HAVUZ MEDYASI

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

SÜREK AVI…

Havuz medyası…

Yani; Saray müdaviminin kendisini yıkayıp yağlaması için oluşturduğu medya…

Yandaş veya yalaka medya da denebilir; zerre kadar mahzuru olmaz…

Utananı da…

Yediden yetmişinde nasıl bir kişiliksizliktir, kimliksiz-kemiksizliktir anlamak mümkün değil…

Yalan deseniz var…

Ayak oyunu deseniz var, iftira deseniz var, dedikodu deseniz var…

Mal mülk de…

İlginç olan şu; tamamı Saray’ı yıkama-yağlamaya başlayana kadar bildiğimiz “züğürt”

Aç-açıkta…

Nefesleri kokuyordu, adam yerine koyanları da yoktu; okuyucuları da…

***

Ne olduysa bir anda Saray tarafından seçildiler, adeta danışman hatta bilirkişi oldular…

Sonra…

Hızla köşe değil dört köşe oldular, milletvekili, konsolos, MİT başkanı, belediye meclis üyesi

Hatta belediye başkanı…

Haftanın en az beş günü yandaş yalaka TV kanalarında boy gösteriyorlar…

Gazeteci yazıyor isimlerinin altında…

Avukat…

Bilmem ne üniversitesinin rektörü ya da öğretim görevlisi…

O bu, şu, her neyse…

Tek görevleri var; Saray’ın yaptıklarını (iyi veya kötü) övmek, asrın liderini yere göğe sığdırmamak…

***

Ve muhalefeti, özellikle anamuhalefet partisi CHP’ ni “LİNÇ” etmek…

***

Sürekli takipteler; bir nevi “sürek avı,” yakaladıkları avlarını parçalamaya, linç etmeye odaklanmış “satılmış, kiralık” tipler…

Önceden hazırlanmış, yazılmış ellerine verilmiş yalanlar…

Tuzaklar…

İftiralar, hakaretler tehditler…

FETÖ artığı düzmece belgeler, montaj videolar, “gizli” tanıklar…

Ve!

Önlerine ortaya yatırdıkları, peşin suçlu ilan ettikleri “CHP ve genel başkanı, vekiller…”

Bağırmalar…

Çığlıklar, her kafadan bir sesin çıktığı anda “infaz odasına” dönen mekân…

Ne ahlak vardır burada ne de “hukuk”

***  

Olan tek şey “asrın liderinin” dikkatini çekmek ve beğendirmek…

Sonrası?

Ballı kaymaklı maaşlar ve makam-mevki…

***

Kaç gündür hatta “kaç aydır” izliyorsunuz sanırım; yandaş ve yalaka havuz medyasının “infaz odalarında”

CHP ve Ekrem İmamoğlu, Özgür Özel, kayyum atanan belediye başkanları…

Gözaltına alınan müdürler…

Danışmanlar…

Medya ve reklam sorumluları, başkan yardımcılar falan filan…

Saray’ın atadığı, isminin önünde Cumhuriyet savcısı yazan birinden aldıkları destekle birlikte “linç” ediliyorlar…

Aslı astarı olmayan iddialarla, pervasızca, acımasızca…

***   

Biliyor musunuz? Linç bir Amerikalı yargıcın adıdır…

Charles Lynch…

Yargıç falan değildir aslında, çiftçi, lahana yetiştiriyor. 1780’li yıllarda Amerika’nın iç savaşlarla çalkalandığı günlerde, önce albay yaptılar lahanacıyı…

Bir de mahkeme kurdu, çobanlardan bir jüri oluşturdu, başladılar beğenmedikleri siyahları, Kızılderilileri, biat etmeyen masum insanları yargılamaya…

Hukuk bilmedikleri için içlerinden artık ne geldiyse, insanları kırbaçlatmaya, kalabalıkların önüne atmaya, mahkemenin penceresinden sarkıtıp asmaya…

Tabii ki tarihe geçti Lynch…

Adını, utanç veren bir insanlık suçuna verdiler; LİNÇ…

***

Linç, hukukun olmadığı yerdir. Sürek avına benzer; peşin suçlu ilan edilmiş masum kaçmak ister… Peşindeki avcıların vahşi çığlıkları dört bir yanda yankılanır…

Her kafadan bir ses çıkar…

Av, yakalandığı an peşindeki güruhun elinde, sorgu sual olmadan paramparça edileceğini bilir…

Şaşkındır…

Sığınacak hukuk arar, bulamaz. Peşindeki sürek avcılarının tek amacı vardır; yakalamak ve linç etmek…

***

Hukuk olmadığında “linç” başlar, alışkanlık yapar o yüzden hukuk bitmişse linç hiç bitmez. Çünkü linç hukukun olmadığı zamanların kötü kültürüdür…

“Akıl-mantık, vicdan kaybolur…”

Tıpkı bugün gibi, tıpkı Ekrem İmamoğlu’na yapılanlar gibi, tıpkı sokağa çıkan “öğrencilere” reva görülenler gibi…

Umarım bu sürek avı; utancın sessizliğine bürünmeden biter…

Erdoğan ÖZGENÇ

İstanbul 22.03.2025 04.30



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar