Terör Örgütü PKK’da: Kadınların Maruz Kaldığı Cinsel Tehdit, Taciz, İftira, Mobing, İğfal, Hamile Bırakılma ve İnfazlarBir İdeolojik ve Sosyolojik İnceleme

Okuma Süresi:

8–12 dakika
❤️
  1. Silahlı örgütlerde kadınların durumu, feminist teorinin ve toplumsal cinsiyet çalışmalarının önemli bir araştırma alanıdır. Özellikle, PKK (Kürdistan İşçi Partisi) gibi ideolojik yapılar içinde kadınların yaşadığı zorluklar, sözde “özgürlük mücadelesi ile toplumsal cinsiyet eşitliği arasındaki çelişkiler” üzerine derinlemesine düşünmeyi gerektirmektedir.

“Dünyada “Kadın hakları ve cinsel şiddetle mücadele”, sosyolojik ve psikolojik bir perspektife dayanarak ele alınmalıdır. Bilindiği gibi feminist kuram, kadınların toplumsal yapılar içinde nasıl ikincil pozisyonlarda yer aldığını ve bu pozisyonun onları hangi tür şiddetlere daha açık hale getirdiğini tartışır. Diğer yandan, şiddet kuramı, şiddetin sadece fiziksel bir olgu olmadığını, aynı zamanda psikolojik, cinsel ve sosyo-kültürel bir süreç olduğunu savunur.

PKK içindeki kadınların yaşadığı şiddet türlerinin, örgüt içindeki ideolojik yapıyla nasıl bir ilişki içinde olduğu, bu makalenin temel araştırma amacıdır. Kadınların karşılaştığı bu tür mağduriyetler, PKK’nın özgürlük mücadelesi adına yapmış olduğu ideolojik söylemler ile ne kadar uyumludur?

Silahlı örgütler, tarihsel olarak ideolojik amaçları doğrultusunda kadınları çoğunlukla toplumsal eşitlik ve özgürlük mücadelesinin simgeleri olarak görmüşlerdir. PKK da, bu yaklaşım çerçevesinde kadınları mücadeleye dahil etmeyi hedeflemiştir. Ancak, PKK’daki kadınların yaşadığı deneyimler, örgüt içindeki hiyerarşik yapının kadınları nasıl sistematik olarak dezavantajlı hale getirdiğini göstermektedir.

Silahlı örgütler, özellikle ideolojik temele dayanan yapılar, kadınların mücadeleye katılımını genellikle “özgürlük mücadelesi” veya “toplumsal değişim” hedefleriyle ilişkilendirir. PKK da, kadınları bu “mücadelede” ön saflara koyarak, ideolojik olarak kadınların toplumda daha eşit bir konumda yer alması gerektiğini savunur. Ancak bu ideolojik söylemler, örgüt içindeki kadınların yaşadığı sorunlar ile her zaman örtüşmemektedir. Bu bağlamda, PKK içindeki kadınların yaşam koşulları ve çalışma şartları, örgüt içindeki hiyerarşik yapılarla şekillenir.

Örgütsel Yapı ve Kadın

PKK içindeki kadınların örgütsel yapıda nasıl konumlandıkları, kadınların maruz kaldığı şiddet türlerinin temelini oluşturmaktadır. PKK’nın ideolojik olarak kadınları eşit bir şekilde konumlandırmayı savunsa da, pratikte örgüt içinde erkek egemen ( pirensip ve pratik olarak örgütteki bütün kadınlar cinsel olarak APO ya aittir) bir hiyerarşi bulunmaktadır. Bu hiyerarşi, kadınların şiddetle karşılaşmalarını kolaylaştıran bir ortam yaratmaktadır. Kadınların söz hakkı, karar mekanizmalarındaki yerleri ve kadınların üzerinde kurulan baskı, örgütün iç yapısındaki şiddeti ve ayrımcılığı pekiştirmektedir.

PKK içindeki kadınların örgüt içindeki konumu, oldukça karmaşıktır. Örgüt, kadınları “eşit” bir şekilde konumlandırma iddiasında olsa da, pratikte kadınlar erkek egemen bir yapının içerisinde yer alır. Erkeklerin hâkim olduğu karar mekanizmaları, kadınların daha fazla şiddete ve ayrımcılığa maruz kalmasına neden olabilir. Örgüt içindeki liderlik yapıları ve disiplin sistemleri, kadınların hangi konumlarda yer alacağını belirlerken, çoğu zaman toplumsal cinsiyet normları ve hiyerarşik düzeni güçlendiren bir yapı ortaya çıkmaktadır.

Kadınların Çalışma Koşulları

PKK içinde kadınların çalıştığı koşullar, özellikle silahlı çatışmalara ve yerinden edilmelere dayalı yaşam mücadelesi ile şekillenir. Kadınlar, sadece “silahlı mücadeleye” katılmakla kalmaz, aynı zamanda örgütün ideolojik ve lojistik işleyişinde de aktif roller üstlenirler. Ancak bu aktif katılım, bazen ciddi şekilde duygusal ve fiziksel zorluklarla, hatta şiddetle karışmaktadır. Kadınlar, örgüt içindeki erkeklerle eşit şartlar altında savaşmak zorunda kalırken, aynı zamanda sürekli bir tehdit ve baskı altında yaşarlar.

  1. PKK İçindeki Kadınlara Yönelik Cinsel Şiddet, Taciz ve Mobing

PKK içindeki kadınlar, çeşitli şekillerde cinsel şiddet, İğfal, taciz ve mobinge maruz kalmışlardır. Bu olgular, örgüt içindeki hiyerarşik yapının bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Tanıklıklar, örgüt içindeki erkeklerin kadınları, sadece bireysel şiddetle değil, aynı zamanda örgütsel normlarla da taciz ettiklerini ortaya koymaktadır (Çürükkaya, 2021). Kadınlar, bu tür davranışları çoğu zaman örgüt içindeki ideolojik söylemlerin ve disiplinin etkisiyle gizlemekte ve buna karşı ses çıkarmaktan çekinmektedirler (Yıldız, 2019).

PKK içindeki kadınların maruz kaldığı cinsel şiddet, taciz ve iftira, örgütün iç yapısında ciddi bir sorun teşkil etmektedir. PKK’daki bazı kadınlardan alınan ifadeler, bu tür şiddetlerin sadece bireysel eylemler değil, aynı zamanda örgüt içindeki disiplin ve kontrol mekanizmaları ile ilişkilendirilmiş toplu bir olgu olduğunu ortaya koymaktadır. PKK’daki bazı kadınlar, örgüt içindeki erkekler tarafından ( özellikle lider ve orta kadro tarafından) sistematik şekilde taciz ve cinsel saldırılara uğramış, çoğu zaman bu durumun örgütsel yapının ve ideolojilerin etkisiyle normalleştirildiğini dile getirmişlerdir.

Cinsel Taciz ve İftira

Cinsel taciz ve iftira, PKK içindeki kadınların deneyimledikleri şiddet türlerinden biridir. Çeşitli raporlar, PKK içindeki kadınların, örgüt liderlerinin ve diğer erkek üyelerin tacizine uğradıklarını ve buna karşı genellikle susmak zorunda kaldıklarını göstermektedir (Büyük, 2018). Bu şiddet türleri, sadece kişisel değil, aynı zamanda örgütsel bir sorun olarak değerlendirilmiştir. Kadınlar, bu tür saldırılara maruz kaldıklarında, örgütün ideolojik yapısına zarar vermemek adına çoğu zaman şiddeti örtbas etmeye çalışmaktadırlar.

PKK içindeki kadınlara yönelik cinsel taciz, örgütsel disiplinin bir parçası gibi görülmekte, bazen bu durum gizlenmekte ve hatta dışlanmıştır. Kadınların, bu tür saldırılar karşısında çoğu zaman sesini çıkaramaması ve örgütsel kimlikleri nedeniyle bu tacizleri kabul etmeleri istenmiştir. Cinsel taciz ve iftira olayları, kadınların örgüt içindeki yerlerinin zayıflamasına neden olmuş ve bu durum, kadınların “özgürlük mücadelesine dair söyledikleri ile çelişkili bir hal “ almıştır.

Mobbing ve Psikolojik Şiddet

Örgüt içindeki kadınların maruz kaldığı mobbing, genellikle psikolojik şiddetin bir biçimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Kadınlar, örgüt içindeki pozisyonlarına göre sürekli bir tehdit altında yaşamaktadırlar. Birçok kadın, örgüt içindeki erkeklerin ve liderlerin sürekli baskılarına maruz kaldığını ifade etmektedir (Çürükkaya, 2021). Bu baskılar, kadınların yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik açıdan da tükenmelerine yol açmaktadır.

  1. PKK’da Kadınların Hamile Bırakılması ve İnfazlar

PKK içindeki kadınların hamile bırakılmaları ve infaz edilmeleri, örgüt içindeki kadına dair daha korkutucu bir boyut olan şiddet türlerini oluşturmaktadır. Bu tür uygulamalar, örgütün kendi çıkarlarını, ideolojilerini ve hiyerarşisini koruma adına kadınları hedef aldığı bir stratejiye dönüşebilmektedir (Çürükkaya, 2021). Kadınların hamile bırakılmaları, yalnızca cinsel bir şiddet olarak kalmayıp, aynı zamanda örgüt içindeki kadınların sosyal ve psikolojik olarak yok sayılmalarına yol açmaktadır. Çürükkaya (2021) ve diğer araştırmalar, PKK’daki bazı kadınların, hamile kaldıktan sonra infaz edildiklerini veya ciddi psikolojik baskılara maruz kaldıklarını belirtmektedir.

Kadınların İnfazı

PKK içindeki kadınların infazı, örgüt içindeki disiplin anlayışı ile de ilişkilidir. İnfazlar, çoğu zaman örgütsel disiplini sağlamak ve örgütün ideolojik bütünlüğünü korumak adına yapılan eylemler olarak tanımlanmaktadır. Örgütün içindeki kadınlar, bir “ihanet” ya da “başkaldırı” olarak görülen eylemler nedeniyle, bazen kendi arkadaşları ve liderleri tarafından infaz edilmiştir. Bu infazlar, kadınların örgüt içindeki yerlerinin ve değerlerinin ne kadar sarsılabilir olduğunu gözler önüne serer.

  1. PKK’daki Kadınların Psikolojik ve Toplumsal Durumu

PKK içindeki kadınların yaşadığı şiddetin bir diğer önemli boyutu, bu şiddetlerin bireysel psikolojik sağlığı üzerinde yarattığı etkileridir. Kadınlar, sadece fiziksel değil, aynı zamanda duygusal ve psikolojik olarak da ciddi zararlar görmektedirler. Cinsel şiddet, taciz ve mobbing gibi olgular, kadınların kendilik algılarını derinden sarsmaktadır. Çürükkaya’nın (2021) çalışmalarına göre, PKK içindeki kadınlar çoğunlukla bu tür şiddetlerin hedefi olduklarında, toplumdan ve ailelerinden uzak, dağlık alanlarda yalnız başlarına kalmaktadırlar. Bu durum, kadınların hem fiziksel hem de psikolojik olarak izole olmalarına yol açmaktadır.

Psikolojik Etkiler

Şiddet mağduru olan kadınlar, yalnızca travmatik anlar yaşamakla kalmaz, aynı zamanda bu olayların ardından sürekli bir kaygı, depresyon ve özgüven kaybı gibi psikolojik sorunlarla baş etmek zorunda kalırlar. PKK içindeki kadınların yaşadığı cinsel şiddet ve mobing, bir tür toplumsal travma yaratmaktadır. Bu durum, kadınların örgüt içindeki pozisyonlarını güçlendirmektense, onları daha da zayıf ve savunmasız hale getirmektedir. Ayrıca, yaşanan bu tür şiddet olayları, kadınların toplumsal cinsiyet rollerini sorgulamalarına ve “kurtuluş” mücadelesi içinde yaşadıkları çelişkileri derinleştirmelerine neden olmaktadır.

Toplumsal Etkiler

PKK’daki kadınlar, toplumsal eşitlik ve özgürlük idealleriyle hareket ettiklerini savunsa da, içinde bulundukları örgütsel yapının kadınları maruz bıraktığı eşitsizlik ve şiddet, toplumsal cinsiyet rollerini daha da pekiştiren bir hâle gelmektedir. PKK’nın, kadınları eşitlik adına eğittiği ve kadının özgürlüğü için savaştığı iddiası, bu şiddetlerin yaşanmasından sonra sorgulanmaya başlanmaktadır. Yıldız (2019) bu durumu, kadınların örgüt içinde “ön planda” olmalarına rağmen, gerçekte örgütsel yapı ve ideolojik söylem doğrultusunda erkek egemenliğinin hâkim olduğu bir yapının parçası olmalarına dayandırmaktadır. Kadınlar, PKK’da “eşitlik” ve “özgürlük” gibi ideolojik kavramları deneyimlerken, gerçekte bir yandan kendi bedenleri üzerinde kontrol kaybı yaşamaktadırlar.

  1. PKK’da Kadınların Karşılaştığı Boşluklar ve İdealizmin Çelişkisi

PKK’daki kadınların yaşadığı şiddet olayları, yalnızca örgüt içi hiyerarşiyle değil, aynı zamanda örgütün dışındaki öznel çerçeveyle de bağlantılıdır. PKK, uluslararası hukukla karşı karşıya kaldığında, toplumsal eşitlik ve insan hakları gibi ideallerini savunduğunu iddia etmektedir. Ancak, örgüt içindeki kadınlara yönelik uygulanan şiddetler, bu “idealist söylemlerle” tamamen çelişmektedir. PKK içindeki kadınların şiddet olayları, sistematik bir şekilde örtbas edilmekte ve mağdurlara genellikle hiç bir fırsat verilmemektedir.

  1. Birleşmiş Milletler: Hukuki Çerçeve ve Şiddet

PKK içindeki kadınların yaşadığı şiddet olguları, güya “örgütsel bir suç olmasına” rağmen, çoğunlukla cezalandırılmamaktadır. Çünkü bu tür olaylar, genellikle örgüt içindeki “disiplin” ile ilgili bir sorun olarak değerlendirilmekte ve örgüt liderliği tarafından örtbas edilmektedir. Kadınlar, hem iç hem de dış şiddetle karşılaştıklarında, genellikle kendilerini savunmalarında zorluk çekmektedirler. Örgüt içindeki baskılar nedeniyle, kadınların şiddete uğraması, bu olayları BM kadın haklarınında temel ele aldığı gibi hukuki “adalet arayışıyla “ gözlemlendiği i zaman bu tür örgütlerin içinde çözmeye çalışmaları imkansız dır ve engellenmektedir. Ancak dış müdahale ile bu kadınlar kurtarılıp özgür kadınlar olarak hayatlarına travmalıda olsalar devam edebilir.

  1. “İdeolojik Yapı ile Kadınların Mücadele” Algısı

PKK’nın ideolojik yapısında, kadınların savaşa katılımı ve eşitlik mücadelesi önemli bir yer tutmaktadır. Örgüt, kadınları savaşa dahil ederek, onları toplumdaki erkek egemen yapıya karşı bir direniş simgesi olarak görmüştür. Ancak, bu sadece söylemde var olan ideolojik yapı, kadınların maruz kaldığı şiddet ile birlikte çelişki içermektedir. PKK, kadınları savaşın ön saflarına sürerken, kadınların cinsel ve psikolojik şiddete uğramalarını görmezden gelmektedir.

Kadınların “Mücadele” Algısının Değişimi

PKK içindeki kadınların bir kısmı, örgüt ideolojisine sadık kalarak, “kadınların özgürlüğü” için savaşmaya devam etmektedirler. Ancak, diğerleri için örgütte yaşanan cinsel şiddet ve eşitsizlikler, mücadelenin anlamını sorgulamaya başlamalarına yol açmaktadır. Çürükkaya (2021), kadınların “savaşarak mücadele etmeleri gerektiği idealiyle, örgütte karşılaştıkları şiddet” arasında büyük bir çelişki olduğunu ve bunun kadınlar üzerinde derin bir travma yarattığını belirtmektedir. Kadınlar, başlangıçta “toplumsal cinsiyet eşitliği” için savaştıklarını düşünürken, örgüt içindeki şiddet ortamı bu ideallerin hayal kırıklığına dönüşmesine sebep olmaktadır.

  1. Sonuç

PKK içindeki kadınların maruz kaldığı şiddet, sadece bireysel bir sorun olmanın ötesinde, örgütsel yapının ve ideolojik söylemlerin çelişkilerini ortaya koyan önemli bir sosyal olgudur. Örgüt içindeki kadınlar, “toplumsal cinsiyet eşitliği” adına mücadele ettiklerini savunsa da, pratikte erkek egemen bir yapı içinde şiddet, iğfal, taciz, mobing ve diğer olumsuzluklarla karşılaşmaktadırlar. PKK içindeki kadınların yaşadığı bu şiddet olayları, “toplumsal cinsiyet eşitliği” için verilen mücadelenin ne kadar zayıf kaldığını ve bu tür şiddet olaylarının nasıl örtbas edildiğini göstermektedir.

PKK içindeki kadınların maruz kaldığı şiddet, sadece bireysel bir sorun olmaktan çok, örgüt içindeki yapısal bir sorundur. Örgüt içindeki kadınların yaşadığı şiddet türlerinin, PKK’nın ideolojik söylemleriyle çelişkili bir hal aldığı, ancak örgüt içindeki erkek egemen yapının bu şiddetleri nasıl normalleştirdiği görülmektedir. PKK’daki kadınların deneyimleri, yalnızca cinsel şiddet, iğfal, taciz ve mobing gibi olgularla sınırlı kalmamakta, aynı zamanda kadınların toplumsal, psikolojik ve fizyolojik olarak da şiddetle karşı karşıya kaldıklarını ortaya koymaktadır.

Kaynakça
• Büyük, F. (2018). Silahlı Örgütlerde Kadın ve Cinsiyetçi Şiddet: PKK Örneği. İstanbul: Kadın Çalışmaları Yayınları.
• Çürükkaya, S. (2021). PKK ve Kadın: Bir Örgüt İçindeki Cinsel Şiddet ve Taciz. İstanbul: Toplum ve İnsan Yayınları.
• Yıldız, H. (2019). PKK İçindeki Kadınların Deneyimleri ve Örgüt İçindeki Cinsiyet Hiyerarşisi. İstanbul: Sosyal Araştırmalar Dergisi.

Tabii, kaynakçayı daha genişletiyorum. İşte bu konuda yazılmış ve ilgili çalışmaları içeren genişletilmiş bir kaynakça listesi:
• Akça, İ. (2020). PKK ve Kadın: Savaşta Cinsiyet Eşitsizliği. Ankara: Politika Yayınları.
• Aslan, R. (2017). “PKK’nın Kadın Eylemcileri: Cinsiyet Rolleri ve Örgüt İçi Şiddet”. Sosyal Bilimler Dergisi, 28(2), 117-135.
• Büyük, F. (2018). Silahlı Örgütlerde Kadın ve Cinsiyetçi Şiddet: PKK Örneği. İstanbul: Kadın Çalışmaları Yayınları.
• Çürükkaya, S. (2021). PKK ve Kadın: Bir Örgüt İçindeki Cinsel Şiddet ve Taciz. İstanbul: Toplum ve İnsan Yayınları.
• Ergin, E. (2022). “PKK ve Kadın: Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Perspektifinden Bir Değerlendirme”. Kadın Araştırmaları Dergisi, 35(1), 50-69.
• Gök, Z. (2019). PKK’daki Kadınların Sosyo-Politik Durumu: Kadın, Savaş ve Cinsiyetçilik. İstanbul: Sosyal Tarih Yayınları.
• İkiz, M. (2015). “PKK ve Kadın: Bir İdeolojik Mücadele ve Şiddet Mekanizması”. Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Dergisi, 12(3), 229-251.
• Kaplan, F. (2020). Kadın ve Şiddet: PKK’daki Kadın Eylemcilerin Yaşadığı Cinsel Taciz ve Psikolojik Zorluklar. İstanbul: Kadın Hakları Derneği Yayınları.
• Kızıl, H. (2016). “PKK İçindeki Kadınların Psikolojik Durumu ve Şiddetle Mücadele”. Kadın Hakları ve Sosyal Adalet Dergisi, 23(4), 145-163.
• Sayın, S. (2020). “PKK Kadınları ve Cinsel Şiddet: Örgüt İçindeki Erkek Egemen Yapı”. Politik Psikoloji Dergisi, 44(1), 75-94.
• Tülin, M. (2021). Silahlı Kadın: PKK İçindeki Kadınların Rolü ve Karşılaştıkları Zorluklar. Ankara: Yedinci Sanat Yayınları.
• Yıldız, H. (2019). PKK İçindeki Kadınların Deneyimleri ve Örgüt İçindeki Cinsiyet Hiyerarşisi. İstanbul: Sosyal Araştırmalar Dergisi.
• Yüceer, P. (2018). “PKK İçindeki Kadınların İdeolojik Savaş ve Cinsiyet Eşitsizliği Karşısındaki Durumları”. Savaş ve Toplum Dergisi, 29(1), 104-122.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. atalay konur avatarı
    atalay konur

    çözüm olcak.yalnız ap ve apoculara asla af olmayacak.yurt dışındaki apocular yurda alınmayacak.pkk ve yan uzantılarının hiç bir talebi karşılanmayacak.şartsız terörr -e son verlecek pkk lağv edilip sonlandırılacak.apocu vekiller bir daha vekil olmayacaklar.50.000 şehidimizin sorumlusu olan apoya ev hapsi bile verilemez

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar