(Bu ayak sesleri sadece yürüyüş değil, yıkımın habercisidir!)
Sefa Yürükel
Saray, kork!
Geliyoruz!
Boş sözlerle değil,
Dolu yüreklerle,
Gerçekle geliyoruz!
Ayağımız yere basıyor,
Sarsıyor taşını, betonunu, yalanlarını.
Kuru kalabalık değiliz biz—
Direnen, düşmeyen,
İnadına var olanız.
Biz geldik!
Adımızı bilmiyorsun belki,
Ama varlığımız her zamlarda yazılı.
Her kapanan fabrikada,
Her iptal edilen kadroda,
Her icra dosyasında izimiz var.
Biz halkız!
Ama öyle kitaplıklarda süslü bir tanım değil—
Prekaryayız!
Yani güvencesiz ama kök salmışız toprağa,
Yani geleceksiz ama umudu örgütlemişiz sokakta.
Haykırışlarımız duyulmuyor sandınız,
Ama biz her sustuğumuzda
Birikiyoruz.
Ve şimdi konuşuyoruz!
Hayır, bağırıyoruz!
Çünkü fısıltılarla değişmez bu düzen.
Saray, sen kork!
Çünkü bu kez sadece oy değil,
Öfke de geliyor.
Bu kez sadece talep değil,
Hesap da geliyor!
Kork, çünkü bu sefer
Çay paketleriyle susturamazsın.
Kork, çünkü bu kez
Sadaka değil, adalet istiyoruz.
Ve adaletin nereden geçtiğini iyi biliyoruz:
Senin o şatafatlı kapından değil,
Sokağın çatlak taşlarından geçiyor bu devrim!
Bizim ekmeğimiz küçüldükçe,
Senin gölgen büyüdü.
Ama unutma:
Gölgeler, güneş çekilince yok olur.
Ve biz doğuyoruz şimdi,
Yok saydıklarının içinden.
Görmezden geldiklerinin gözlerinden.
Prekaryayız ama pes etmeyiz!
İstediklerimiz net:
Ekmek, özgürlük, hak, ses!
Ve bu ses artık susmayacak.
Yıkılacaksın!
O taht, halkın sırtında yükselmişti—
Sırtımızı çekiyoruz artık!
Sandıkla geldin,
Gerçekle gideceksin.
Bu halk seni sustuysa değil,
Unutmadığı için indirecek.
Saray, kork!
Geliyoruz!
Ve biz geldiğimizde,
Taş kalmayacak üstünde taş,
Yalan kalmayacak ardında hak!
Sefa Yürükel
Oslo/ Norveç
Nisan 2025




Bir yanıt yazın