İRAN TÜRKLERİ – 72

Okuma Süresi:

3–5 dakika
❤️

2.1.3.1.4. İran Türk Aydınlarının İran Türkçesi Alanındaki Beklentileri

İran Türk aydınlarının en çok muzdarip oldukları mesele, ana dilleri Türkçenin yasaklı durumda olmasıdır. Devletin kurucuları ve ülkenin binlerce yıl hâkimi oldukları hâlde, hatta ülkede ekseriyeti teşkil ettikleri hâlde azınlık haklarından bile faydalanamamaları, ana dillerinde öğrenim görememeleri, onları en çok üzen durumdur. En doğal ve acil beklentileri bu durumun ortadan kaldırılmasıdır. İran
Anayasasının 19. maddesinde ülkede yaşayan bütün kavimlerin eşit haklara sahip oldukları bildirildiği ve 15. maddesinde “Yerel ve kavmî dillerin basında ve kitle iletişim araçlarında kullanılması ve onların edebiyatlarının Farsçanın yanında okullarda öğretilmesi serbesttir” diye ifadelendirilmiş olmasına rağmen, İran İslâm
Cumhuriyeti Devleti kendi anayasasını ihlal ederek, ülke nüfusunun en az yarısını oluşturan Türk nüfusuna ana dilleri Türkçe ile öğrenim görme imkânı vermemektedir. Dolayısıyla bu durum İran Türkçesinin gerilemesine sebep olmaktadır.

Feride Esgerneya “Ana Dil” adlı makalesinde ana dilleri Türkçenin yasaklı olduğunu vurguladıktan sonra yapılması gerekenleri şöyle sıralamaktadır: “Resmî olarak dil okulumuz yoktur. Bu gerçektir. Ama bu demek değildir ki bizim şehirlerde, bu kadar bilgili üstatların olduğu yerde, her kes nasıl isterse öğle yazıp,
kitap yayımlayabilsin. Hepimiz ana dilimizle ilgilenmeliyiz. Özellikle genç yazarlarımız mutlak dilimizin her şeyden önce bilim yönüne dikkat etmelidir.

Dilimizi geliştirmek için bilim adamlarımızdan elden geldiğince faydalanmak her kalem erbabının görevidir.” (Esgerneya 1983/2005: 15).

Bazı İran milletvekilleri ve aydınlar çeşitli platformlarda Tahran yönetimine müracaat ederek İrandaki halkların etnik hakları ki bunun başında ana dilde öğrenim hakkı gelmektedir, bu haklar verilirse İran Devletinin millî bütünlüğü süreklilik kazanacaktır. Aksi hâlde yakın gelecekte problemlerin büyüyeceği muhakkaktır
(Daverniya1385/2006: 162).

İran Türk yazarlarından Cemal Ayrımlu da Şah Rıza Pehlevî istibdatının devam ettiğine işaret etmektedir: “25. yıl dönümünü arkada bıraktığımız İslâm Devrimi, dilimize ve basınımıza kısmî hürriyet verdiyse de Şahlık rejiminin kültürel ve eğitim siyaseti hâlâ devam etmektedir. Çocuklarımız okullarda kendi ana dillerinde
öğrenim görmekten hâlâ mahrumdurlar.” (Ayrımlu 1983/2005: 45).
İran Türk aydınlarının İran Türkçesi hakkındaki bir diğer önemli beklentisi, “miyar dil” meselesidir. Her milletin, her halkın yaptığı gibi İran dilcilerinin de miyar/ölçüt dilde anlaşmaları gerekir. Yazar Nigâr Heyavî bu hususta görüşlerini şu cümlelerle açıklamaktadır:

“Her dil için ölçüt dil (miyar dil) gerektir. Bildiğiniz gibi
her dilin üç katmanı tanınmaktadır: Edebî katmanı, konuşma katmanı, kütlevî katmanı. Her dilin ölçüt dili bunlara dayanarak tespit edilmelidir. Bu demektir ki dilin hem edebî katmanının sözcükleri ve hem konuşma katmanının sözcükleri ve hem de kütlevî katmanının sözcükleri belli olmalıdır. Elbette burada vurgulanmak istenen bu üç katmanın sınırlarını ayırt etmektir.

Meselemiz yazarın özel zevki değildir.” (Heyavî 1983/2005: 18).

İran Türk yazarlarının, bilhassa genç yazarların, önemli bir meselesi de “yazı meselesi”dir. Alfabe birliğinin olmaması, hâlâ Arap alfabesinde ortak kullanım sağlanamaması, imlâ birliğinin oluşturulamaması çok büyük olumsuzluklar meydana getirmektedir. Bu hususta Davut Kuhî, bir makalesinde şöyle yazmaktadır: “Bugün dilimizin doğal gelişmesi karşısında tartışılması gereken yüzlerce mesele durmaktadır. Bu meselelere çeşitli yönlerden yaklaşmak olabilir. Ancak bu arada dilcilerin de büyük payı olabilir: Yazı meselesi günümüzün esas çetinliklerinden biri sayılabilir. Hâlâ dilimiz Arap ve Latin menşeli iki yazı ile yazılmaktadır. Arap alfabesinin kullanımında hâlâ ortak imlâ kaideleri genelleştirilememiştir…” (Kuhi 1386/2008a: 111).

İran Türk aydınlarının yakındıkları bir husus da İran Türk yazar ve şairlerinin Farsça veya iki dilde yani Farsça ve Türkçe yazmalarıdır. Fazla okunma veya itibar kaybetme endişesini bir yana bırakıp kendi ana dillerinde eserler vermeleri gerekmektedir. Bugün Nizamî’yi, Hakanî’yi eleştirenler yarın da elbette ki Türkçe
yazmayan Türk yazar ve şairleri eleştireceklerdir.

İsmail Mededî Ülker (1384/2006: 36), ana dili ile yazmanın önemini şöyle izah etmektedir: “Estetik zevke hitap ederek, hayatı söz ve yazıyla izah eden “bediî yaratıcılık” ile ana dili arasında, oldukça sıkı bağların var olduğu bilim dünyası tarafından bilinen en iptidaî meselelerdendir. Şöyle ki, her “bediî” eserin ilk özelliği ve birinci şartı olan doğallığı ve başka bir deyişle orijinalliği de ana dilde olan
doğallık ve orijinallikle derinden ilgilidir. Hatırlatmak gerekir ki, siyasî amaçlara değer vermeyen yeni ve modern dilcilik, dili, üçüncü dünyanın birçok ders kitaplarında olduğu gibi “insanlar arasında anlaşma sağlayan bir araç” gibi görmektedirler.”

1990 yılından itibaren İran Türkleri arasında tek dilde yani sadece Türkçe yazan şair ve yazarlar görülmeye başlar. Bunlar sayıca az olsalar da modernite, çağdaşlık ve öncüllük bakımından muazzam bir grup olmayı başarırlar. Genellikle modernist olan bu yazarlar, ilk olarak ana dilleri olan Türkçeyi derin bir mantıkla ve şuurlu bir
biçimde kullanmaya başlarlar. Ali Tebrizli, Genceli Sebahî, Abbas Bariz gibi birkaç büyük yazar ve aydın tarafından temeli atılan bu tek dillilik bayrağını günümüzde İsmail Behramî, Haydar Abbasî (Barışmaz), Muharrem Perizad (Sürgün), Nigâr Heyavî, Süleymanoğlu, Valih Gözeten, Hadi Karaçayî, Yusuf Behnemun (Dalğın), Davud Eherî gibi şair ve yazarlar taşımaktalar. Bunlar modernliği, ana dili ve bediî yaratıcılığı şuurlu bir şekilde bir araya getirmeyi başarmışlar ve İran Türk dili ve edebiyatını, dünya modern edebiyatı ve şiiri seviyesine çıkarmışlardır (Ülker
1384/2006: 38).

Prof. Dr. Ali. Kafkasyalı ”İRAN TÜRKLERİ” Kitabından alınmıştır.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar