Türkiye’nin Geleceği: Halk, Sistem İçi Partilerden Kopmalı ve Kendi Liderliğini Yaratmalıdır

Okuma Süresi:

3–4 dakika
❤️

Sefa Yürükel

Türkiye, özellikle 21. yüzyılın başından itibaren küresel güçlerin bölgesel projeleri kapsamında siyasi, ekonomik ve toplumsal dönüşümlerle karşı karşıya kalmıştır. Bu bağlamda, Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) gibi jeopolitik stratejiler, Türkiye’nin üniter yapısını hedef alarak federal bir sisteme geçişi zorlamaktadır. Bu süreçte, siyasi partilerin tutumu ve işlevi tartışmaya açıktır. Ana akım siyasi partiler—Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)—çeşitli sebeplerle bu dönüşüme zımni veya doğrudan destek vermektedir. Aynı şekilde, terör örgütü PKK’nın da bu süreçte meşruiyet kazanma çabası dikkat çekmektedir.

  1. Türkiye’nin Federasyona Sürüklenme Tehlikesi ve BOP’un Rolü

BOP, ABD tarafından 2000’li yıllarda Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki sınırları yeniden şekillendirmeyi hedefleyen bir strateji olarak ortaya konmuştur (Fuller, 2008). Bu plan çerçevesinde, Türkiye’nin etnik ve mezhepsel temellerde bölünerek federatif bir yapıya dönüştürülmesi hedeflenmektedir.

BOP’un Türkiye’ye yönelik uygulamalarında şu unsurlar öne çıkmaktadır:
• Merkezi yönetimin zayıflatılması: Güçlü bir merkezi hükümet yerine, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve özerk bölgelerin oluşturulması teşvik edilmektedir (Oran, 2010).
• Terör örgütlerinin meşrulaştırılması: PKK ve onun siyasi uzantıları, demokratikleşme söylemi adı altında meşru bir siyasi aktör olarak gösterilmeye çalışılmaktadır (Balcı, 2016).
• Anayasal dönüşüm: Türkiye’nin üniter devlet yapısının değiştirilerek, federatif bir yapıya yönlendirilmesi için anayasa değişiklikleri gündeme getirilmektedir.

Bu unsurlar, sistem içi siyasi partiler tarafından doğrudan veya dolaylı olarak desteklenmekte, böylece Türkiye’nin bölünmeye açık hale getirilmesi kolaylaştırılmaktadır.

  1. Ana Akım Siyasi Partilerin Ortak Politikaları

Türkiye’de iktidar ve ana muhalefet partileri arasındaki görünürdeki ideolojik farklılıklara rağmen, temel konularda ortak bir politika yürütüldüğü gözlemlenmektedir.
• AKP: 2002’den itibaren Türkiye’deki siyasi sistemi köklü şekilde değiştirmiş, açılım süreçleri ile PKK ile müzakereler yürütmüş ve yerel yönetimleri güçlendirme politikası izlemiştir (Çiçek, 2015).
• CHP: 2010 sonrası dönemde Batı yanlısı ve küreselci politikaları daha fazla benimseyerek AKP ile birçok kritik noktada örtüşen politikalar üretmiştir (Demirağ, 2019).
• MHP: Resmi olarak milliyetçi bir çizgi benimsemesine rağmen, 2017’deki referandum süreciyle birlikte AKP politikalarına entegre olmuş ve bu dönüşüm sürecine destek vermiştir.
• PKK ve Siyasi Uzantıları: Federatif yapı hedefini açıkça beyan eden PKK, BOP’un bir parçası olarak hareket etmekte ve çeşitli siyasi partiler üzerinden meşrulaştırılmaktadır (Yıldız, 2017).

Bu tablo, mevcut sistem içi partilerin Türkiye’yi federatif bir yapıya sürükleyen dönüşüm sürecinde farklı roller oynadığını göstermektedir.

  1. Halkın Kendi Liderlerini Çıkarması ve Milli Bir Hareketin İnşası

Bu koşullar altında, halkın sistem içi partilere bağımlı olmaktan çıkması ve kendi milli liderlerini yaratması kaçınılmaz hale gelmiştir.
• Bağımsız Siyasi Organizasyonlar: Halkın tabandan gelen örgütlenmelerle milli bir siyasi hareket oluşturması gerekmektedir (Karakaş, 2020).
• Atatürk İlke ve Devrimlerine Dönüş: Türkiye’nin ulusal bağımsızlığını koruyabilmesi için Atatürk’ün devlet yönetimi anlayışına geri dönmesi ve emperyalist projelere karşı net bir duruş sergilemesi gerekmektedir (Bayrak, 2014).
• Kendi Liderlerini Yetiştirme: Mevcut siyasi figürlerin dışında, halkın içinden çıkan liderlerin desteklenmesi gerekmektedir. Sadece popüler ve medya desteği alan isimlere yönelmek, halk hareketlerinin manipüle edilmesine neden olmaktadır (Erdoğan, 2018).

Sonuç ve Değerlendirme

Türkiye, sistem içi siyasi partiler aracılığıyla federatif yapıya sürüklenme tehlikesiyle karşı karşıyadır. AKP, CHP, MHP ve PKK’nın bu süreçte oynadığı roller, halkın yeni bir siyasal yönelim benimsemesi gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu çerçevede, Atatürk’ün bağımsızlık anlayışı rehberliğinde, halkın kendi liderlerini yetiştirmesi ve sistem içi partilere alternatif bağımsız bir milli hareket inşa etmesi gerekmektedir.

Türkiye’nin geleceğini koruyabilmesi için halkın bilinçli bir şekilde hareket etmesi ve mevcut siyasal düzenin dayattığı çözümlere karşı milli bir siyaset geliştirmesi şarttır.

Kaynakça
• Balcı, A. (2016). Türkiye’de Terör ve Siyaset İlişkisi. İstanbul: Alfa Yayınları.
• Bayrak, T. (2014). Atatürk ve Türk Devrimi. Ankara: Türk Tarih Kurumu.
• Çiçek, M. (2015). Türkiye’de Açılım Süreci ve Sonuçları. İstanbul: Kriter Yayınları.
• Demirağ, H. (2019). CHP’nin Küreselleşme Politikaları. İstanbul: Yeditepe Üniversitesi Yayınları.
• Erdoğan, F. (2018). Siyasi Liderlik ve Halk Hareketleri. İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınları.
• Fuller, G. (2008). The New Turkish Republic: Turkey as a Pivotal State in the Muslim World. Washington, D.C.: United States Institute of Peace Press.
• Karakaş, O. (2020). Bağımsız Hareketler ve Toplumsal Değişim. İstanbul: Vatan Yayıncılık.
• Oran, B. (2010). Türkiye’de Etnik ve Bölgesel Politikalar. Ankara: İmge Kitabevi.
• Yıldız, M. (2017). PKK ve Küresel Stratejiler. İstanbul: Bilgi Üniversitesi Yayınları.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar