2002 yılında da İsrail Başbakanı olan Benjamin Netanyahu Londra Times gazetesine verdiği demeçte, İsrail`in ABD tarafından yönetildiği iddiasına karşı aksini savunarak, “ABD`nin daha çok Israil tarafından etkilendiğini” söylemesi, tartışmalara neden olmuştu. Gerçekten de ABD`de yaşayan 6 milyon kadar ekonomik ve bilimsel alanda çok güçlü olan Musevi lobisinin, ABD politikasının belirlenmesinde çok etkin olduğu bilinen bir gerçektir.
Hiç kuşkusuz, özellikle 1945`lerden bu yana Dünya’nın öncü emperyalist gücü olarak ABD, ekonomik, askeri ve siyasi çıkarlarını savunmak amacıyla, milyonlarca insanın katledildiği 50’den fazla ülkede askeri darbeler yapmış ve yaptırmıştır. 1953 yılında İran’da Başbakan Musaddik´in düşürülmesi, 1965 de Endonezya`da Cumhurbaşkanı Suharto’nun, 1973 yılında Chile`de Cumhurbaşkanı Allende`nin ve 1980 yılında Başbakan Demirel’in askeri darbelerle düşürülmeleri, bunlardan yalnızca dördü dür.
Benjamin Netanyahu 29 Aralık 2022 tarihinden buyana yeniden İsrail başbakanıdır. Kendisinin aşırı milliyetçi politika izlemesi bir yana, hükümetini sürdürebilmek için en azılı dinci ve ırkçı partilerle koalisyon yapıyor.
Netanyahu`ya destek veren siyasi partilerin yıllardır Filistin halkına karşı izlediği politikaları, Dünya kamuoyu yakından izliyor. En az 50.000 kişinin İsrail saldırıları sonucu öldürüldüğü, enkaz altında henüz çıkarılmayan binlerce kişinin bulunduğu, ayrıca binlerce kişinin de açlıktan öldüğü tahmin ediliyor.
Savaşlardan bıkan İsrail halkının büyük bir kesimi, Filistinlilerle barış içeresinde yaşamaktan yana bir politika izliyorlar. Bu nedenle de Filistin`e karşı savaş başlanıncaya değin, Netanyahu`nun istifasını isteyen on binlerce, bazanda yüzbinlerce kişinin katıldığı protesto gösterileri yapıldı.
9 Ekim 2023 tarihinde İsrail’in güneyinde yer alan Süpernova Festivali ismiyle, müzikseverlerin haftalardır heyecanla beklediği bir etkinlik düzenlendi. Bu Festival, Yahudilerin Sukot Bayramı’na denk gelecek şekilde organize edilmişti.
Terör örgütü Hamas 50 kadar militanıyla festival alanına baskın yaparak, açtıkları silahlı saldırı sonucu 260`tan fazla kişiyi öldürdüler. 250’den fazla çoğu kadın ve çocuklardan kişiyi de Rehin olarak kaçırdılar.
Hamas terör örgütünün bu katliamı, Netanyahu’ya karşı yapılan ve yüzbinlerce İsraillinin katıldığı protesto gösterilerinin sonu oldu. Artık gündemde Hamas terör örgütünün katliamı ve rehin tutulan İsraillilerin kurtarılması gündemi belirler oldu.
Kamuoyuna sızan haberlere göre, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’nin, Hamas tarafından böyle bir terör saldırısının yapılacağı bilgisini Netanyaho`ya telefonla ilettiği, ancak bu konuda gerekli önlemlerin alınmadığı belirtiliyor.
Terör örgütü Hamasin sivillere baskını Netanyahu`nun Filistin Halkına Gazze’de saldırısının önünü açtı.
Yıllardır ülkesinde yolsuzluklarla suçlanan ve yargılanmakta olan Netanyahu, başbakanlık sandalyesini koruyabilmek için, Hamas’ın rehin aldığı Musevileri ve Gazze`de Filistin halkına açtığı savaşı ısrarla sürdürmeyi, ana politikası haline getirdi.
16 Ocak 2024 tarihinde Birleşmiş Milletler uzmanları İsrail’i “Gazze’nin gıda sistemini tahrip etmek ve gıdayı Filistin halkına karşı bir silah olarak kullanmakla” suçladı. Aylardır İsrail tarafından Gazze`deki Filistin halkına karşı, hastaneleri, okulları, cami ve kiliseleri de hedef alan bombalı saldırılar sürmektedir.
Bu nedenle Güney Afrika tarafından İsrail’e karşı Uluslararası Adalet Divanında açılan “soykırım” davasının duruşmasında, Güney Afrika’yı temsil eden avukatlar, İsrail’in “Gazellilere yönelik bilinçli eylemlerinin soykırım niyetini kanıtladığı” suçlamasında bulundular.
İsrail`in İran’a Açtığı Savaş
İsrail`in Atom silahlarına sahip olduğu öteden beri bilinmektedir. İsrail buna karşın İran `in atom silahı geliştirecek nükleer çalışmalarına öteden beri şiddetle karşı çıkıyor ve özellikle de ABD`nin de baskılarıyla bunu engellemeye çalışıyor. Bu nedenle İsrail, bu savaş öncesinde de İran’a yönelik çok sayıda siber saldırısı, sabotaj ve nükleer bilim insanlarına suikastlar gibi operasyonlar gerçekleştirdi.
Son olarak 13 Haziran günü İsrail İran’a karşı çok sayıda farklı noktadan dron ve füzelerle saldırıya geçti. Üst düzey askeri komutanlar, Genel Kurmay Başkanı, Kuvvet komutanları, İran’ın nükleer programında çalışan bilim insanları nokta atışlarıyla katledildi. Askeri ve radar merkezleri ve stratejik hedefler vuruldu. Böylece hiç beklenmedik bir anda İsrail İran’a savaş açtı ve buna İran’ın yeterli düzeyde karşılık veremeyeceğini sandı.
İran bir gün sonra, İsrail’in kendini korumalı savunma sistemiyle güvence altında görmesinin aksine, başta Tel Aviv ve Hayfa olmak üzere İsrail`i yoğun bir saldırı altına alarak bazı önemli tesisleri, hava alanlarını ve kentlere saldırılarını sürdürdü.
İsrail ve destekleyicisi ABD, İran’a açılan bu savaş konusunda yanıldıklarını göreceklerdir. İran halkının önemli bir kesininin 45 yıldır iktidarda bulunan ve halkına baskı uygulayan molla rejiminin yıkılmasını istemesine karşın, İsrail ve belki de ABD`den gelen ve gelecek olan saldırılara destek olmalarını beklemenin, büyük bir yanılgı odluğu görülecektir.




Bir yanıt yazın