Sessizlik İhanettir: Atatürk’ün Mirası Ayaklar Altında, Laik Cumhuriyet Kuşatma Altında

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

Bugün Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en kritik eşiğinden geçiyor. 100 yıl önce emperyalizme karşı canla, kanla kurulan bu devlet, ne yazık ki bugün içeriden, kendi elleriyle inşa edilmiş yapılarla çökertilmek isteniyor. En kutsal değerimiz olan laiklik, sistematik biçimde budanıyor. Atatürk’ün açtığı çağdaş uygarlık yolunun önü, dinî dogmalarla kesilmeye çalışılıyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı, artık yalnızca bir devlet kurumu değil; iktidarın ideolojik kamçısı ve propagsnda merkezi hâline gelmiştir. Cuma hutbelerinde Mustafa Kemal Atatürk’ün adını anmayan, ama Osmanlı’nın son dönem padişahlarını övgüyle anan bir yapıdan söz ediyoruz. Kadınların gülüşünden kahkahasına, çocukların eğitiminden gençlerin yaşam tarzına kadar her şeye karışan; “kadın-erkek aynı ortamda bulunamaz”, “kadın erkek arkadaşlığı caiz değildir “çocuk evliliği caizdir” gibi 2025 yılında çağ dışınında ötesinde fetvalar yayımlayan bir kuruma dönüşmüştür.

Bu karanlık fetvalar yalnızca yanlış değildir, aynı zamanda tehlikelidir. Çünkü bu zihniyet, kadınları eve hapseden, farklı düşüneni “sapık” ilan eden, birey olmayı değil, biat etmeyi kutsayan bir anlayışı temsil eder. Bu anlayış, özgür bireylerden oluşan bir ulus değil; sürü hâlinde güdülen bir toplum yaratmak ister.

Tüm bunlar olurken, Recep Tayyip Erdoğan’ın söylemlerinde ki laik cumhuriyet karşıtlığı tonları dahada ağırlaşmıştır. “Bize hilafet yaraşır,” diyen yandaş yazarları destekleyen, Ayasofya’nın açılışında okunan siyasi hutbeyi onaylayan, “ümmet” söylemiyle vatandaşlık bilincini sulandıran bir iktidar yapısından bahsediyoruz. Açıkça ifade etmek gerekir: Hilafet çağrısı yapmak, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu felsefesine ihanettir.

Mustafa Kemal Atatürk, “Laiklik yalnızca din ve devlet işlerinin ayrılması değildir; laiklik, aynı zamanda özgürlüktür” demiştir. Bugün bu özgürlük hedef alınmaktadır. Kadının yaşam tarzına, gençlerin düşüncesine, akademinin bağımsızlığına açık bir saldırı vardır. Basın, üniversite, sendika ve sivil toplum ya baskılanmış ya da işlevsiz hâle getirilmiştir.

Ve evet, bu gidişatı sadece izlemek; Atatürk’ün aziz hatırasına ve Türk milletine ihanettir. Suriye’de denenmiş şeriatçı proto-tip düzen, Türkiye’ye ithal edilmek istenmektedir. Örneğin Türkiye’ de günümüzde gittikçe eğitim sistemi medreseleştiriliyor, adalet cübbe altına saklanıyor, genç beyinler gerici propagandalarla zehirleniyor.

Unutulmasın: Türk milleti esareti kabul etmez. Ne saraydan korkarız, ne cüppeden. Bizim rehberimiz ne tek bir kişinin kararnamesi, ne bir dinî otoritenin hutbesidir. Bizim pusulamız, Atatürk’tür. Onun gösterdiği hedef, tam bağımsız, laik, demokratik bir Türkiye’dir.

Kıbrıs Türkleri’nden Orta Asya’daki soydaşlarımıza kadar tüm Türk dünyasına sesleniyoruz: Bu sadece bir siyasi kriz değil, bir medeniyet meselesidir. Bu mücadele, tarihin omuzlarımıza yüklediği bir görevdir.

Ve artık yeter!

Cumhuriyet, ancak onu savunanlarla yaşar. Bugün artık Milli Güvenlik sorunu olan Saray rejimini ne pahasına olursa olsun yıkmak, bir parti meselesi değil, bir millet meselesidir. Bu iktidar giderse, Türkiye yeniden nefes alır. Gitmezse, yalnızca biz değil, gelecek nesiller de karanlık bir tutsaklığa doğar.

Ya laik Cumhuriyet, ya tarihî bir çöküş.
Tercih değil, görev zamanı.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Ceren Kaya avatarı
    Ceren Kaya

    Burdaki yazının her sözü doğru.
    Elinden Laikliği alınan bir toplum köleliğe mahkum edilir. Özgürlüğü de elinden alınır.

    Recep Tayyip Erdoğan ve adamları bu yolda çalışıyor. Ülkemiz felaketin eşiğinde ve Milletimizin artık harekette geçmesi gerekiyor. AKP , Türk Milletinin kimliğini değiştirmek istiyor.

    Türk Milletinin kimliğini değiştirmek isteyen bu kişilerin soyu, sopu Türk değil. Kimi Rum, kimi Ermeni, kimide Recep Tayyip Erdoğan gibi Yahudi kökenli.

    Artık Arkadaşlar el frenini çekmenin
    zamanı geldi. Bu AKP denilen gurup bizi düşmanın kucağına koymaya hazırlanıyor. Ülkemiz için çok çok kan döküldü, aziz şehitlerimizin kanı yerde kurumadı, bu vatan Türklerindir
    ve Türk olarak kalacak.
    Sakına, sakın bu din
    masallarına ve din ticaretine kanmayın. Bunların işi gücü Türk
    halkının gözünü boyamak.
    Din masallarıyla bu AKP milyoner oldu. Islami Sermaye, hepsi senin, benim param.
    Sarayı basmanın zamanı geldi. Bizden çaldıkları paraları geri almanın zamanı da geldi.

  2. Abdullah Erdemli avatarı
    Abdullah Erdemli

    Merhaba,
    İşbu makalede yazılanlara büyük ölçüde katıldığımdan, bu bağlamdaki endîşemi, tedirginliğimi ve üzüntümü sizinle de paylaşmak gereği duyuyorum.
    Şöyle ki ;
    Ülkemizi 20 küsûr senedir yöneten bu siyasi islamcı, arsız, hırsız, yolsuz, meymenetsiz, cibilliyyetsiz, ALLAH İLE ALDATAN, DİNCİ ve SAHTEKÂR AKP’nin, ülkemizin mevcud toplumsal ve siyasi konjonktüründe, SADRE ŞİFA bir iktidar alternatifi, an itibariyle, MAALESEF, yok gibi…
    Hem sizlerle, hem de “İşte CHP var ya…!” diyenlerle şu mülâhazalarımı, müsaadenizle, paylaşmak istiyorum :
    Bugünkü CHP, ATATÜRK’ÜN KURDUĞU CHP DEĞİLDİR.
    Bilakis, bugünkü CHP, ATATÜRK’TEN SONRA, ÇAĞI YANLIŞ OKUYAN İSMET PAŞA’NIN ve hempalarının, 18. ve 19. YY POZİTİVİST-MATERYALİST ANLAYIŞLARINA SAPLANIP KALARAK, ÜLKEMİZİ BÜYÜK BİR HÜSRANA UĞRATAN, ARKAİK ve ANAKRONİK CHP’sidir.
    Tabir-i diğer ile, ülkemizin maruz bırakıldığı bu hüsranın müsebbibleri ve kotarıcıları, Atatürk’ü ve laikliği yanlış okuyan, çağın gelişmelerini ise HİÇ OKUMAYAN CHP ELİTLERİDİR, CHP AYDINLARIDIR, TÜRK SOLU’dur.
    Atatürk’ten sonraki CHP ve Türk Solu çağı yanlış okudular.
    Ne yazık ki, bu YANLIŞ OKUMA 21. yüzyıla da sıçradı ve halen de devam ediyor.
    İsmet Paşa ve onun hempaları olan CHP elitlerinin ve CHP aydınlarının ve Türk Solu’nun bu yanlış okumaları yüzünden, ATATÜRK FELSEFESİNİN RUHU olan DEVRİMCİLİK ilkesi gereği gibi değerlendirilemedi. Tam tersine, bu dinamik ilke, DURGUNLUK, TUTUCULUK ve SAPLANTILARIN DAYANAĞINA dönüştü.
    CHP elitlerinin onsenelerdir DİN İLE İLGİLENMEYİ CAMİ’YE ABONE OLMAK ŞEKLİNDE ANLAMALARI ve CAMİ’NİN DIŞINDA OLMAYI DİNİN DE DIŞINDA OLMAYA DÖNÜŞTÜRMELERİ, sadece ülkemiz Türkiye’ye değil, bütün İslam dünyasına ÇOK AĞIR VE KAHIRLI BİR BEDEL ÖDETTİ.
    Evet, CHP ATATÜRK TARAFINDAN KURULDU. Fakat, Onun vefatıyla beraber, İsmet Paşa ve hempalarının eline ve yönetimine geçtikten sonra, sür’atle ATATÜRK’ÜN PARTİSİ OLMA ÖZELLİKLERİNİ YİTİRDİ.
    Ne yazık ki, HİÇ HAK ETMEDİĞİ HALDE, onsenelerdir kendisini “ATATÜRK’ÜN PARTİSİ” olarak tanıtan ve o Azîz İnsan’ı sömüren bu arkaik ve anakronik CHP’nin yönetici elitleri, aydınları ve TÜRK SOLU, din mes’elesinde ATATÜRK’ü ve LAİKLİĞİ sürekli bir biçimde “DİN’E SIRT DÖNMENİN ÖNCÜSÜ” olarak algıladılar ve topluma da öyle algılatmak için ELLERİNDEN GELENİ ARTLARINA KOYMADILAR.
    Atatürk’ün “ KUR’AN ZEMİNİNDE İSLAM” yani “KUR’AN MERKEZLİ İSLAM” öngörüsünden ve vizyonundan kaynaklanan “İSLAM ALGISI VE İLGİSİ” ve bu yöndeki ÖNCÜ TEŞEBBÜSLERİ VE ÇABALARI, İsmet Paşa ve hempalarınca ve arkalarından gelen CHP elitlerince ve Türk Solu’nca doğru dürüst anlaşılsaydı ve sürdürülseydi, Türkiye bugün, bırakalım Ortadoğu’yu, YENİ DÜNYA DÜZENİ’NİN YAPILANDIRILMASINDA BİRİNCİ LİG’DE OYNAYAN, SÖZ SAHİBİ ÜLKELER ARASINDA OLURDU.
    Maalesef öyle olmadı. “LAİKLİĞİ DİNE SIRT DÖNMEK, DİN İLE İLGİLENMEMEK” şeklinde algılayan CHP elitleri ve Türk Solu yüzünden, ülkemiz neredeyse 70 seneden beri, sağcı, milliyyetçi, mukaddedatçı, muhafazakâr, antikomünist, Amerikancı, Batıcı siyasi islamcı, vesaire, vesaire, vesaire, siyaset bezirgânlarının ve halkımızı ALLAH İLE ALDATAN hurafeci ve istismarcı, saltanat dincilerinin yanısıra, “HAÇLI STRATEJİLERİNE MUTLAK TESLİMİYETİ” kurtuluş reçetesi sayan “MANDACI+MÜTAREKECİ” bir “SİYASET VE KAPKARA CEHALET DİNCİLİĞİNİN” insafına terkedildi.
    HEMPA : Kötülükte arkadaş olan. Olumsuz, karanlık ve kötü işlerde kendisi gibilerle birlikte hareket eden. Partner in crime…
    Not : Bu düşüncelerimin oluşmasında ve oturaklaşmasında, Yaşar Nuri Öztürk, Sedat Şenermen ve emsali, değerli bilim ve irfan insanlarımızın eserlerinin ve engin birikimlerinin çok katkısı olduğunu ve kendilerinden çok istifade ederek aydınlandığımı, bilvesîle ifade etmeyi bir vicdan borcu bilirim.
    Abdullah Erdemli
    Luzern – İsviçre

    1.  avatarı
      Anonim

      Çok iyi ozetlemissiniz hocam. Saygilar – Stefanie Schoene, Almanya

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar