Turizmin başkenti Bodrum her yıl lahmacun ve pahalılıkla gündeme geliyor. Aslında Bodrumlu esnaf da bundan dertli.
Turizmde işler iyi gitmiyor. Yandaş ya da muhalif tüm basın organlarında artık bu konu açıkça konuşuluyor. Genel tespit, Türkiye’nin turizmde pahalı kaldığı yönünde. Karşılaştırmalar başlıca rakiplerimiz Yunanistan, İspanya, Mısır gibi Akdeniz ülkelerinin ötesinde, Avrupa’nın ve ABD’nin metropolleri ile de yapılıyor.
Karşılaştırma genellikle restoranlarda ödenen rakamları esas alıyor. Sosyal medya üzerinden yapılan bireysel paylaşımlarda üzerinde bol sıfırlı fişleri görüyoruz.
En son TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya’nın iki gün önce bir tanıtım toplantısındaki demeci yeni bir tartışma başlattı ve bu neredeyse her renkten gazetede kullanıldı. Firuz Bağlıkaya, gerek yerli gerekse yabancı turistten en büyük şikâyeti dışarıdaki yeme-içme ücretlerinden aldıklarını, Türkiye’de bir akşam yemeğine ödenen ücretin yarı fiyatına Yunan Adaları’nda, İtalya’da ya da Fransa’da yemek yenebildiğini, bu fiyatları kıyasladığında Türkiye pahalı algısı oluştuğunu, yerli turistin de kapıda vize kolaylığı nedeniyle Yunan Adaları’nı tercih etmeye başladığını açıklamıştı bir soru üzerine. Konuşmanın ne kadarı hangi bağlamda paylaşılmış belli olmamakla birlikte, bu konu aslında bugüne kadar çok sayıda köşe yazarı tarafından da örneklerle dile gelmiş ve neredeyse genel kabul görmüş durumda.
Bağlıkaya’nın açıklaması, iktidar yanlısı ajans ve gazetelerde, “Restoranlar turizmcileri de çileden çıkardı” diye kullanıldı. Bugünkü Sabah gazetesi bu başlığa neredeyse yarım sayfasını ayırdı. Haber evlere şenlikti.
Haber şöyle akıyordu: “Restoran fiyatları yerliden sonra yabancıyı da isyan ettirdi. Fahiş fiyatın turist kaçırdığını vurgulayan turizmciler, konuyu Turizm Bakanı’na şikâyet etti. Fiyatlar restoran sahipleri arasında da çatışma başlattı. Son dönemde dudak uçuklatan restoran fiyatları yabancı turistleri de isyan ettirdi. Öyle ki sahil bölgelerindeki restoran ve clublarda milyonları bulan hesaplar ve 100 binleri aşan kuver-servis ücretleri sadece yerli değil yabancı turistlerin de gündeminde yerini aldı. Restoranlarda çıkan afaki hesapları sosyal medyalarına da taşıyan yabancı turistler, Türkiye’nin pahalı Yunan Adaları gibi bölgelerin daha ucuz olduğunu gündeme getirmeye başladı. Yerli turistin de rotası kapıda vize kolaylığıyla birlikte Yunan Adaları’na kaydı. Rezervasyon iptallerine gerekçe olarak da dışarıdaki yeme-içme fiyatları öne sürülünce artık turizmciler de isyan bayrağını çekti. Sadece turizmciler değil restoran işletmecileri arasında da fikir ayrılıkları oluşmaya başladı.”
Haberi yazar haberci ve bunu allayıp pullayıp sayfaya taşıyan sayfa editörü, turizmde işlerin kötüye gitmesinin nedenini bulmuştu belli. Konu, turizmin birinci derecede yetkilisi olan sayın bakana şikayete kadar varmıştı anlaşılan. Bakanımız turizmde her konuda birinci derecede yetkili ama olan bitenden o kadar sorumsuz olduğu için, bu sorunun ortaya çıkmasından da sorumsuzdu ve olsa olsa kendisine iletilen şikayetin gereğini yerine getirmekle yükümlüydü. Şikayete konu olan restoranlar takibe alınmalı, gereken ceza kesilmeli ve hatta uslanmıyorlarsa kapatılmalıydı.
Restoranların fahiş fiyatları, yürütülen ekonomi politikalarından, dünyanın en yüksek enflasyonuna sahip ülke olmamızdan bağımsız, tamamıyla bireysel tercihlerden kaynaklanıyordu bu bakışa göre. Hatta haberci ya da editör o kadar gaza gelmişti ki, bunu “gaza gelip fiyat artırıyorlar” diye açıklıyordu:
“Kıyaslama yapıp fiyat artırıyorlar. Afaki fiyatlarla ilgili restoran sahipleri arasında da fikir ayrılıkları oluşmaya başladı. İsmini vermek istemeyen lüks bir restoran işletmecisi, şunları anlattı: ‘Afaki fiyatlar karşısında biz de şaşkınlık yaşıyoruz. Mesela Michelin yıldızı alan restoran biranda fiyatları artırıyor. Buradaki fiyat artışını gören başka bir restoran da Orada makarna 3 bin lira olduysa ben de 1.500 liraya çıkarırım.”
Fiyat artışlarının müsebbibinin bir dönem üç harfli süpermarketler olduğunun en üst makamca iddia edildiği ve aylarca konuşulduğu ülkemizde, şimdi turizmdeki kötü gidişin faturasının turistik yörelerdeki restoranlara çıkarılması çok garip karşılanmasa gerek.
Restoranlar kapatılsa, ben turizmi ne güzel yönetirim denecek günler de yakın olmalı.






Bir yanıt yazın