Hacı Bektaş Dergâhı ve Suriye’deki Alevi Soykırımı: Sessizlik mi, Düşkünlük mü?

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

Alevi-Bektaşi yolu, tarih boyunca zalimin karşısında, mazlumun yanında olmayı ilke edinmiş, toplumsal adaletsizlikler karşısında sessiz kalmamayı şiar edinmiş bir duruşun temsilcisidir. Bu yolun tarihsel merkezlerinden biri olan Hacı Bektaş Veli Dergâhı, yalnızca bir inanç merkezi değil; aynı zamanda halkın vicdanı olmuştur. Ancak günümüzde, bu dergâhın postnişinliğinde yaşanan suskunluk, Alevi toplumunda ciddi kırılmalara neden olmaktadır. Özellikle Suriye’de Arap ve Türkmen Alevilere yönelik sürdürülen soykırım karşısındaki sessizlik, bir inanç krizine ve temsil tartışmasına yol açmıştır.

Suriye’deki Alevi Soykırımı: Görmezden Gelinen Gerçek

Suriye’de on yılı aşkın süredir süren vekâlet savaşlarında, radikal cihatçı örgütler ve mezhepçi güçler eliyle Alevi topluluklara yönelik sistematik bir şiddet uygulanmaktadır. Bu süreçte binlerce Alevi katledilmiş, yüzbinlercesi yerinden edilmiş, kadın ve çocuklar cinsel şiddetin hedefi olmuştur. Bu gelişmeler yalnızca bir politik çatışmanın sonucu değil, kültürel ve fiziki bir soykırımın açık göstergesidir.

Ancak ne yazık ki, bu açık insani trajediye rağmen Türkiye’deki Alevi kurumları, özellikle tarihsel sorumluluğu en büyük olan Hacı Bektaş Veli Dergâhı, bu konuda etkin ve ses getirici bir tutum almamıştır. Bu sessizlik, sadece siyasi bir tercih değil, aynı zamanda inançsal bir kopuştur.

Tarihsel Mirasın Sorumluluğu

Tarih bize yalnızca onur değil, sorumluluk da yükler. Kurtuluş Savaşı yıllarında Balım Sultan Dergâhı’nın işgalci güçler ve halifelik makamına karşı halktan yana net bir tavır aldığı unutulmamalıdır. O zor koşullarda bile, halkın ve adaletin yanında duran Alevi önderlerinin varlığı, bu yolun asli ruhunu oluşturur. Dolayısıyla bugün Suriye’de yaşananlar karşısında dergâhın sessizliği, bu tarihsel çizgiyle çelişmektedir.

Düşkünlük: Erkân Bozmak mı, Hakikatten Sapmak mı?

Alevi yol öğretisinde düşkünlük kavramı yalnızca ritüel ya da erkân bozmaya indirgenemez. Asıl düşkünlük, zalim karşısında susmak, mazluma sırt çevirmek, hakikatin karşısında egemenin hizasına geçmektir. Bu bağlamda değerlendirildiğinde, Hacı Bektaş Dergâhı postnişinliğinde sürdürülen suskunluk, manevi bir düşkünlük hali olarak görülmelidir. Hacı Bektaş Veli sağ olsaydı, bu sessizliğe boyun eğenleri dergâhtan kovardı; çünkü o, zulüm karşısında susanı düşkün sayardı.

Toplumsal Yankılar ve Meşruiyet Krizi

Bu sessizlik, Alevi toplumunun vicdanında derin bir yara bırakmıştır. İnanç önderlerinin halktan ve hakikatten uzaklaşması, sadece kurumsal bir eleştiriyi değil, aynı zamanda temsil krizini doğurur. Yolun ruhunu yaşatamayan makamların halk nezdinde hükmü yoktur. Bu suskunluk, halkın gözünde meşruiyetini yitirmiş, kişisel ikbal kaygısına indirgenmiş bir temsil haline gelmiştir.

Sonuç

Alevi-Bektaşi yolu, tarih boyunca sadece inançsal değil, aynı zamanda etik ve toplumsal bir duruşun adıdır. Bu yolun merkezlerinden biri olan Hacı Bektaş Dergâhı’nın günümüzdeki temsilcilerinin, mazlumların çığlığı karşısında sergilediği sessizlik; bu yolu çürüten, maneviyatını sarsan bir durumdur. Yolun gerçek sahipleri, bu sessizliği kabul etmemekte; vicdanlarıyla, tarihle ve inançlarıyla bu duruşu reddetmektedir.

Bu yazı, yalnızca bir eleştiri değil; aynı zamanda bir çağrıdır. Hakkın, halkın ve hakikatin yanında durmayan hiçbir post, yol tarafından tanınmaz. Bu nedenle, inancın ve yolun gereği olarak; suskunluktan sıyrılıp yeniden halkın sesi olma vakti çoktan gelmiştir.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Mehmet Ali Kara avatarı
    Mehmet Ali Kara

    Dün Lübnanlı arkadaşı gördüm, ismi Ali. 8 aydır Suriye’ de human yardım projesinde görevliydi. Bugüne kadar orda 7.000 Alevi insanı, Suriyedeki bu yeni kurulan rejimin kurbanı olduğunu söyledi. Bu yaptıkları olay Genozit. Hayatta kalanlarıda sunni dinine geçmeleri için zorla asimile yapıyorlar.
    Suriyedeki Alevi katliamının en büyük destekçisi Türkiyedeki AKP ve Türkiyenin sinsi Cumhurbaşkanı.

    Not: Suriye Alevileri, Türk kökenlidir.
    Oğuzboyu, Bozoklar, Yıldızhan ‘nın 24 boyudur. Zamanında Osmanlı onları oralara sınır koruyucusu olarak yerleştirdi. Ata binmeyi en iyi becerenler’ di, Cerit, Dulkadir, Saraç, Beydilli boylarına ait Türkmenler.

  2. Haşim Yıldırım avatarı
    Haşim Yıldırım

    Almanyanın biraz önce Welt Gazetesini okudum, Suriye’ de silahlanmış kişiler, kapı, kapı gidip Alevileri katliam yapıyorlarmış. Dünya halkı nerede? Suriyede öldürülen Aleviler Türk kökenlidir. Ses ver Türkiye. Erdoğanın silah yardımı yaptığı adamlar, şimdi Suriyede Türkleri katlediyorlar. 2013 den beri Erdoğan, Türk askeriyesine ait Silahları Suriye’ ye depoladı. Şahitler var.. İnşallah Erdoğanı yakında dar ağacında görürüz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar