KUR’AN,
‘namaz kılın’ demiyor;
‘Salât edin-Salâtı ikâme edin’ diyor!
KUR’AN,
‘namaz kılın’ demiyor;
‘Salât edin-Salâtı ikâme edin’ diyor!
AMA maalesef ki
hemen hemen tüm
KUR’AN Türkçe çevirilerinde;
Namazı kılın, zekâtı verin’
diye çeviriler yapılmış ve
Arapça orjinal kavramın-salâtın gerçek anlamları
hiç kullanılmamış,
saptırılıp,
namaza kilitlenmiş.
KUR’AN’ın Arapça orijinal metninde ‘namaz’ kelime ve kavram olarak YOK.
Namaz Farsça bir kelime ve
KUR’AN ile ilgisi YOK.
Ve KUR’AN Türkçe çevirilerde
Arapça orijinali resûl olan peygamber de
anlamı saptırılarak
SADECE elçiyken,
SADECE TEBLİĞ-KUR’AN’ı
iletmek, yazdırmakla görevliyken ALLAH-TANRI’nın yanına, yerine oturtularak hüküm ortağı yapılmış.
KUR’AN’ın önüne, yerine geçmiş adına ibadet(?!) dedikleri
namaz kılmak eylemi;
adına müslüman(?!) ülkeler denilen coğrafyada TEK ve en bilinen
dinî eylem(+başörtüsü yanında)!
Din satıcılar,
işte tek bu namaz konusunda;
‘KUR’AN’da namaz nasıl kılınır YOK!’
diyorlar ve hayret doğru söylüyorlar,
tek bu söylemleri doğru.
Ama bu söylemin devamında;
büyük YALANları var.
Bu YALAN ile de;
‘Namaz nasıl kılınır KUR’AN’da olmadığı için ek
Peygamber sünnetinde
namazın nasıl kılınacağı var,
peygamberin uygulamalarına bakmak gerekir’ diyerek
TANRI-ALLAH’ın
TEK HÜKÜM kaynağı
KUR’AN’ın yerine ve yanına
peygamber sünneti-hadisi ekliyor, TEVHİD’i, TEK’liği; bozuyor,
ŞİRK’e kapı açıyorlar;
peygamber sünneti-hadisi ile ALLAH-TANRI’ya ortaklık kuruyorlar.
Asırlardır KUR’AN’da
‘namaz kaç vakit?’
sorusuna bile cevap veremeyen
KUR’AN yerine oturttukları
‘namaz’a tapıcılar;
‘namaz nasıl kılınır?’
KUR’AN’da yok;
bu yüzden peygamber sünnetine bakmamız şart diyerek
hem KUR’AN’dan uzaklaştırıyor
hem de o azîz peygamberi, ALLAH-TANRI’ya
kendi uydurdukları hükümlerinin ortağı yaparak;
insanlığın en ağır mücadelesini vermiş o güzel-azîz peygambere iftira, ihanet ediyorlar.
Allah’ın eğittiği ve görevlendirdiği peygamberin, kendine ait bir sünneti-uygulaması ol(a)maz.
KUR’AN-TANRI Sözleri yanına eklenen her kaynak, her söz
peygamber sözü dahi olsa,
Peygamber sünneti,
Peygamber hadisi
ALLAH’a ortaklık-şirktir.
ALLAH-TANRI yanına oturtulan,
kim olursa olsun
peygamber dahi olsa
ALLAH-TANRI ortağıdır, şirktir.
TEVHİD’İ, TEK’LİĞİ bozar;
İKİleştirir, ŞİRK olur!
Sadece ‘ALLAH’ın Sünneti’nin olduğu ve tüm peygamberlerin bu ‘ALLAH’ın Sünneti’ni
uyguladığı bilgisi
KUR’AN’da açık, net verilirken!
(İsra,77)”Senden önce gönderdiğimiz tüm-bütün resullerimiz için uyguladığımız-öngördüğümüz sistem-sünnet budur. Sistemimizde-sünnetimizde-yolumuzda-yasamızda herhangi bir değişiklik göremezsin-bulamazsın.”
(Ahzab,62)”Allah’ın sünneti-yasası-kanununda asla değişme-hiçbir değişiklik bulamazsın!”
Namaz diyerek dayatıp
taptıkları, taptırdıkları kelime-kavram;
KUR’AN Arapça orjinal metinde insanı-insanlığı ayağa kaldıracak muhteşem derin anlamlara sahip SALÂT kavramıdır.
Bu Salât kavramına;
bambaşka muhteşem anlam yüklü
‘kıyam, rukû, secde, tespih’ kavramlarını da ekleyip;
şekilciliğe, eyleme indirgeyip,
sayıya, rekâta bağlı,
ne dediğini anlamadan,
bilmeden bir yatıp kalkma eylemine döndürülmüş namaza çevirmişler.
Hem de günde beş defa,
sayısız rekâtlar ekleyerek.
abdestler(?) aldırarak,
câmilerde ezanlar(?) okutarak!!!
(Maide,6).ayette sözü edilen
abdest namazla ilgili değil.
Zaten KUR’AN’da olmayan
namazla da
ilgisi YOK.
KUR’AN’ın indiği dönemde, peygamberimizin
ezberletip, yazdırdığı
KUR’AN dersine giderken,
toplum içine karışırken, çıkarken
TANRI tarafından uygulanması istenen, öğütlenen
bir medeniyet ilkesi!
‘Üstünü, başını, temizle,
insanlar arasına
temizlenmiş olarak katıl’
TANRI-ALLAH ÖĞÜDÜ! (Mâide,6)
Kur’an’ı, Arapça anlamadan
okuma-okutma zorunluluğu,
5 vakit namaz(?),
günde 5 defa
inanmayanlara ve
farklı inançlılara dinletilen ezan,
inanmayanların, farklı inançlıların, YETİM-KİMSESİZLERİN HAK’kı olan,
milletin vergileriyle yaptırılan
lükste sınırsız devasa câmiler,
namaz kıldıran imamlar ve hutbeleri, vaazları;
DİN’in Tek Kaynağı
KUR’AN’da olmayanlar!!!
İnsanlığı cehalet, yoksunluk, bilgisizlik, yoksulluk, kölelikten kurtaracak
KUR’ANın SALÂT’ını;
namaza hapsedip, kilitleyerek
‘Her şeyi KUR’AN’da bulamayız,
namaz nasıl kılınır KUR’AN’da yok.
Bu yüzden peygamberimizin uygulamalarına bakmak zorundayız’ diyerek,
yaratılmış kulların
cahil cesaretiyle
din hükmü oluşturabildiği
çooook tehlikeli alanlar açılmakta!
Din satıcıları, kara-kapkara yobazlar
içeriği bomboş konuşmalarında,
‘namaz kılmak cennet garantili
tek geçerli ibadet’
diye kolayca din pazarlayabilmekte!
Bireysel ‘namaz kılma’ ile yetinmeyip
‘cemaat-cuma namazı’ zorunluluğu ile inananlar(!) câmilerde
hutbelerle, vaazlarla
manipüle edilmekte!
Üstelik KUR’AN ayeti kullanılarak!
‘Cemaat-cuma namazı’na dayanak gösterilen (Cuma,9).ayetinde, alışverişi bırakıp koşulması istenen
ALLAH’ın Zikri; KUR’AN…!
Vahyin inmeye devam ettiği Peygamberimiz döneminde Peygamberimizin aldığı Vahiyleri toplanan kalabalığa anlatma-ezberletme-yazdırma uygulaması; KUR’AN DERSİ!
Namaz konusunda ‘peygamberimizin örnekliği’ denilerek,
KUR’AN dışı kaynaklara bakarak,
bu namaz uygulamalarını
KUR’AN’a onaylatmaya,
KUR’AN’a uydurmaya çalışmak;
‘DİN’ konusunda her şeyi ama
her şeyi KURAN’da
bulmamız gerekliliği-şartı
AYETLER ile çelişir, çatışır. AYETLERE çarpar!
(En’am,114)”Allah size Kitabı-Kur’an’ı en ayrıntılı-içinde her şey ayrıntılı bir şekilde açıklanmış-uzunca anlatarak göndermişken, Allah’tan başkasının sözlerine mi uyayım?”
(En’am,38)”Biz, Kitapta-Kur’an’da hiçbir şeyi eksik-noksan-yetersiz bırakmadık.”
(İsra,89)”Yemin olsun! Biz bu Kur’an’da, insanların anlamaları için her türlü örneği verdik.”
(Kehf,26)”Allah hükmüne hiç kimseyi ortak etmez.”
(Zümer,3)”Arı-duru din sadece Allah’ındır.”
(Yusuf,40)”Dinde hükümleri sadece Allah koyar.”
(En’am,164)”Allah, her şeyin Rabbi-Eğiteni iken, ben Allah’tan başka bir Rab-Eğiten-kural koyucu mu arayayım?”
Farsçadan alınmış namaz;
KUR’AN içinden seçilmiş
Kıyam, Rukû, Secde, Tespih kavramları ile bu kavramlar
SÂLAT gibi muhteşem anlamlara sahipken,
namaz için bambaşka
anlamlara, şekillere sokulup,
somuta, sembole indirilip
şekilsel bir eylem halinde
uygulanan bir rituel olan
namaza hapsedilip kilitlenmiş.
VE ne yazık ki
KUR’AN’da olmayan ‘namaz’
altıbin küsur ayetlik,
YAŞAM REHBERİ ve
İNANÇ KILAVUZU olan KUR’AN’ın her tarafını sımsıkı kapatmış, kilitlemiş önüne, yerine geçmiş, anlam(a)sız bir yat-kalk eylemi halinde insanlara dayatılmış!
Aslında, Yaratıcımızla yalnız-başbaşa olmamız gereken
en derin buluşma, huşu içinde olma halimiz olan aslı DUA olan namaz;
bir imamın
ne okuyacağımıza,
ne zaman yatıp-kalkacağımıza komutlar eşliğinde yönettiği, cemaatle namaz uygulaması da KUR’AN’da yer almamaktadır.
Cemaat namazına dayanak gösterilen
(Cuma,9).ayetinde
ALLAH’ın Zikrine
koşulması istenen KUR’AN’dır;
Vahyin inmeye devam ettiği Peygamberimiz döneminde Peygamberimizin aldığı Vahiyleri toplanan kalabalığa anlatma, ezberletme, yazdırma uygulaması, KUR’AN DERSİ’dir.
KUR’AN’a aykırılığı yetmiyor,
namaz kılmak? için;
ülke kamu kaynakları heba edilerek yapılan kaba, şatafatlı, devasa taş binalara,
kutsal? kılıfı ile;
çağrı? tacizi ile,
cuma namazı? şart!
cemaat namazları sevap?
yalanıyla insanlar toplanıyor.
İçinde siyaset,
üstünden siyaset ürettikleri câmilere Allah’ın evi diyorlar!?
Sonra da,
‘sünnilik’ mezhebine göre yaşadıkları kendi dinlerine ait ritüellerden olan
günde beş defa ezan ve
namaz için yaptırılan
bu câmilere Allah’ın evi diyerek,
kendilerince kutsallık veriyor,
bu taştan binaları, ezanları, imamları, namazları
eleştiril(e)mez, dokunul(a)maz,
tek söz edil(e)mez
hale getiriyorlar!?
KUR’AN tek kutsal ALLAH diyor!
(Cuma sûresi,1.ayet)
“Kuddûs-Allah’tan başka kutsanacak varlık yoktur.”
(Haşr,23)”O, öyle bir Allah’tır ki, O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. Kuddûs-kutsaldır-kutsallığın kaynağıdır-bütün kutsallıklar Allah’ındır.”
Yüceler Yücesi TANRI-ALLAH, yeminle KUR’AN’da
‘hiç eksik bırakmadığını’ ve ısrarla ‘her şeyi ayrıntılı, örneklerle açıkladığını’ Söylerken;
KUR’AN’ın yerine oturmuş
‘illa ki namaz’ diyenler,
‘namaz için de
peygamberin sünnetine, uygulamalarına bakılması
şart’ diyenler;
(Kehf,54)”Ant olsun-şüphesiz Biz, bu Kur’an’da insanlar için her örnekten geniş geniş-her şeyi ayrı ayrı örnek vererek açıkladık-her türlü örneği farklı farklı açıklamalarla verdik.
Ne var ki insan tartışmaya çok düşkündür-bilir bilmez her şeye karşı çıkmayı çok sevmektedir.”
Yüce Yaratıcı Güç,
(En’am,38)’de”KUR’AN’da hiçbir eksik bırakmadığını” ve
(İsra,89)’da “KUR’AN’da her şeyi örneklerle, ayrıntılarıyla açıkladığını” söylerken;
KUR’AN’ın eksikliğini mi
iddia ediyorsunuz?!
KUR’AN’ın eksiksiz ve örnekli olduğunu Söyleyen
TANRI’ya karşı mı çıkıyorsunuz?!
ALLAH-TANRI’nın,
KUR’AN’ın tebliği ve
yazıya geçirilmesi ile görevlendirdiği,
görev bitince öldürdüğü,
yaşarken, sağken;
yaşadığı toplum içinde de
ilk örnek olma özelliklerine sahip,
KUR’AN’ı uygulayıcısı kıldığı
itaat edilmesini önerdiği
yaratılmış, görevli bir kuldur,
Muhammed Peygamber!
Peygamberin yalnız başladığı bu insanlık adına verilen çok zorlu
KUR’AN mücadelesinde;
zalim yöneticilere, zorba müşriklere karşı ‘peygambere itaat’
TANRI tarafından istenen ve
KUR’AN ile ve
içinde yaşadığı tarihi süreçle
ilgili ve sınırlıdır!
Peygamberi yalnız bırakmayın çağrısı
tarihsel bir öğüttür.
Peygamberimize itaat edilmesini söyleyen Allah;
itaat edilmesini söylediği her şeyi, peygamberimize,
SAĞLIĞINDA uygulattırarak ve yine peygamberimiz YAŞARKEN
KUR’AN’da yazıya geçirttirerek,
Ayet numaraları ile kayıt altına ve KUR’AN’ı da (Hicr,9) ile
koruması altına alarak
kulların DİN hükmü koyma
kapısını kapatmıştır.
Üstelik,
KUR’AN içinde ayetlerde bildirilen Muhammed ‘peygambere itaat’;
TANRI’nın Kendi Sözleri ile
KUR’AN ile sınırlıdır ve
ayetler ile sabittir!
Bırakın Muhammed peygamberin KUR’AN dışı bir uygulaması-sünneti olmasını; kendi sözlerini ortaya sürme, söyleme hakkı bile yok;
TANRI’nın çok sert uyarısı var!
İşte Ayeti:
(Hakka,44,45,46,47)
“Eğer Peygamber Allah’a atfen bazı sözler uydurmuş-kendi sözlerini, Allah’ın Kur’an’ıyla eş tutmuş olsaydı, elbette onu kudretimizle kıskıvrak yakalar-gücünü alırdık.
Sonra kesinlikle can damarını koparırdık-ondan Vahyi keserdik.
Ve sizden hiçbir kimse de buna engel olamazdı-onu koruyamazdı….”
(Tegabün,12)”Allah’a ve resulüne itaat edin! Eğer yüz çevirirseniz, (biliniz ki) elçimize düşen görev SADECE-ANCAK apaçık bir
TEBLİĞdir.”
(Bakara,285)”Resul-elçi, Allah-Rabbi tarafından kendisine indirilen Kur’an’a inanıp güvendi.”
(A’raf,158)”Nitekim elçi de,
Allah’a ve sözlerine inanmaktadır.”
(Ankebut,51)”Kur’an onlara yetmedi mi?”
(Câsiye,6-Mürselat,50-A’raf,185) “Ortak koşucular, artık Kur’an’dan başka hangi hadise inanıyorlar?”
Bu kadar açık ayetlere rağmen!
‘KUR’AN yetmez;
peygamberin hadislerine, sünnetine de bakmamız gerekir’
diyenlere soralım!
‘Peygambere itaat’ diyerek
açtıkları kul kapısından;
azîz peygamber
adına uydurulan hadisleri,
DİN’de EK hüküm kaynağı
olarak kabul eden
okur-yazar aydın(?!) ilahiyatçılar, akademisyenlere de soralım!
Okuryazarlığı şüpheli
cinci, büyücü, hoca geçinenlerin, zavallı, eğitimsiz, cahil insanları kandırmasının,
kötü niyetli kişilerin
tarikat, cemaat lideri sıfatıyla, kendilerine kul, köle insanlar oluşturmak için
‘peygamber böyle buyuruyor’ diyerek kendi sapkın düşüncelerini din diye anlatmasının önüne
nasıl geçeceksiniz,
sınırınız ne,
KUR’AN gibi Ayetleri numaralanmış kayıtlı kaynağınız var mı?!
(İsra,46)”Rabbini yalnız Kur’an’da andığın zaman-Kur’an’da yalnız O’nu andığın zaman-Rabbinin hiçbir ortağı olmadığını, Kur’an’dan anlattıkça, ortak koşucular canları sıkılmış bir vaziyette-nefretle geriye dönüp kaçarlar.”
ALLAH-TANRI’ya,
yarattığı kulu ve
seçtiği ve görevlendirdiği peygamberini, elçisini;
ortak etmek, yanına oturtmak,
KUR’AN’a ek kaynaklarla
şirk kapısı açmak,
TEK KUTSAL ALLAH-TANRI’ya
en büyük ZULÜM, en büyük İFTİRA!
(A’raf,37)”(Uydurduğu hükümleri Allah’a nispet ederek) Allah adına yalan uyduran-kendi uydurduğunu Allah’a isnat ederek iftira eden ve ayetlerimiz karşısında yalana sarılandan daha zalim kim vardır?”
(Hud,18)”Yalan düzerek Allah’a iftira edenden-kendi uydurduğu yalanları Allah’a isnat edenden daha zalim kim vardır?”
Ama maalesef ki, Hıristiyanların İsa Peygambere Allah’ın oğlu izafesi ile sınırı-haddi çok aşmaları gibi,
miraç? uydurmasında,
Muhammed Peygamberi de,
göklere uçuracak
(fizik kanunlarına aykırı)
Allah ile pazarlık yaptıraracak kadar
(sanki ALLAH-TANRI yarattığı kulunu bilmez gibi) ,
saygısızlığın son sınırı,
haddi insafsızca aşan
söylemlerle, uygulamalarla
ALLAH-TANRI’dan
daha üst konuma çıkarıyorlar?!!
(Ahkaf,9)”De ki, ‘Ben, elçilerin ilki değilim, benden önce de birçok elçiler geldi. Ben, sadece bana vahyedilen Kur’an’a uyuyorum.’ ”
ALLAH tarafından
Peygamber yapılarak insanlığın
en üst mertebesine çıkarılan
aziz Peygamberi;
şirk dininin baş satıcısı Diyanet, Peygamber sünneti?,
Peygamber hadisi? iftiralarıyla
acımasızca, hiç zerre korkmadan,
her türlü din satışında kullanıyor.
Sadece ALLAH’a ait İslam’ı,
‘Ayetlerle İslam’ı;
peygambere izafe ederek,
‘hadislerle İslam!’ adıyla
ciltler dolusu yayın çıkarıyor!
KUR’AN’da TANRI,
çok sık aralıklarla
‘Salâtı ikâme edin, zekâtı yapın’ derken, salât ve zekâtı
birlikte verirken;
KUR’AN’da yer alan kavramları yalanlarıyla saptıranlar;
zekât’ın ; zenginin malının kırkta birini, üzerinden bir yıl geçtikten ve borçlar düşüldükten sonra verilmesi olduğunu söylüyorlar. Ne acı!
Aç-açıkta-ihtiyacı olan bir yıl bekleyecek, sonra zenginin gönlü olacak, en sonunda da lütfedip paylaşacak; hem de kırkta bir??!
KUR’AN’da;
KUR’AN ayetlerinde yer alan
Arapça ZEKÂT’ın,
kök anlam Türkçe karşılığı,
‘ARINMIŞLIĞA ulaşmak’ – ‘arınma’!
KUR’AN ile ortak koşucu düşüncelerden, şirkten ARINMA!
Yani, geleneksel hale gelmiş,
dayatılmış, genel anlamda bilinen;
yılda bir kere maldan, altından, kârdan, 1/40 oranında verilen değil!
Geleneksel bakış açısı ile KUR’AN çevirisi yapanların,
‘Namazı kılın, zekâtı verin’ diye Arapçadan Türkçeye çevirdikleri ayetlerde; ‘Vahye bağlı kalın-Kur’an’ı anlayarak okuyun ve ortak koşucu düşüncelerden Kur’an ilkeleri sayesinde arının!’ anlamı
‘bilgi deposu KUR’AN’ın ilkeleri yoluyla ortak koşucu tüm düşünce, eylemlerden, kula, maddeye kulluktan, kölelikten kurtulun, özgürleşin’
KUR’AN’ın öğütlerine, gerçeğine
çok daha uygun değil midir?
Anlamını bilmeden kıldığımız namaz mı insanı yanlıştan uzaklaştırır yoksa KUR’AN’ı anlayarak okumak ve
Yaratıcımızın uyaran, öğüt veren Sözleri olan Ayetler mi
insanı kötülükten, kötü olandan, yanlış yapmaktan, yanlıştan alıkoyar!?
(Ankebut,45)”Vahye bağlı kalmak-o Vahiy, insanı kötülük yapmaktan-hayâsızlıktan alıkoyar ve Allah ile bağlantıyı ve O’nu hiç hatırdan çıkarmamayı sağlamış olur. Gerçekten Allah’ın Vahyi-Allah’ın Zikri-Kur’an en büyüktür.”
İnsanlığı ayağa kaldıracak sayısız muhteşem anlamlara sahip SALÂT;
TANRI-ALLAH ile en derin buluşma hali olan DUA anlamını da içeriyor.
KUR’AN’da hiçbir eksik bırakmadığını söyleyen
TANRI-ALLAH,
DUA için;
TANRI-ALLAH ile
en derin buluşma hali olan
‘DUA’ için;
Yüceler Yücesi Yaratıcı
‘DUA’nın
asgari şartlarını ve zamanını’
AYETLERİ ile bildirmiş!
KUR’AN, DUA’nın nasıl olması gerektiği ve zamanı konusunda neler söylemiş bir de ona bakalım!
(A’raf,55-56)”Rabbinize ‘tederruân’-içtenlikle-boynu bükük halde ve ‘hufyeten’-gizlice-gösterişsiz-gizlilik içinde dua edin. Allah, haddi-sınırı aşanları-aşırı derecede gösterişli dua edenleri sevmez. Allah’a ürpererek ve umutla dua edin. Allah’ın rahmeti güzel davrananlara yakındır.”
(A’raf,205)”Rabbini, içinden-gönülden yalvararak-alçakgönüllülükle-tevazu göstererek-öz benliğinin içinde-yalvarıp ürpererek ve korkarak-sessizce sabah-akşam an;
sakın duyarsızlardan-umursamaz kimselerden-gafillerden olma.”




Bir yanıt yazın