Bunu biliyor muydunuz?

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

Köy Enstitüleri “Bunu biliyor muydunuz? İlk kağıt fabrikamız hikayesi…

Kağıt; tarihte düşüncelerin, imgelerin ölümsüzleştirilmesine vesile olmuş yegane araç. Gönderilen mektuplar, yetenekli parmaklardan çıkan resimler, şimdilerde elimize aldığımız her fiş, kenara köşeye karaladığımız her not, eskiden çocukların heyecanla kapladığı defterler ve elimizden düşmemesini ümit ettiğimiz kitaplarımız…
“.Seka” adeta bir okuldu….
Bazı hayaller bir masanın üstünde başlar, bazılarıysa döne döne makineden çıkan bir kâğıtla…
Türkiye’nin ilk yerli kâğıdı da işte tam böyle bir hayalle başladı.
Yıl 1936. Cumhuriyet henüz genç, ama kararlı.
Ayakta durmak için üretmek şarttı. Ve eğitimden basına, defterden resmi evraka kadar her şeyin temeli olan bir şeye ihtiyaç vardı: Kâğıda.
Ama o zamanlar kâğıt bile dışardan geliyordu.
İşte o eksikliği bir mühendis fark etti: Mehmet Ali Kağıtçı.
Yurt dışında eğitim aldı, döndü ve İzmit’te bir fabrika kurma hayaliyle yola çıktı.
O sadece bir mühendis değil, bir fikir adamıydı. “Kâğıdı ithal eden değil, üreten ülke olmalıyız,” dedi.
Ve dediğini yaptı.
18 Nisan 1936 sabahı, İzmit’teki SEKA Kâğıt Fabrikası’nda o büyük an yaşandı.
İlk Türk kâğıdı makinelerden çıkarken, aslında sadece bir ürün değil, bir dönem doğuyordu.
Bu, Cumhuriyetin “biz yaparız” cümlesinin gerçeğe dönüştüğü anlardan biriydi.
O günden sonra kitaplar, gazeteler, okul defterleri… Hepsi bu topraklardan çıkan kâğıtla buluştu.
SEKA yalnızca İzmit’le kalmadı. Yıllar içinde Adana, Dalaman, Afyon gibi birçok şehirde şubeleri açıldı.
Türkiye’nin neredeyse tüm kâğıt ihtiyacı onlarca yıl bu fabrikalardan karşılandı.
Kısacası, ülkenin belleği bu beyaz sayfalara yazıldı.
Ama her şey gibi SEKA da zamanla değişti.
2005’te üretime son verildi. Makineler sustu, bacalar tütmez oldu.
Ama anılar yerinde kaldı.
Bugün o tarihi alan, SEKA Kâğıt Müzesi olarak yaşıyor.
Fabrikanın o dev makineleri hâlâ orada.
Ama artık üretmiyorlar; anlatıyorlar.
Her bir dişli, “Biz buradaydık” der gibi duruyor.
Beyaz bir sayfaya başlayan o yolculuğu, gelen herkese fısıldıyor.
Bir hayaldi… Gerçeğe dönüştü…
Ve bugün hâlâ ilham veriyor…….
(Mehmet Ali Kağıtçı,”Türk kimyager ve Kağıt Mühendisi” 1899 yılında Osmanlı’nın “hasta adam” zamanlarında Heybeliada’da dünyaya geldiİlkokulu Heybeliada’da tamamlayan Kağıtçı, orta okul için İstanbul’a gitti ve İstanbul Erkek Lisesi’nde eğitim aldı.
1922 yılında İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nden mezun oldu ve kimyagerlik diploması aldı. Bir süre okulunda asistanlık yapsa da asıl hedefi kağıtçılığı öğrenmekti
Kimyagerlik diplomasının yanı sıra Mineroloji ve Matematik Jeneral sertifikaları da aldı.
Bu gayeyle 1925 yılında Almanya’ya gitti. Burada ve 1 yıl sonra Fransa’ya giderek Fransa’da selüloz ve kâğıt fabrikalarında çalıştı. Ardından Grenoble Üniversitesi Kağıtçılık Enstitüsüne kaydoldu1 yıl sonra okulunu birincilikle bitirdi ve “kağıt mühendisi” ünvanını aldı. Aklında sadece Türk kağıt sanayiini kurabilme ideali vardı..)
Ben yolda gezinen bi’ kâğıt parçası
O araba senin, bu araba benim
Üstümde ne yazdığını bilmeden
O harf senin, bu harf benim
Ben belki de bir ağacın dalı
O mevsim senin, bu mevsim benim
Senin savurduğunu bilmeden
O kalp senin, bu kalp benim
Senin yazdıklarınla sürüklenirken
Aklım başımda değil benim
Ben sadece bir kâğıt parçası
O el senin
Sen hep benim.”

Writer(s): Gokhan Turkmen, Harun Atil Aksoy



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar