İRAN TÜRKLERİ – 60

Okuma Süresi:

3–5 dakika
❤️

İkinci büyük hamle ise 2. Dünya Savaşı yıllarında Mir Cafer Pişeverî’nin liderliğinde İran’da başlatılan millî hareket ve 12 Aralık 1945’te (21 Azer 1324) yine başkenti Tebriz olan “Azerbaycan Muhtar Hükümeti”nin kurulması olayıdır.

Sovyetler Birliği Halk Komisarları Birliği, 1944 yılının Mayıs ayında, Genel Kültürel İlişkiler Topluluğu’nun organları olarak Tebriz’de kültür merkezleri, basın ve yayın evleri açılmasına izin verir. Hemen ardından 24 Haziran 1944 tarihinde Tebriz’de Azerbaycan Türkçesinde okul açılması kararı verilir. Yeni açılan bu okullarda görev yapmak üzere ilk aşamada Sovyet Azerbaycanı’ndan 36 öğretmen gönderilir. Daha sonra eğitim ve öğretim işlerinde görevlendirilmek üzere 620 kişi gönderilir (Hesenli 2002; 20/642 vd.).

İran Türkçesi “Azerbaycan Muhtar Hükümeti”nin kurulması ile ikinci büyük hamleyi yapar. Türkçe resmî dil ilân edilir. Bütün resmî yazışmalar, belgeler, senetler, mektuplar Türkçe yazılır. Tebriz Üniversitesi kurulur, harp okulu, filarmoni, kütüphane, müze, musiki okulu açılır. Kısa sürede 325 ilkokul, 82 orta öretim kurumu faaliyete başlar. Onlarca Türkçe gazete, dergi ve kitap yayımlanır.
Türkçe yayın yapan radyo istasyonları kurulur (ACE 1976: I/162).
Hükümet başkanı Pişeverî, Tebriz’de Türkçe yayımlanan Azerbaycan Demokrat Partisi’nin yayın organı “Azerbaycan” gazetesinde “Rûznâmemizin Dili” (Gazetemizin Dili) adlı makalesinde İran Türkçesi hakkında şunları yazar:

“Rûznâmemiz, Azerbaycan diline artık ehemmiyet verecektir. Dilimiz, düşmanların asılsız iddialarına bakmayarak, çok geniş ve zengin bir dildir. Onun kökü halkımızın kanında ve yüreğindedir.
Biz onu ana sütü ile emip, vatanımızın gönül açıcı havası ile teneffüs etmişiz.

Ona hakaret edenler, onu hafife alanlar, onu zor ve sahte göstermek isteyenler bizim hakiki düşmanlarımızdır. Çok hain ve yabancı unsurlar husumetlerinden bu güzel dili ortadan kaldırmağa çalışmaktadırlar. Onun gelişmesine ve yaşamasına mani olmak maksadıyla bilerek en gaddar hürriyet düşmanı olan Rıza Han devleti var kuvvetini sarf etmiştir. Bununla bile o, sarsılmaz ve muhkem bir hâlde halkın içerisinde baki kalıp öz makamını korumuştur. Bu vasıta ile onun medenî ve
müterakki bir dil olduğu ispatlanmıştır.

Azerbaycan dili o kadar kuvvetli, onun dilbilgisi kuralları o kadar sağlam ve tabiîdir ki, hatta onun içine alınmış Fars ve Arap kelimeleri çıkarılsa bile, onunla büyük fikirleri, yüksek maksatları yazıp açıklamak mümkündür.

Dünyada hiçbir dil bulunmaz ki, o tamamıyla müstakil olsun ve komşu dillerin tefsirine düşmesin. Bizim Azerbaycan dili de Azerbaycan’ın tarihî ve coğrafî mevki’sine göre ecnebî dillerin tefsirinden kenarda kalmamıştır. İster istemez birçok
yabancı kelime halkımızın ağzına düşmüş, mürûr-ı zamân ile millileşmiştir. Biz dilin tekâmülünü göz önüne alıp o kelimelerden istifade etmeyi gerekli görüyoruz. Lakin bundan sû-i istifâde edip dil ve yazıyı ağırlaştırmak, yabancı ve anlamı anlaşılmayan
kelimeleri hesaba katmaya ciddî muhalefet etmeliyiz.

Azerbaycan yazıcıları kabul ettikleri çetin ve ağır bir vazifeyi iman ve akîde ile i’fâ etmekle dilimizin güzelliğini ve onun ilerleme ve gelişmesini temin edeceklerine bizim ciddî imanımız vardır.” (Pişeverî 1965:214).

Mir Cafer Pişeverî’nin kurduğu “Azerbaycan Muhtar Hükûmeti”, Amerika, İngiltere, Rusya ve Tahran yönetiminin işbirliği ile yıkıldıktan sonra (Hesenli 2002;20/650), bağımsızlık hareketine gönül veren yüzlerce yazar, şair ve ilim adamı, Tahran hükümeti tarafından zindanlara atılır, sürgünlere gönderilir, öldürülür. Ülke
genelinde Türkçe yayınlar evlerden ve kütüphanelerden toplatılarak yaktırılır (Talıbzâde 1986: 133; Sumbatzâde ve dğr. 1985: 172)

Yaktırılan Türkçe eserler içeriklerinden dolayı değil Türkçe yazıldıkları için yaktırılır (Heyet 1364/1985: 24).

Önceki bölümlerde bahsettiğimiz gibi, şair, yazar Se’di Yüzbendi’nin kafası kesilir. Büyük üstad Firidun İbrahim ve Cafer Kâşif idam edilir. Muhammet Bağır Niknâm evinin önünde kurşuna dizilir. Ali Fıtrat, Mir Mehdi İtimat gibi onlarca yazar ve şair zindanlara atılır ve orada öldürülür. Şair Cafer Mehmetzâde (Kâşif),
Nazmiye Meydanı’nda feci şekilde öldürülür (Emirov 2000: 51) “İran Türklerinin Tarihi” bölümünde yazıldığı gibi dünyanın görmediği yazar ve şairler katliamı yapılır.

İran Türkleri ile birlikte Dünya Türklüğünün aklından çıkarmadığı bu olay “Varlık” dergisinin ilk sayısında aksini bulur: “Bu kanlı ve korkulu yıllarda İran’ın diğer halkları gibi Azerbaycan halkı da bütün demokratik ve sosyal haklarından mahrum edildi, onun hürriyeti, bağımsızlığı, varlığı, dili, kültürü ve tarihî kimliği “faşizm!” ve Rusların çizmeleri altında ezildi ve bir avuç “satılmış”, halk
düşmanının emrine verildi. Bu yıllarda başımıza dikilen Dr. Muhsinîlerin, Şahbahtıların zavallı halka yaptıklarını nasıl unutacağız?.. Kitapların yakılmasını, tiyatroların kapatılmasını, halkın yüzlerce, binlerce yetenekli ve şerefli evlâdının
hıçkırıklarının sinelerine gömülmesini, Azerbaycan’ın millî medeniyet ve tarih sayfalarından silmemiz mümkün olabilecek mi?” (Yaşar 1358/1979: 13 vd.).

Bütün bu işkence, sürgün, katliam İran Türklüğünü başta Türkçe meselesinde olmak üzere yüksek seviyede şuurlandırmıştır. Bu insan hakları ihlallerinin, bu katliamların acısının ve şuurunun tezahürünü bugün İran Türklerinin beyninde katmerleşmiş bir şekilde görmek mümkündür.

İran merkezî hükümetlerinin, İran Türkçesini geriletmek hatta yürürlükten kaldırmak için başvurmadıkları yol kalmamıştır. Önce Pehlevî hükümetleri Türkçe eğitim öğretimi, basın yayını yasaklamıştır. İslam Devrimi ile birlikte Farsça ülke geneline hâkim kılınmış ve Türkçenin gelişmesine imkân verilmemiştir. Bu iki uygulama ile birlikte 1925 yılında iktidarı ele geçiren Farslar Türkçenin dil olmadığını, mahalli bir ağız olduğunu, hatta bu dil ile edebiyat veya bilim yapılamayacağını, bunun için de bu dili kullanmaya gerek olmadığı vurgulanmıştır (Daverniya 1385/2006: 77).

Prof. Dr. Ali. Kafkasyalı ”İRAN TÜRKLERİ” Kitabından alınmıştır.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar