380/2002 yılında başlamıştır.

Yedi sayı müstakil yayımlanmış, sekizinci sayıdan itibaren “Azerî” dergisi ile birlikte yayın hayatına devam etmiştir. 2006 yılı itibariyle brleşik derginin Azerî kısmı 13., Él Dili ve Edebiyatı kısmı ise 20. sayısına ulaşmıştır. Él Dili ve Edebiyatı dergisinin yazılarının ekserisini, adından da anlaşıldığı gibi, halk ve âşık edebiyatı
oluşturmaktadır. Azerî dergisi ise pek çok konu ile birlikte İran Türkçesine önemli yer vermektedir.

Yaprak adlı dergi, Kümbeti Kavus’ta yayımlanmaktadır. 1997 yılında yayım hayatına başlayan dergi kesintisiz devam etmektedir. Yaprak dergisi İran Türkmenlerinin medenî, edebî ve sosyal meseleleri ile birlikte halk bilimi ürünlerine ve Türkmen Türkçesine de önemli yer vermektedir. Derginin dili Farsça’dır. Edebî ürünler Türkmen Türkçesi ile yayımlanmaktadır.

Dilmac, 2004 yılında yayın hayatına Tebriz’de başlamıştır. Mühendis Ali Rıza Sarrafi tarafından çıkartılan dergi 2006 yılından beridir Tahran’da yayımlanmaktadır. Dili Farsça-Türkçe’dir. 32. sayıdan sonra yayımı Tahran yönetimi tarafından sebep gösterilmeden durdurulmuştur. Şiraz’da Kaşkay Türkleri
tarafından 2005 yılınıdan beridir çıkarılan “Él Sözü” dergisi ile İsviçre’de Farsça-Türkçe olarak yayımlanan “Tribun” dergisi ve Almanya’nın Dortmund şehrinde Latin harfleri ile Türkçe yayımlanan “21 Azer” dergisi en önemli süreli yayınlardandır. Geniş bilgi için kitabın İran Türklerinde Basın ve Yayın (Gazete ve
Dergiler) bölümüne bakınız.

Sonuç; İran coğrafyası ne Fars ne de Farsî bir ülkedir. Tarih boyunca olduğu gibi günümüzde de Türk soylu insanların çoğunlukta olduğu, ekseriyetin Türkçe konuştuğu, Türk kültürünün canlı bir şekilde yaşadığı kadim bir Türk yurdudur.

Bu coğrafyanın sahibi ve hâkimi olan Türkler, kendilerinden yüzlerce yıl sonra bu bölgeye gelen Farslarla temas kurmalarından itibaren onların dil ve kültürlerine önem vermiş, hatta daha da gelişmesine yardımcı olmuşlardır. Bu coğrafyada büyük devletler kuran ve hâkim unsur olan Türkler ve onların hakanları Fars dilinin hamisi olmuşlardır. İran’da Fars dili adına yapılanların ekserisi Türkler tarafından yapılmıştır. Firdevsî’ye Şahnâmeyi Sultan Mahmut yazdırmıştır. Pek çok Türk şairi, Arapça ve Farsça eserler vücuda getirmiştir. Ne yazık ki Farslar hâkimiyeti ellerine aldıklarında Türk diline, edebiyatına ve kültürel değerlerine en ilkel toplumların yapmayacağı yaklaşımı göstermişlerdir. Tahran yönetimi, emperyalist ülkelerin iki dost ve kardeş milleti birbiri ile didiştirmek için kurdukları tuzağı görmeyerek, ülke insanlarının ekseriyeti tarafından konuşulan Türkçe ile eğitim öğretimi
yasaklamıştır.

İran Türkçesi 20. yüzyılın ilk çeyreğine kadar Şark edebiyatının geleneksel yolundan çıkamamıştır. 20. yüzyılın başlarında meşrutiyet hareketleri ile birlikte bazı edipler bu yeni ideolojiyi ifade eden eserler yazmışlarsa da sınırlı kalmıştır. İran Türk edebiyatında yenilenme ancak Rus hâkimiyetine giren Kuzey Azerbaycan ve Kafkasya’nın Batı medeniyeti ile tanışması ve Osmanlı Türkleri ile sıkı bir işbirliğine girmesi sonucunda olabilmiştir.

Kısa ömürlü olsa da 1918 ve 1945’de kurulan Tebriz merkezli Türk hükümetleri döneminde açılan okullar, kurulan kütüphaneler ve Türkçenin resmî dil yapılması, Türk dili ve edebiyatının gelişmesi adına büyük atılımlar olmuştur.

Farsların, Rusların, İngilizlerin ve pek çok batılı ülkenin işbirliği ile yapılan her türlü engellemelere rağmen Kafkasya, Azerbaycan, İran ve Anadolu Türkleri arasındaki kültürel ilgi devam etmektedir.
İran Türkleri dil ve edebiyatlarındaki bu geri kalmışlığı, hem pek çok şair ve âşığa hem de zengin dil ve kültür hazinesine sahip olmaları sayesinde çok kısa sürede giderme imkân ve kabiliyetine sahiptirler.

İran Türk aydınlarının, halk sanatçıları ve âşıklar ile birlikte olmaları, halkın diline yakın bir dil kullanmaları, yazılı edebiyat ile halk edebiyatı dilinin aynı oluşu İran Türkçesinin önemli bir şansıdır. Diğer yandan İran Türkleri ana dilleri Türkçeye daima sahip çıkmışlar, aşırı zorlama olmadıkça başka bir dili öğrenme ve kullanma gereğini duymamışlardır.

Aydınların ana dillerinden uzak kalmamalarının altında halkın ısrarlı tutkusu ve baskısı vardır. Şehriyâr’a “Haydar Baba” manzumesini İran Türk halkından biri olan annesi yazdırmıştır.

Tahran yönetimi kendilerinden önceki Türk hakanlarını örnek alarak, ülke dâhilindeki halkların dil ve kültürlerine koyduğu yasağı kaldırıp, çağın gereklerine uygun olarak her halkın ana dilinde eğitim öğretim yapmasına imkân vermelidir.

Prof. Dr. Ali. Kafkasyalı ”İRAN TÜRKLERİ” Kitabından alınmıştır.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar