Nuh şöyle dua etti:
“Rabbim! Yeryüzünde kâfirlerden bir tek kişiyi bile sağ bırakma! Sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar, sadece günahkâr ve kâfir çocuklar doğururlar.” (Nuh 26-27)
Bu sahnenin gerçekten yaşandığını varsayalım.
Nuh, adeta Tanrı’ya talimat veriyor:
“Ey Allahım! Bu dünyada bana inanmayan bir tek kişiyi bile sağ bırakma!
Çoluk çocuk, genç yaşlı, kadın erkek, hasta sakat demeden, yediden yetmişe hepsini yok et!
Çünkü sen onları sağ bırakırsan, onların çocukları da büyüyecek, tıpkı kendileri gibi kâfir olacaklar!”
Bakın, bu söz sadece bir beddua değil, açık açık bir soykırım çağrısı.
Üstelik bunu söyleyen bir “peygamber”.
Ve daha da dehşet verici olan şu:
Tanrı’nın bu duayı kabul ettiği ve Nuh’a tabi olan bir avuç insan dışında tüm insanlığı yok ettiği iddiası.
Hikayeye göre sadece muhalif insanlar değil, onların eşleri, çocukları, hatta hayvanları bile soykırımdan nasibini alıyor…
Akıl alır gibi değil.
Üstelik bu insanlar Nuh’a saldırmamış, onu hapse atmamış, tehdit bile etmemişler.
Tam tersine, bırakın zarar vermeyi, Nuh’un fikirlerini söylemesine bile engel olmamışlar.
Tek yaptıkları şey, onun iddialarını gülünç bulup alaya almak.
Yani düşünsel bir eleştiri.
Ve bu eleştiriye verilen karşılık ne?
Tüm insanlığın yok edilmesi.
Biliyorsunuz, Nuh hikayesinin asıl kaynağı Tevrat.
İsrail’in fanatik liderlerinin soykırımı kutsal bir görev gibi görmesinin arkasında kimin rol model olduğunu ve Gazze’de işlenen insanlık suçunun hangi “ilahi referansa” dayandığını şimdi daha net görebiliyor musunuz?




Bir yanıt yazın